İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Rıdvan Yalçın

Ordu Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 29. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Aralık 2008 · 1.099 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Rıdvan Yalçın (MHP), 17 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 1.099 kelime.

Rıdvan Yalçın (MHP, Ordu). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ridvan-yalcin-23-2008-12-17-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA RIDVAN YALÇIN (Ordu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bütçesi üzerinde söz aldığım Türkiye Büyük Millet Meclisi, ortak aklımızın, ortak vicdanımızın, ortak değerlerimizin en yüksek tezahürü ve millet iradesinin tecelligâhı olarak hepimizin göz bebeğidir. Bu kutlu çatı, Millî Mücadele kahramanlarının hatıralarına ev sahipliği yapmış; milletimizin kurtuluşunu, cumhuriyetimizin kuruluşunu başarmış; ilk başkanlığını eşsiz Önder Atatürk’ün yaptığı, milletimizin gönlünde Gazi Meclis olarak kutsanmış milletçe mukaddes değerimizdir. Bunun içindir ki değerli arkadaşlarım, bu kutsal kurumun saygınlığı her değerin üzerinde tutulmalıdır. Çünkü bu kurumun saygınlığı, milletin saygınlığı, millet iradesinin saygınlığıdır. Bu kurumun onuru milletin onurudur, bu kurumun iradesi milletin iradesidir.

Hâl böyleyken, ne yazık ki, kamuoyu nezdinde, Meclisin, siyasetin, siyasetçinin itibar erozyonuna uğradığını da üzülerek görmekteyiz. Siyasetin milletvekilliği, bakanlık, başbakanlık makamlarına taşıdığı insanların, değerli arkadaşlarım, örneğin millî eğitimi konuşurken, örneğin terörle mücadeleyi, örneğin sağlıktaki sorunları, tarımı konuşurken siyasetin en tepesindeki bu insanların “Bu meseleler önemli, bunları siyasete alet etmeyelim.” diye bir karşı reaksiyon gösterdiğini görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, öteden beri çok kafamı kurcalayan bir meseledir bu. Bu kadar önemli meseleler siyasete alet edilmeyecekse, siyaset size göre uğraşılmaması gereken kötü bir şeyse siz neden uğraşıyorsunuz? Siyaset bu ülkenin bütün sorunlarına çözüm üretmesi gereken makam değil midir diye bu cümlelerin sahiplerine sormak isterim.

Değerli arkadaşlarım, bu yanlış ifade, siyasetin kurum olarak halkın gözünde değerini düşüren, alanını kısıtlayan, siyasetin bizzat siyasetçi tarafından değersizleştirilen hastalıklı bir yaklaşımdır. Milletimizin her sorunu siyasetin konusudur. Siyaset her sorunun elbette çözüm makamıdır.

Sayın milletvekilleri, bu kurumun saygınlığı, üyelerinin bireysel saygınlığıyla da yakından ilgilidir. Ne yazık ki güvenilirlik anketlerinde Meclisimiz bizleri çok da mutlu edecek durumda değildir. Bu noktada siyasi partilerimize önemli görevler düştüğü kanasındayım. Bir kısım üyesi ve hatta bir kısım kabine üyesi hakkında dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırmak, sahte evrak tanzimi, suç örgütü üyeliği gibi mahkûmiyeti hâlinde ancak eski hükümlü kadrosundan iş bulabilecek insanların bu kutsal makamlarda dokunulmazlık zırhıyla oturmalarını sağlayarak bu saygınlığı nasıl sağlayabiliriz? Bir kısım üyesi hakkında terör örgütüne yardım ve yataklık, halkı ırk, din, mezhep ayrımı gözeterek ayrımcılığa tahrik etmek, suçluyu övmek gibi iddialar varken bu kurumun itibarını kamu vicdanında nasıl yükseltebiliriz?

Sayın milletvekilleri, bu suçlardan mahkûm olacakların bu çatı altında olması kabul edilemez bir talihsizliktir. İşte bunun için yapılacak tek şey, kürsü dokunulmazlığının dışında dokunulmazlıkların kaldırılmasıdır. Dokunulmazlık zırhına ihtiyacı olanlar milletvekili olmamalı, ihtiyacı olmadığını düşünenlerin de aklanma imkânı olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Meclisin itibarı için yapılacak ilk iş olarak dokunulmazlıkların kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılmasına dair düzenlemeye destek vereceğimizi bir kez daha ifade ediyorum.

Sayın milletvekilleri, devletimiz, yasama, yürütme, yargı ayrılığı ilkesine uygun kurulmuş parlamenter bir demokrasidir. İktidar partisi, uygulamaları ile erkler arasındaki dengeyi önemli ölçüde bozmuş, yargıyı siyasallaşmakla itham ederken yasamayı da yürütmeden hesap vermesi gereken konumundan tasdik etmesi gereken bir konuma taşımıştır. Bilindiği gibi, Meclisin yasa ve denetim yapmak gibi iki temel fonksiyonu vardır. Meclis, yasama görevini ifa ederken hukukun genelliğine, evrensel ilkelere riayet etmelidir. Ancak ne yazık ki iktidar partisinin sayısal çoğunluğu, yasama yetkisini, fikirlerin tartışılma iklimi sağlanması, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınması, katkı isteyenin değerlendirilmesi, hatadan dönülmesi ve uzlaşma kültürünün yerleştirilmesi yerine, “Kabul edenler-etmeyenler” seviyesine indirgenmesine sebep olmaktadır. Bu anlayış nedeniyle sadece Kamu İhale Kanunu’nda on beş değişiklik bu İktidar zamanında yapılmıştır. Bir yanda şeffaflıktan, hesap verilebilirlikten, dürüstlükten, serbest rekabetten bahsederken belediye şirketlerine belediye ihalelerine girme hakkı getiriyorsunuz, son değişikliklerle de âdeta ihaleleri denetim dışında bırakıyorsunuz. Kamu İhale Kanunu’na o kadar çok istisna getirdiniz ki bu Kanun’un neredeyse uygulama alanı kalmadı.

Sayın milletvekilleri, iktidar partisi grubu bu Mecliste siyasete gelirken “Yasakları kaldıracağız.” diye bir yola çıkmıştı. Bugün vaat ettiğiniz yasaklar sürerken, ne yazık ki, kaldırdığınız parmaklarla yabancı vakıfların yasağını kaldırdınız, yabancı şirketlerin yasağını kaldırdınız, üniter yapıya saldırmanın yasağını kaldırdınız ve ne yazık ki milletimizin yüreğini yaka yaka Türklüğe hakaretin yasağını kaldırdınız. Milletimizin değerlerine, cumhuriyetimizin ilkelerine yaraşır, milletimizin derdine derman olacak düzenlemeler yerine, Avrupalı dostlarınızın isteklerini yaptınız. Meclisin itibarını bu yasalarla mı koruyacaksınız?

Sayın milletvekilleri, ne yazık ki AKP’nin iktidarı döneminde Meclisimizin yasama faaliyeti bakımından saygınlığı gölgelenmiştir. Durum denetim bakımından da pek parlak değildir. Soru önergeleri milletvekillerimizin en sık kullandığı denetim yöntemidir. Ancak, Hükûmet üyelerinin soru önergelerine karşı kayıtsızlığı âdeta bu kurumu işlemez hâle getirmiştir. Örneğin bir yıl önce petrol kaçakçılığı kapsamında verdiğim soru önergesi hâlen cevaplanmamıştır. Aynı tarihte Sayın Başbakanın yurt dışı gezilerinden doğan harcırahlarla ilgili sorum hâlen cevapsızdır. Sekiz ay önce İçişleri Bakanımıza Ordu İl Genel Meclis Başkanı hakkında sorduğum soru cevap bekliyor. Yine sekiz ay önce Tarım Bakanımıza sorduğum fındık ithalatı, bal ithalatıyla ilgili sorularım hâlen cevap bekliyor. Birçok milletvekili arkadaşımızın soruları da aynı şekilde cevap verileceği günü bekliyor.

