İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

GENEL KURUL · 41. BİRLEŞİM · SALI

YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle

Sadullah Kısacık

Adana Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 41. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2025 · 467 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

YENİ YOL GRUBU ADINA SADULLAH KISACIK (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Emekliler, milletimizin gün görmüşleri, toplumsal hafızanın temeli, aynı zamanda sosyal yaşamın omurgasıdır. Emekliler, genç kuşakların geleceğini bilgelikleriyle, yürekleriyle şekillendirenlerdir; onlar önden gidenler, yol açanlardır. Bugün bu ülkenin alın teriyle çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanlarının bir otel odasına sıkıştırılan hayatlarını konuşacağız. Türkiye'de emeklilik artık bir dinlenme dönemi değildir, emeklilik bugün bu ülkede hayatta kalma mücadelesidir. Bakın, bu rakamları ben söylemiyorum, devletin kendi verileri söylüyor: 2024 itibarıyla Türkiye'de yaklaşık 16 milyon emekli var, en düşük emekli maaşı 16.881 ama aynı Türkiye'de tek başına yaşayan bir insanın yoksulluk sınırı 24 bin TL'yi aşmış durumda yani bu ne demek biliyor musunuz? Devlet emeklisine diyor ki: "Sen yoksul yaşayacaksın ama sessiz yaşayacaksın."

Sayın milletvekilleri, bu maaşla İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de bir ev kiralamak mümkün değil; bugün büyükşehirlerde kira minimum 15 bin TL bandında. Peki, bu emekli ne yapıyor? Kendi evini satıyor, kirasını ödeyemiyor ve sonunda bir otel odasına zorla sığınıyor; evet, yanlış duymadınız; bu ülkede artık emekliler evde değil, günlük kiralanan ucuz otel odalarında yaşıyor. Ankara'da Ulus'ta, İstanbul'da, turizm bölgelerinde geceliği 200-400 TL arası olan, çoğu zaman ortak tuvaleti olan ve hatta banyosu olmayan 3 kişilik, 4 kişilik ranza sistemi odalarında emeklilerimiz şu anda maalesef yaşamlarını sürdürüyor.

Şimdi şunu soruyorum iktidara: Bu mu "insanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışınız? Bu insanlar yirmi beş, otuz yıl çalışmış, prim ödemiş, vergi ödemiş ve aynı zamanda emek vermiş insanlar. Bugün bunun karşılığında aldıkları şey ne? Bir anahtar, bir oda ve bir yatak; yılların emeğinin karşılığı maalesef bu. Türkiye Emekliler Derneği diyor ki: "Emeklilerin yüzde 75'i geliriyle geçinemiyor, yüzde 65'i ev sahibi değil." ve bu kriz sadece barınma krizi değildir; bu, onur krizidir; bu, bir adalet krizidir. Eurostat ve OECD verileri ortada; Türkiye emeklilere yapılan kamu sosyal harcamalarında Avrupa ortalamasının yüzde 40 altında.

Sayın milletvekilleri, barınma hakkı bir lütuf değildir; barınma hakkı anayasal bir haktır, insan onurunun asgari şartıdır. Açıkça söylüyorum: Bu Meclis ya emeklisini görür ya da tarih bu dönemi emekliliğin unutulduğu yıllar olarak yazar; bakın, bu bir gerçek. 23 Ekimde Plan ve Bütçe Komisyonunda başladığımız bütçe görüşmeleri ve 21 Aralığa kadar Genel Kurulda sürdürdüğümüz bütçe görüşmeleri boyunca iktidar, emeklilere net bir vaat, net bir umut, net bir vizyon, net bir gelecek çizmemiştir. Hatta şunu da söyleyeyim: Bakın, bu ülkenin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı herkesten önce Ulus'taki o emeklilerin çektiği dramı bilmeliydi, görmeliydi, herkesten önce orada olmalıydı. Gazetede çıktıktan sonra, gazete röportajlarından sonra "Aa, bu ülkede Ulus'un arka sokaklarındaki otellerde de yaşayan emekliler varmış; gittik, gördük." dememeliydi. Net söylüyorum: Eğer, siz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanıysanız bu ülkedeki dışlanmışları, ezilmişleri, bir yere sığınmışları ilk önce siz göreceksiniz, soğukta üşüyeni ilk önce siz göreceksiniz, kömürü biteni ilk önce siz göreceksiniz, bir yetimin başını ilk önce siz okşayacaksınız; iktidar olmanın, sosyal devlet olmanın ilk koşulu budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

77 konuşma daha · 23 Aralık 2025

Günün kaydı →
77 konuşmanın tamamı →