Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)
Hatay Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 29. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Aralık 2009 · 691 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sadullah Ergin (AK Parti), 10 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEK KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.445)); konuşma 691 kelime.
Sadullah Ergin (AK Parti, Hatay). “Çek kanunu tasarısı hakkında (s.s.445)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-ergin-23-2009-12-10-cek-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-445-3 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Behiç Çelik’in hemen sorusundan başlayayım çünkü bu sorunun cevabı benim Bakanlığımda yok, ama bunu yazılı olarak kendisine ifade edeceğim ayrıca.
İlk olarak, biraz önce konuşan Sayın Ali İhsan Köktürk’ün bir tespiti oldu kürsüde, ona bir ufak cevap vermek istiyorum. “Cezaevleri doldu, taştı.” diye bir tespitte bulundu Sayın Köktürk. Evet, cezaevlerinde şu anda 117 bin civarında hükümlü ve tutuklu, toplam itibarıyla, var. Ama bunların temel artış nedenlerinin birincisi ceza infaz rejiminde yapılmış olan değişikliktir. Malumunuz, daha önce yüzde 40 infaz yapıldığında şartlı salıveriliyordu hükümlüler ama şimdi bu oran yüzde 67’ye çıkartılmış durumda. Toplumda da bu yönde ciddi bir talep oluşmuştu, hatırlarsanız yıllar önce. Kamuoyunda oluşan talepler ve ihtiyaçtan dolayı bu ceza infaz rejiminde yapılan değişiklik ceza evlerinde hükümlü, tutuklu sayısının artmasına bir miktar sebep olmuştur.
Sayın Hüsnü Çöllü’nün sorusu, bu tasarıyla ilgili olmamakla beraber yine de önümdeki bilgilerden yardımcı olmaya, cevap vermeye çalışacağım. Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak gelişmeleri Adalet Bakanlığı olarak bizim bilgimiz, bizim ilgi alanımız Alman adli makamlarının Türk adli makamlarından talep ettiği adli yardım müessesesini işletme işleminde biz aracı pozisyonundayız. Alman makamlarından bize gelen yazışmaları biz ilgili adli makama ulaştırırız, bizim adli makamlarımızdan Almanlara dönük olan cevapları da tekrar Alman Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili muhataplarına göndeririz. Bu anlamda iki tane dosya söz konusu. Bir tanesi, Almanların kendi açılarından yaptığı soruşturma var; Frankfurt Bölge Mahkemesi Savcılığının Türk adli makamlarından istediği adli yardım, kendi soruşturması açısından. Bir de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı bir soruşturma dosyası var. Orada da bizim yargı organlarımız Alman makamlarından bilgi ve belge talep etmektedir. Her iki soruşturmada da Adalet Bakanlığından yapılan taleplerde, bir ila üç-beş gün gibi makul süreler içerisinde bu yazışmaların muhatabına ulaştırılması, teslimi söz konusu olmuştur. Adalet Bakanlığının, bunun ötesinde, soruşturmanın içerisinde falancanın ifadesinin alınması, el izleri, parmak izleri ve sair teknik konularda herhangi bir tasarrufu söz konusu değildir. Bu yargılama ve soruşturmanın içeriğine ilişkin yetkiler tamamen soruşturmayı yürüten savcılıklarca yapılmaktadır. Bu soruya da böylece cevap vermiş olayım.
Sayın Reşat Doğru “Yatırım teşvikiyle ilgili bir çalışma var mıdır?” Bu konuda Devlet Planlamada ve ekonomiden sorumlu Bakanlığımızda bir çalışma olduğunu biliyorum ama henüz sonuçları ortaya çıkmadı. Yakında onunla ilgili bir açıklama yapılır.
Onun dışında, Sayın Recep Taner’in “Çeklerin ayrımı bu alanda çekin daha iyi işlemesini sağlayacak mıdır?” gibi bir sorusu var. Bu, ekonominin kayıt altına alınmasını sağlamak açısından da… Şirket çeki, tacir çeki, tacir olmayan çek ayrımı hem ekonominin kayıt altına alınmasını sağlamak hem de çekin daha iyi işlemesini sağlamak amaçlı.
“Tacir esnaf kimdir?” sorusu ise bu tasarıda düzenlenmiyor. Bu husus genel hükümlere ve Ticaret Kanunu’ndaki düzenlemeye göre ve 5362 sayılı Kanun’da ilgili maddelerde değerlendirilmiş, düzenlenmiş durumdadır. Türk Ticaret Kanunu’nda 692’nci maddede çekte bulunması zorunlu unsurlar zaten açıkça belirtilmiş.
Türk Ticaret Kanunu’nda farklı türde çek basılmasını yasaklayan hüküm bulunmamaktadır.
Bir başka soru da, yine, “Ticaret Yasası’na uygun mudur üç ayrı çek bastırılması?” sorusuna… Bunu engelleyen bir düzenleme yok. Ticaret Yasası genel yasadır ama burada düzenlediğimiz Çek Yasası özel yasadır. Geçmişte de farklı türde çek uygulaması ortaya çıkmıştır. Mavi çek uygulaması yapılmıştır geçmişte. Bu nedenle, tasarıda, tacir çeki ve tacir olmayan kişilerin kullanacağı çekin ayrı olmasında, Türk Ticaret Kanunu’ndaki düzenlemelere aykırı bir yön bulunmadığı düşüncesindeyiz. Getirilen bu ayrım çekle ilgili uygulamanın daha iyiye gitmesini, daha güven unsurunu pekiştirmesini sağlamaya dönük bir uygulamadır.
Ayrıca, Sayın Cengiz’in, Cidde’de altı ve yedinci kafilelerin mahsur kaldığına dair bir tespiti var. Bu konuyu şimdi sizden duyduk, sabahtan beri Genel Kuruldayız malumunuz, ama bununla ilgili hem Ulaştırma Bakanlığımızdan hem diğer ilgili kurumlardan, Diyanet İşleri Başkanlığımızdan… Şu anda bu canlı yayın vesilesiyle haberleri olmuştur ama biz, ayrıca da oraların harekete geçmesi için gerekenleri yapacağız.
Onun dışında, Sayın Ali Rıza Öztürk’ün, “Usulsüz işlem yaptığı iddia edilen hâkim ve savcılara ilişkin niçin soruşturma izni vermiyorsunuz?” gibi bir sorusu oldu. Sayın Öztürk’teki bilgi doğru değil, bize gelen tüm şikâyet dilekçeleri mutlaka incelemeye alınır, bunlarla ilgili bir sonuca bağlanır. Şu anda devam eden inceleme ve soruşturmalar vardır, gerek muhakkik eliyle gerekse müfettiş eliyle bunlar devam ediyor.
Ayrıca, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluyla bir protokol yaptığımız bilgisi de doğru değil. O bir protokol değil, ama hakkında şikâyet bulunan hâkim ve savcılara ilişkin müfettişlerimizin o konuyla ilgili incelemeleri şu anda İstanbul’da devam etmektedir.
Arz ederim Sayın Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
68 konuşma daha · 10 Aralık 2009