2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (sosyal hizmetler. özürlüler idaresi, aile ve sosyal, kadının statüsü. çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik, meslek yeterlilik kurumu)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 33. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Aralık 2007 · 1.182 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sacid Yıldız (CHP), 8 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (SOSYAL HİZMETLER. ÖZÜRLÜLER İDARESİ, AİLE VE SOSYAL, KADININ STATÜSÜ. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK, MESLEK YETERLİLİK KURUMU)); konuşma 1.182 kelime.
Sacid Yıldız (CHP, İstanbul). “2008 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (sosyal hizmetler. özürlüler idaresi, aile ve sosyal, kadının statüsü. çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik, meslek yeterlilik kurumu)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sacid-yildiz-23-2007-12-08-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-sosyal-hizmetler-ozu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Özürlüler İdaresi Başkanlığının bütçeleri hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşünü açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Heyetinizi grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Sağlıklı bir toplum ve mutlu yarınlar için en değerli varlıklarımız çocuklarımızdır. Değerli milletvekilleri, Çocuk Esirgeme Kurumunun öncelikli hedefi, korunmaya muhtaç çocuklardır. Bu çocukların yanında, gene, korunmaya muhtaç, bazen de bakıma muhtaç olan gençler, yaşlılar, kadınlar ve özürlüler bulunmaktadır. Çocuk Esirgeme Kurumu, bu varlıklarımızı koruma altına almak, sorunlarına çözüm getirebilmek amacıyla, Atatürk ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bazı üyelerinin de girişimiyle, 1921’de, ülkemiz ulusal Kurtuluş Savaşını yaparken cephede şehit düşen ailelerin çocukları için kurulmuştur. Bu kutsal kurum, AKP Hükûmetinin girişimleriyle amacından uzaklaşmıştır. Yönetmeliklerde yapılan değişiklikler ve yöntem yanlışlıkları ve uygun olmayan atamalar nedeniyle hedefinden sapmış bir kurum olmanın ötesine geçememiştir.
Koruma altına alınan çocuklara yeterli hizmet verilememektedir. Ayrıca, bu çocuklar değerli devlet büyüklerinin karşılama törenlerinde, Başbakanın ve bakanların karşılama törenlerinde de değerlendirilip siyasallaştırılmaktadır. Çocuklar uzman personel yerine niteliksiz, ehliyetsiz, hatta onlar için tehlike teşkil eden kişilere emanet edilmiştir. Kurumların başındaki kişiler yetersiz, deneyimsiz ve çocuk eğitimi hakkında bilgi sahibi olmayan kişilerdir. Bu yanlış kadrolaşmanın kötü sonuçları, çok değil, birkaç yıl önce çocuk yuvaları ve yaşlı bakımevlerinde uygulanan şiddet olaylarıyla gündemimizdeydi. Bu, Malatya’da, Erzincan’da, Adana’da oldu. Bunlar üzerine Sayın Bakan herkesi duygulandıran bir söz etmişti: “Bir tek çocuğun gözyaşı için gerekirse makamımı bırakırım.” demişti. Bu, herkesin kalbini kazandığı güzel bir söz, bir anne olarak da iyi bir söz fakat arkasından, İstanbul Bahçelievler Atatürk Kız Yurdunda gece çocukların yerinde olmayıp fuhuş çeteleri tarafından alındığını, gene AKP Milletvekili Sayın Turhan Çömez belgeledi, destekledi. Gene, Turhan Çömez -o sırada söylediği- Türkiye’deki yurtlarda 1.400 çocuğun yerinde olmadığını da belirtti. Bunun üzerine Sayın Başbakan, Turhan Çömez’e teşekkür edip bu araştırması için onu belki ödüllendirip onurlandıracağına, işte “O saatte orada işin neydi? Nimet Hanım’la niye bu kadar uğraşıyorsun.” diye ifade etti. Bunlar, gazete sayfalarında, haberlerde yer aldı. Yani, Turhan Çömez bir hekim, Başbakanın yakınında bulunmuş bir kimse ve milletvekili olarak denetlemeye gidiyor, görevini yapıyor, ama sonunda azar işitiyor. Bunun üzerine de Bakan, herhâlde o çocukların gözyaşlarını gözyaşı saymadı veya gözyaşı dökmediklerini farz etti. AKP Hükûmeti her şeyin üzerini o kadar güzel kapatmasını biliyor ki kısa süre sonra bu haberler basında yer almaz oldu, basının kontrolü sonucunda.
Bir diğer sorun da: Burada yetişen çocuklarımızın Kurumdan çıktıktan sonra sokaklara terk edilmesidir. Sizce de bu çocuklara daha Kurum çatısı altındayken bir iş güvencesi sağlanması daha uygun değil midir?
Türkiye’nin diğer büyük sorunu da sokakta yaşayan çocuklardır. Gün geçtikçe sayısı artmakta olan bu çocuklar için yeterli çalışmalar yapılmamaktadır. Bunlar, genellikle göç etmiş, maddi sıkıntılar çeken, AKP’nin ekonomi politikaları nedeniyle daha da yoksullaşmış ailelerin çocuklarıdır. Kimi aileleri tarafından kimi ise çeteler tarafından suça teşvik edilmektedirler. Bu çocukların çoğu okul çağındadır ve olmaları gereken yer kesinlikle sokaklar değildir. Sokaklarda onları bekleyen tehlikeleri kimse göz ardı etmemelidir. Bir süre sonra kötü emelli insanların maşası hâline gelen sokakta yaşayan çocukları topluma kazandırmak adına yapılan çalışmalar yetersiz kalmaktadır.
Sosyal hizmetler, bir ülkenin sosyal devlet olduğunun ana göstergesidir. Devlet, sosyal kurumların sorunlarına çözüm getiremiyorsa, yaşlılarına gereken özeni gösteremiyorsa, ülkesinin geleceği olan çocukların ve gençlerin güvenliğini sağlayamıyorsa, o devlet görevlerini yerine getiremiyor, yetkilerini başka yönde kullanıyor demektir.
Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu kısmında özürlülerin sorunlarına değinmek istiyorum: Özürlülük, -belki buna Özürlüler İdaresi Başkanlığı deniyor ama engelli demek daha doğru deyim olacaktır sanıyorum- günlük yaşama katılmayı engelleyen fiziksel işlevlerdeki bir sınırlılık hâlidir. Doğuştan, doğum sırasında ve sonradan oluşabilmektedir. Bizim, bunların hepsinin oluşmasını önleyen çalışmalar yapmamız gerekmektedir.
30 Mart 2007 tarihinde Birleşmiş Milletler Özürlü Kişilerin Hakları Sözleşmesi’ni imzalamış olmaktan özürlüler ve ülkemiz adına mutluluk duyuyorum. Ayrıca, Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Engelsiz Türkiye Projesi’ni de önemsiyorum. Bu vesileyle, Ampute Millî Takımımızın başarılarını da buradan kutluyorum.
Daha beş gün önce 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü’ydü. Bu günde özürlü ailelerinin ve özürlülerin feryatlarını televizyon ekranlarında işittiniz, gazete sayfalarından okudunuz. Bunlar neydi? Biraz evvel DTP Milletvekili Sayın Bayındır ifade etti ayrıntısıyla. Özürlülerin eğitimi için özel okullara verilen destek ortadan kaldırılmıştır. Haziran 2006’da verilen bu destekle 161 bin kişi bundan yararlanıyordu. Ama, 20 Kasım 2007’de bu destek geri çekildi. Arkasından, 29 Kasımda bir genelgeyle biraz düzeltildi ama gene de epeyce özürlü kimse mağdur oldu. Yönetmelikte, Dünya Sağlık Örgütünün gösterdiği Baltazar Cetveli’ne göre özürlülük derecesi değerlendirildi, daha evvel özürlü sayılanlar özürlü olmaktan çıkarıldı. Mesela, bir kolu, bir bacağı yoksa, bu özürlü olmadı, bunlara destek verilmez oldu.
Değerli milletvekilleri, hukukta “kazanılmış hak” diye bir kavram vardır. Yeni yönetmelik değişikliği çağdaş dünyayla uyum için gerekli olabilir. Bunun geçmişe dönük değil, bundan sonraki uygulamalarda göz önüne alınması gerekir.
Özürlüler için eğitim çok önemlidir. Bunların eğitiminin desteklenmesi gerekir. Çünkü, özürlülerin en önemli sorunu eğitimsizlik, yoksulluk, işsizlik, istihdam edilememe, üretken olamama durumlarıdır. Zaten, burada da eğer özürlü bir kimse, engelli bir kimse eğitilmemişse iş de bulamamaktadır, iş bulamayınca yoksullaşmaktadır. Bunlar, aynı zamanda rehabilitasyon merkezlerine de gidememektedir maddi sıkıntıları olduğu için. Bunların hepsi birbiriyle bağlantı şeyler. Bunları eğer eğitirsek… Kimse, eğitilmemiş, belli bir becerisi olmayan özürlüyü işe almak istemez. Onun için, bunların eğitim sorunu, beraberinde yoksulluğu ve işsizliği de önleyeceği için çok önemlidir.
Bunların toplumla bütünleşmesi için de rehabilitasyon eksikliklerinin, fiziksel çevrenin, ulaşım araçlarının, iş yerlerinin ve konutların elverişsizliği giderilmelidir. Bunlar giderilmelidir ki bunlar toplumla bütünleşsinler, normal vatandaşlar gibi her yere rahat gidebilsinler, her aktiviteye katılabilsinler.
Bu planlamaları gerçekleştirmek için, Avrupa standartlarına ulaşmak için Özürlüler İdaresi Başkanlığının 2008 mali yılı bütçesindeki 4 milyon 255 bin YTL ödeneğin yeterli olmadığı kanaatindeyim. Niye yeterli değil? Çünkü, geçen yıl bu ödenek 4 milyon 322 bin. Bu sene özürlü sayısı mı azaldı? Türkiye’nin nüfusu mu azaldı? Geçen seneki rakama göre daha aşağıya inmiştir. Bu, yetersizdir bunların desteği için.
Özürlülerin eğitimi, bakımı, istihdamı kadar özürlülükten korunmanın önemini vurgulamak istiyorum. Bu cümleden olmak üzere, terör ve silahlanmanın önüne geçilmesini -bu şekilde çok özürlü olmaktadır- depreme dayanıklı konutlar yapılmasını -yine özürlü sayısını artırmaktadır bu- trafik kazalarının önlenmesi için tedbirler alınmasını, akraba evliliklerinden kaçınılmasını, eğer akraba evliliği gerçekleştirilmişse daha gebelik döneminde tıbbi genetik araştırmaların yapılması ve sakıncalı gebeliklerin sonlandırılmasını uygun buluyorum.
Amaç, özürlülere acımak, farklı davranmak değil, onları engelsiz vatandaşlar gibi toplumla bütünleştirmek, eğitmektir, istihdamda değerlendirmektir, üretken kılmaktır. Bunun için de sosyal devletin, gereğini yerine getirmesini beklemektedirler. Dünya Özürlüler Günü’nde bunlar, diğer vatandaşlarla bir olduklarını, hemfikir olduklarını, aynı duygu ve düşüncede olduklarını göstermek için, Dünya Özürlüler Günü’nde engelliler Mersin’de organ bağışında bulunarak bu toplumun duyarlı ve sorumlu bireyleri olduklarını bizlere kanıtlamışlardır.
Ama özürlüler için -gene öğreniyorum basından- iki gün evvel İstanbul’da bir özürlüler kongresi düzenlendi. Maalesef bu, Askerî Müzede düzenlendi, Askerî Müze ve Kültür Evinde.
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul)Harbiye’de.
SACİD YILDIZ (Devamla)Harbiye’de evet. Orada düzenlendi ama buralara giriş çıkışlar da çok sıkıntılıydı. Orayı ben biliyorum, birkaç kere orada ben de kongreye katıldım. Buralara özürlüler girip çıkmakta çok sıkıntı çektiler. Bunları da ekranlarda hepiniz gördünüz. Yani bu -hem onlar için, katılması için kongre düzenleniyor ve o da yanlış bir yer seçiliyor- İstanbul’da daha başka yerlerde olabilirdi. Bunu da buradan söylemek istiyorum.
DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul)Biz yapmadık onu.
SACİD YILDIZ (Devamla)Unutmayın, herkes bir gün engelli olabilir. Yarın, kimsenin engelli olmayacağının garantisi yoktur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle 2008 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diler, yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP ve DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
60 konuşma daha · 8 Aralık 2007