Değerli arkadaşlarım, “Sözlü soru önergeleri için çalışma saatleri yetmiyor.” mazeretini de samimi bulmuyoruz. O hâlde, yazılı sorulara cevap vermeyişinizi nasıl açıklamak gerekir?

Değerli arkadaşlarım, yine başıma gelen bir konuyu paylaşmak istiyorum: Bakanlığa bir konuyla ilgili soru önergesi veriyorum. Bakanlık bunun mahallî idarelerden sorulmasını cevap olarak veriyor. Valiliğe cevap yazıyorum, bu kez de valilikten, valiliklerin milletvekillerine doğrudan bilgi, belge vereceğinin düzenlenmediği ifade ediliyor ve sorumuza bir şekilde cevap alamamış oluyoruz. Yine, birçok hayati konuda Meclis araştırması, komisyon kurulması talepleri de iktidarca kabul görmüyor. İşte değerli arkadaşlarım, denetimdeki durumumuz da budur.

Sayın milletvekilleri, Sayın Meclis Başkanımızca yeni bir iç tüzük hazırlanmasına ilişkin bir çalışma başlatıldığını, bu çalışmaların hâlen sürdürüldüğünü biliyoruz. Bu çalışmanın, Meclisimizin gelenekleri de korunarak, rasyonel bir anlayış getirmesini diliyoruz. Yeni iç tüzükte, çağdaş eğilimlere uygun olarak kanun tasarı ve tekliflerinin üzerindeki ayrıntılı çalışmaların Genel Kuruldan ziyade ihtisas komisyonlarında yapılması tercih edilmelidir. Yine, ihtisas komisyonlarında yapılacak çalışmalara sivil toplum kuruluşlarının da katkı sağlaması temin edilmelidir. Yine, ihtisas komisyonlarının yetkileri artırılmalı, yasal çalışmayla ilgili araştırmayla ilgili alt komisyonlar oluşturulabilmesi bir yasal düzenlemeyle çerçeveye kavuşturulmalıdır. Araştırma komisyonları kurulması iktidarın sayısal gücüne bırakılmamalıdır. Değerli arkadaşlarım, birçok çağdaş ülkede araştırma komisyonları kurulması için iktidarın sayısal çoğunluğu yerine belli sayıda milletvekillerinin kişisel inisiyatifleriyle de bu komisyonlar kurulabilmekte, oldukça da faydalı sonuçlar sağlanabilmektedir.

Sayın milletvekilleri, Meclis çalışanlarımız arasında da çok ciddi ücret eşitsizlikleri olduğunu gözlemliyoruz. Özellikle “4/C’li” olarak tanımlanan personel ile diğer personel arasındaki ücret eşitsizliği çok ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Kendi personeli arasında adaleti, dengeyi sağlayamayan bir meclisin milletimize de sunabileceği adalet duygusunun sorgulanacağını düşünüyor, bir an evvel bu adaletsiz durumun çözülmesini talep ediyoruz.

Yine, Mecliste geçici olarak çalışan, özellikle danışman olarak bilinen arkadaşlarımızın ailelerinin de Meclisin sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor olmaları da çok ciddi bir meseledir. Bu konunun çözümü için de özellikle çaba gösterilmesini istirham ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, milletvekillerinin kamuoyundaki “sınırsız imkânlara sahipler” imajının aksine çalışma koşullarının milletvekilliğinin saygınlığıyla bağdaşmadığı da her arkadaşımızın ortak kanaatidir. Milletvekili sıfatı taşıyor olmamıza rağmen 7-8 metrekare odalarda çalışmak, misafir ağırlamak da mümkün olamamaktadır. Bu konuda da Meclis Başkanlığımızın bir an evvel milletvekillerini makamın ağırlığıyla mütenasip çalışma koşullarına ulaştırmasını temenni etmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

73 konuşma daha · 17 Aralık 2008

73 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook