İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 23. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk ticaret kanunu (s.s.96)

Rıdvan Yalçın

Ordu Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 23. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Kasım 2008 · 1.109 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Rıdvan Yalçın (MHP), 27 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)); konuşma 1.109 kelime.

Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “Türk ticaret kanunu (s.s.96)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 27 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2008-11-27-turk-ticaret-kanunu-s-s-96 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, partim ve şahsım adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, önümüzdeki tasarı, Meclis gündemini uzun yıllar meşgul eden ve nihayet Genel Kurula gelebilmiş kapsamlı bir temel kanuna ilişkindir. Yapılış mantığına, yapılış yöntemine, görüşme zamanına ciddi itirazlarımızla birlikte, uzun yıllara dayalı ciddi bir emeğe dayalı bu çalışmaya katkıda bulunanlara da teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, iktidar partisi sözcülerince bir ortak önergeler hazırlanması meselesi ifade edildi ve bu meseleyle muhalefet ve o çalışmaya katılan arkadaşlarımız da bir töhmet altında bırakıldı. Ben de o çalışmaya partim adına katılmış bir komisyon üyesiyim.

Daha önceki konuşmacılar ifade ettiler, bu tasarı 1.534 madde olmasına rağmen, geçen dönemden kaldı diye, Komisyonda zaman kaybolmasın diye sadece geneli üzerinde yapılan bir çalışmadan sonra Genel Kurula gönderildi ve aslında İç Tüzük’ün 77’nci maddesinden kaynaklanan bu garabet durumun bir özrü olarak Komisyon Başkanımızın inisiyatifiyle grup başkanlıklarından böyle bir çalışma grubu oluşturulması istenmişti. Ben de partim adına katıldım. Aslında bizim yaptığımız orada bir ortak önerge hazırlamaktan ziyade, bilim heyetinin yaptığı çalışmalara nezaret etmek şeklindeydi ve birçok değişiklik önergesi de çalışma zamanları dışında bize elden gönderilmiştir. Örneğin bunun son örneği, bir madde de zannediyorum dün Komisyon Başkanımızca gönderilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu çalışmayı küçümsemek, reddetmek için bunları anlatıyor değilim fakat böyle bir iyi niyetli çalışmayı burada Meclis kürsüsünde “Muhalefetin bu tasarıya karşı bir eleştirisi yok, bu tasarının tamamını muhalefet de kabul ediyor.” gibi takdim etmek bu tür çalışmaların önünü kesen bir yaklaşım olmuştur. Bu sebeple bu durumu kabullenmediğimizi ifade etmek isterim.

Sayın milletvekilleri, bütün modern ülkelerde hukuk oluşturmak en önemli işlerin başında gelmektedir. Çağın gereklerine uyum sağlamak, vatandaşlarına daha güvenli, daha şeffaf, rekabete açık, tüketicileri önemseyen ticari ortam oluşturmak her devletin temel görevleri arasındadır. Hukuk, yeni sorunlar üretmek için değil, sorunları çözmek için başvurduğumuz bir olgudur. Bu itibarla bu kapsamda bir kanun yapmak çoğunlukla yararlarından çok mahzurları ile yeni sorunlar üretmeye müsait olmaktadır. Bu kanunla elli hatta seksen yıllık Türk ticaret hukuku birikimi, oturmuş yargı uygulamaları önemli ölçüde devre dışı bırakılmaktadır. Madde sistematiği toptan değiştirildiğinden hem uygulayıcılar hem de kanundan etkilenecekler bakımından zahmetli ve zaman alıcı sonuçlar doğuracaktır. Dikkat edilirse örnek alındığı ifade edilen AB ülkelerinin en dinamik alan olan ticaret hukukunda özellikle teknolojik gelişmeler ve yönetişim anlayışının çağdaş gereklerine uygun olarak sıkça değişiklikler yapıldığı, kanunlara yeni müesseseler ilave edildiği ve hatta birçok ülkede özel kanunlar çıkarmak suretiyle mevzuat eksikliğinin giderildiği görülecektir. Ancak hiçbir ülkede, bu tasarıyla yapıldığı gibi, sanki ilk kez ticaret kanunu yapılıyormuş gibi bir yöntem izlenmemiştir. Kanunlar, ülkelerin, aynı zamanda devlet geleneğinin de yazılı vesikaları olarak özenle korunması gereken kimlik unsurlarındandır. Onun için seksen yıllık geleneği bir çırpıda yok etmek doğru değildir. Bir kanunun yürürlükte kaldığı zamanın uzunluğu bir olumsuzluk değil, gelecek kuşakların hayranlığını kazanacak bir durumdur.

Değerli arkadaşlarım, iktidar partisi benzer yöntemleri önemli diğer temel kanunlarda da yapmıştır; Ceza Kanunu, Borçlar Kanunu, Hukuk Usulü gibi. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, âdeta, cumhuriyetin yerleşmiş, gelenekselleşmiş bütün birikimlerini yok sayıp yeni bir başlangıç yapılıyormuş gibi bir tavır içerisine girilmesini doğru bulmamaktayız. Yürürlükteki kanunun eksik yanlarını tamamlamak, aksayan yanlarını düzeltmek yerine çok daha fazla zaman gerektiren ve çoğunlukla yürürlüğe girene kadar bazı hükümleri eskiyen bu yöntem sağlıklı da değildir. Nitekim bu tasarıda bu durumla karşılaşmaktayız. Komisyon Başkanımızın inisiyatifiyle kurulan çalıştayda, elli altı -bir madde daha ilave edildi- elli yedi değişiklik önergesinin hazırlanmış olduğu da bu sağlıksız durumun bir delilidir.

Bir kanunun bütünüyle yeniden yapılması, acil ihtiyaç olan değişikliklerin de nasılsa yeni kanunda yer alır düşüncesiyle yapılmaması sonucunu doğurmaktadır. Örneğin, değerli arkadaşlarım, bu kanunun hazırlığı on yıla yakın zaman sürmüştür ve bu on yıl içerisinde hep yeni düzenlenecek kanunda yer alacak düşüncesiyle elzem olan değişiklikler de yapılamamıştır. Yukarıdaki açıklamalardan iktidar partisi ile partimiz arasındaki yasama anlayışının farklılığını ifade etmiş oldum.

Değerli arkadaşlarım, çok önemsediğim iki hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum:

Birincisi: Kapsamlı temel kanunlar, içinden geçtiğimiz ağır ekonomik kriz ve terör olaylarındaki infial uyandıran yoğunluk sebebiyle doğru bir zamanlama içinde görüşülmemektedir. Bu tür kapsamlı temel kanunlar daha dingin zamanlarda, uzun vadede yaşanacak etkilerinin de değerlendirilebildiği bir atmosferde görüşülmelidir.

İkinci husus ise milletimizin gündemi ile Meclisimizin gündemi arasında aynılık olmayışıdır. Ne yazık ki bugün milletimizin iki temel gündemi kâbus gibi her ferdimizi kuşatmış bulunmaktadır. Ekonomideki kötü gidiş nedeniyle emeğinin karşılığını alamayan çiftçimiz mutsuz, işini kaybetmekten korkan çalışanımız huzursuz, kirasını ödeyemeyen esnaf parasız, üretimi durdurmuş iş adamı çaresiz ve gelecekten umudunu kesmiş emeklimiz moralsizdir. Bir yanda ise vatanımızın bütünlüğüne, milletimizin birliğine kasteden hain teröre karşı güçlü bir irade göstermesi gereken iktidarın, çözüm olarak “Terörist başı”na komşu göndermeyi, hamilerinden medet ummayı seçmesi vatandaşlarımızı derinden yaralamaktadır. Böyle bir zamanda bu yasayı görüşüyor olmak en iyi ifadeyle talihsizliktir. Aziz milletimizin, partimizin gündemi ile kendi gündeminin bir olduğunu, bizim de terör ve ekonomik krize karşı önlemleri görüşme isteğinde olduğumuzu ancak Meclis gündemini belirleyenin iktidar partisinin sayısal çoğunluğu olduğunu bilmesini özellikle istirham ediyorum.

Sayın milletvekilleri, şimdi de kısaca üzerinde konuştuğum bölümle ilgili değerlendirmeler yapmak istiyorum. Tasarının 1’inci maddesinde esaslı bir değişiklik olmayıp “ticari işletme” kavramı, kapsamı daha genişletilerek ana terim hâline getirilmiştir.

3’üncü maddede ise “ticari işletme türü” yerine genel terim olarak “ticari işletme” terimi kullanılmış, içerik aynı kalmıştır.

5’inci maddede yapılan değişiklik esas itibarıyla yerinde ve gerekli bir düzenlemedir. Yapılan düzenlemeyle denizcilik ihtisas mahkemelerinin görev ve yetki alanları, bu kanun ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ilişkin kapsam genişletilerek diğer kanunlarla var olan çelişkiler giderilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının 8 ve 9’uncu maddeleri üzerinde yoğun tartışmalar yaşanmış, bilim çevreleri ve maddeden etkilenecek bankalar, finans kuruluşları ve uygulayıcıların üzerinde ittifak etmekte zorlandığı düzenlemeler olmuştur. Hükûmetin ilk tasarısında maddede yer alan faizin anaparaya eklenerek tekrar faiz yürütülmesi olan bileşik faiz Komisyonca yasaklanmış olmasına karşın, yukarıda sayılan çevrelerden gelen itirazlar üzerine şimdi önergeyle tekrar metne ilave edilmek istenmektedir. Bankacılık uygulamaları ve cari hesaplar için böyle bir ihtiyaçtan bahsedilse de finans kuruluşları karşısında güçsüz kredi kullanıcılarını korumak bakımından Komisyonun yaklaşımı bizce daha doğru bulunmaktadır. Nitekim Komisyonda bileşik faiz yasağının tek istisnai hâli olan ve şimdi önergeyle tekrar eklenmek istenen düzenleme, “Uygulamada sıkça istismar edildiği, cari hesap dışında ticari olmayan borçlar ve özellikle kredi kartları bakımından neredeyse genel bir uygulamaya dönüştüğü ve kredi sözleşmelerinin cari hesap sözleşmesi olarak düzenlenerek hem faiz bakımından ve hem sözleşmenin kolayca feshine imkân vermesi bakımından daha güçsüz durumda olan kredi kullanıcıları aleyhine yarattığı sakıncalar nedeniyle uygun bulunmamaktadır.” Değerli arkadaşlar, bu cümleler benim değil Komisyonumuzun görüşleridir. Biz de bu isabetli görüşlere katılıyoruz. Özellikle, yaşadığımız ekonomik krizin yıkıcı etkileri, kredi bulmada yaşanan sıkıntılar, kredi kartlarının kriz nedeniyle kullanılma yoğunluğu gözetildiğinde bileşik faize tekrar geri dönülmemelidir. Bu konudaki önergeye destek vermeyeceğimizi ifade etmek istiyorum.

Yine, değerli arkadaşlarım, bu maddeye ilişkin bilim çevrelerinde de genel faiz kurallarının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RIDVAN YALÇIN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

74 konuşma daha · 27 Kasım 2008

74 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook