Ham Tutanak Metni
Adana Milletvekili ·
Yeni Yol
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 2.232 kelime · yaklaşık 11 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sadullah Kısacık (Yeni Yol), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Ham Tutanak Metni); konuşma 2.232 kelime.
Sadullah Kısacık (Yeni Yol, Adana). “Ham Tutanak Metni”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sadullah-kisacik-2026-11-05-ham-tutanak-1 (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Tutanaklar/TutanakGoster/5487
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SADULLAH KISACIK (Adana)Teşekkür ediyorum Başkanım. Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanım, değerli Hazine ve Maliye Bakanlığı bürokratları, değerli basın mensupları; sizleri saygıyla selamlıyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Dündü, bir arkadaş, milletvekili arkadaşımızdan birisi "Ya, bu Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmaları eskisi gibi böyle heyecanlı geçmiyor sanki bir heyecan azlığı var." dedi, dedim herhâlde fon vurgunundan dolayı. Şimdi, fon vurgununun gölgesinde bütçe çalışması yapınca bazı şeyler anlamsız kalıyor. Mesela, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesini işte, görüşüyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi 33 milyar 787 milyon 913 bin TL, çalınan paraya bakıyorsunuz 800 milyar, diyorsunuz ki: "Ya, ben şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin kalemini konuşsam ne olur, konuşmasam ne olur?" Yani insanın algısı değişiyor. Mesela, Hazine ve Maliye Bakanlığı 2027 bütçe teklifini çalışacağım, çıktısını aldım, kapağa kaldırdım, ilk 1'inci sayfa, "Finansal Sistemin Geliştirilmesi ve Sigortacılık" programın adı. Yani şimdi şu ortamda finansal sistemin geliştirilmesiyle ilgili hedefleri okusam ne olur, okumasam ne olur, bununla ilgili görüş belirtsem ne olur, belirtmesem ne olur? Gerçekten de çok ilginç bir bütçe çalışmaları yürütüyoruz. Mesela, işte, yine bütçe teklifinde performans hedeflerine bakıyorum: Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Programı. Mali Suçlarla Mücadele Alt Programı çerçevesinde işte, şüpheli işlem bildirimi hedefi 2025 yılında 464 binmiş, 2026 yılında 500 binmiş, insan diyor ki: "Ya, o milyarlarca TL yurt dışına kaçırılmış, 500 bin hesap incelesen olur, 400 bin hesap incelesen ne olur." diyor. Gerçekten de Sayın Bakanım, bu bizim algımızı bozdu. Yani bu miktar, bu rakam, böyle bir vurgun hem finansal piyasaları derinden sarstı ama bizim algımızı da sarstı. Şimdi, ben konuşmama başlarken bir şey sormak istiyorum: Bu tasarruf paketi açıklandı geçtiğimiz yıllarda, yalnız şimdiye kadar ne kadar tasarruf edildi? Hangi kalemlerden, neler sağlandı? Bununla ilgili bir açıklama veya rapor görmedim, böyle bir rapor açıklayacak mısınız? Bu bir örnek de olur. Yani madem bir şey açıklandı, bunun takibi anlamında örnek de olur. Böyle bir rapor varsa ya da böyle bilgi varsa bizle paylaşabilir misiniz? Bir de şimdiye kadarki bütçelere baktığımız zaman şunu görüyoruz Sayın Bakanım: Bakanlıklar hep harcadıkları parayla övünüyor. Şu programa şu kadar kaynak aktardık, şu programa şu kadar para aktardık, işte, şu kadar kişiye şunları sağladık gibisinden... Ama hiç bunun sonucunu ve etkisini görmedik. Hiç rakamlar da bunu görmüyoruz. Yani sizin gibi kitapçıklar dağıtıyordu her Bakanlık, işte, verilen, dağıtılan paralar var ama hiç şu ibare yok: Bunun sonucunda yüzde 14 olan şunu yüzde 11'e düşürdük, yüzde 10 olan şeyi yüzde 9'a düşürdük gibi. En son Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı buraya geldi, yine kitapçık hazırlamış, orada, bir kitapta para dağıttığını anlatıyor, etki değerlendirmesini de karekodla önümüze verdi, 7 adet küçük karekod. Karekodu bir tarattım, 9 sayfa hepsi, etki değerlendirmesinin her biri tek tek 9 sayfa. Etki sadece 3 satır en sonunda, direkt o 8 sayfada şey var: Araştırmanın yöntemi, istatistiki yöntemler, bulgu vesaire. Ya, 130 milyar para harcanmış, üç satır. Yok müşteri sayısında yüzde 20 artış olmuş, bilmem ne de, pazar payında şu kadar arttı bu kadar. Etki anlamında ben bunu zayıf görüyorum Sayın Bakanım. Hazine ve Maliye Bakanlığının böyle bir yöntemi var mı? Yani böyle bir sistemi var mı? Bununla ilgili de sizlerden bilgi rica edeceğim. Tabii şimdi diğer bir konu, ana konu: Bu fon vurgunu meselesi. 455 bin yatırımcıyı birinci dereceden etkileyen bu kriz maalesef kurumlar tarafından etkin yönetilmemiştir. Yani ben ilk önce bu işin yönetim tarzına bir dikkat çekmek istiyorum. Şimdi, kriz patlamış, portföy şirketleri temerrüde düşmüş, insanlar paralarına ulaşamıyor. Bu işin baş sorumlusu yani işin sahibi SPK ama SPK Plan Bütçeye kadar ortada yoktu. SPK Başkanını biz görmedik. SPK'den bir açıklama da... Yani basının önüne çıkıp SPK Başkanı veya SPK'den bir yetkili televizyonda halkın gözünün içine bakıp "Şu var, bu var." demedi. İşte, fon kurulu oluşturuldu, fon kurulunun açıklamasını da İletişim Başkanlığı yaptı. Şimdi, böyle önemli bir krizde SPK'nin her gün çıkıp düzenli bilgilendirmesi lazımdı. Sosyal medyada bu sefer bir sürü tezvirat yayıldı, başka şeyler yayıldı, doğru olan oldu, bir sürü bilgi kirliliği oldu. Neden oldu? Ya, günlük birisi çıkacak "Arkadaşlar, şu kadar fon tasfiyeye girdi, şu oldu, şunu verdik, bunu aldık, şunun üstündeyiz." vesaire gibi... Çok ilginç yani olmaması gereken bir süreç yönetildi. İlk defa SPK'yle ilgili yetkiliyi Plan ve Bütçede gördü arkadaşlar. Takasbank'ı burada gördü, Borsa İstanbul'u burada gördü. Borsa İstanbul Müdürü ilk defa Plan ve Bütçede görüldü. Şimdi, o da ayrı bir durum; tutuklanan Borsa İstanbul Başkanı, istifa eden Takasbank Başkanı yani 2-3 hafta önce bu sıralarda oturuyorlardı. Biz bu arkadaşlarla burada kanun görüşmesi yaptık, kanun çalışması yaptık, sorulara cevap verdiler, fikirlerini söylediler, kanuna katkı koydular. Aşağıda Genel Kurulda yine aynı şekildeydi, sonra bir hafta sonra tutuklandı. Şimdi, bu sürecin garabetliğini de göstermiyor mu? Böyle bir süreç yönetilebilir mi? Yani biz bu arkadaşlarla burada kanun görüşmesi yaptık. Yani böyle çok ilginç bir şekilde bu süreç gidiyor. Zaten piyasaları da en çok tedirgin eden şey bu süreç yani sermaye piyasaları sürecin aklı başında bir şekilde yönetilmediğini görüyor. Yani sizin deyiminizle Sayın Bakanım, irrasyonel gidiyor. Bu süreç irrasyonel. Yani sizden önce de ekonomi politikalarında irrasyonelden dolayı kur korumalı garabete gelindi mesela, temizleyene kadar neler çektiniz örneğin. Aynı süreç şimdi bu süreçte var. Yani insanlar anlamlandıramıyorlar, diyor ki: "Bu süreç her yere gidebilir, irrasyonel bir durum var. Yani nereye gideceği belli değil." Biraz önce Sayfa: 25 arkadaş söyledi, belki bugün burada görüştüğümüz arkadaşlardan acaba -inşallah olmaz- iki gün sonra birisi de mi içeriye alınacak, tutuklanacak vesaire şimdi. Böyle bir süreç yönetiyoruz düşünün. Ama bu süreçte yapılan bilinçli tek şey var. Tabii, insanların cebinden para çalındı, insanların bir de ihtiyacı olan para çalındı, her gün kullandığı para çalındı. Şimdi, insanları bu süreçte güzel sakinleştirdiniz, o konuda tebrik ederim yani güzel bir şey oldu. İnsanlara ilk önce "Para blokeye verilecek." dendi. İnsanlar, yatırımcı dedi ki ilk önce: "Tamam ben satışımı yapmışım. Takasbankla eşleşmiş." Takasbank "Onayladı." demiş. 14'ününe satanlar, 15'inde satanlar, 16'sında satanlar "Tamam, ben paramı alacağım, ben fondan alacaklıyım." demiş. Niye demiş? çünkü SPK bülten yayımlamış. Demiş ki: "Ben bu fonları tasfiye edeceğim 17'sinde, satış emri verenler bu tasfiye dışındadır, fonun alacaklısıdır. İnsanlar rahatlamış, insanlar bir şey demiyor. Sonra, SPK birkaç gün sonra bir bültenle dedi ki: "Ben bu para blokesini iptal ediyorum." İnsanlar şok tabii. Sonunda dediniz ki: "İşte, kanun çıkaracağız Mecliste, bundan sonra ödemelere başlayacağız." İnsanlar dedi ki: "Aman, bir an önce kanun çıksın, süreç belli olsun." İnsanlar bir hafta da onunla uğraştı; yok işte, Plan Bütçeye geldi, Plan Bütçede görüşüldü, Genel Kurula indi, Genel Kurulda görüşülüyor ama bu sırada, tabii, ateş yoğun ama insanlar bekliyor, süreci bekliyor, zannediyor ki benim sorunum çözülecek. İnsanlar çözülmeyi beklerken Plan Bütçede bir baktı, para bloke, kesin ödenmeyecek, orada bir şok oldu. Aşağıya inildi, Genel Kurulda bu sefer de insanlara dediniz ki: "Biz bunu kanuna koyalım da..." SPK 79'uncu maddeye rağmen, SPK 79'uncu maddeye rağmen, yıllarca derslerde okutulan takas kesinliği ilkesine rağmen dediniz ki bu sefer de: "Kanuna koyalım da bu iş garanti olsun yani PBLK'leri, blokeleri hiç ödemeyelim." İnsanlar orada da bir şok oldu. Sonra, Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki: "Biz bunu cerrah titizliğiyle yürütüyoruz, herkese 1 milyon lira ödeyeceğiz." Yani komik bir rakam çoğuna göre ama burada da amaç ne? Aslında bu kanunu çıkarması, fon kanununun çıkmasıyla beraber amaç neydi? Parası çok olanın parasıyla az olanın parasını fonlamak; başka bir şey yok yani burada taşın altında başka bir el kol yok. Parası çok olan adam 50 milyon, 100 milyon, 20 milyon yatırmış, 300 bini, 500 bini, 800 bini kapatalım; insanlar onu bekliyordu. Sonra, bir baktı insanlar, 250 bin TL yatıyor. İşte, bu sürecin her biri, bu sürecin her biri -büyüklüğünden bağımsız olarak söylüyorum- sermaye piyasalarının işleyişine, bundan sonraki güvene, bundan sonraki kredimize ciddi anlamda zarar veriyor. Şimdi, bugün olmuş, hâlâ bu "clawback" mekanizmasının tam olarak nasıl kurulduğu veya çalıştığıyla ilgili bir bilgi de yok. Tabii, biliyoruz, Maliye bu konuda uzman, millete çökme konusunda uzman, istese direkt istediğine çöker yani esnafa gelince kredi kartına, pos cihazına kadar, arabasına kadar vesaireye kadar çökülüyor, fondan para çalana gelince "Ya, sana bir IBAN numarası verelim, vicdanından ne kopuyorsa buraya bir at, buraya para at." mantığıyla gitmedi. Adamlar tövbe etmiyor, adamlar tövbe etmiyor, Allah korkusu yok adamlarda, tövbe etmiyor yani. O zaman tövbe ettireceksiniz Sayın Bakanım. 1 milyon yani 1 milyon bile komik rakam, aslında böyle bir sistem bile yok ama 1 milyon bile ödeyemedi. Para piyasası fonundaki yatırımcıya 1 milyon ödenemedi ya! Yani bundan sonra siz yurt dışında sunum yaptığınız zaman bunu nasıl izah edeceksiniz, vallahi ben anlamıyorum. Yani para piyasası fonundaki insanların parası batan bir ülkede, bunu yurt dışı yatırımcılara, yurt dışı fonlara, fon yöneticilerine nasıl izah edeceksiniz? Bunu kalpten söylüyorum, Allah yardımcınız olsun ya, Allah sizin yardımcınız olsun. Şimdi, yine sunumda dediniz ki: "Sermaye Piyasası Kuruluyla ilgili yeni düzenlemeler yapacağız. Bu tür istismarların bir dahi olmaması için gerekli önlemleri alacağız." Bir soru sormak istiyorum: Şu yaşadığımız fon krizinin yüzde kaçı sistemden dolayı, kanuni açıktan dolayı, yüzde kaçı insan hatası? Yani biz bu krizi kanundaki açıklardan dolayı mı yaşadık, yoksa atadığımız yöneticilerin liyakatsizliğinden, millete olan sadakati değil de kendini atayan siyasi iradeye sadakatinden dolayı mı yaşadık? Yani SPK'nin hangi kanununa göre, hangi maddesine göre açık vardı da bu adamlar bu açığı kullandı, yoksa yöneticilerden dolayı mı biz bunu yaşadık? Kurumların başındaki kişilerin görevlerini yapmamasından dolayı mı yaşadık Sayın Bakanım? Yani ben bir düzenleme, ahım şahım bir düzenleme eksikliği görmüyorum orada. Burada, yöneticiler kendi işlerini, kendi görevlerini gerekli yerine getirmediğinden dolayı bu işler olmuş, bu işler yaşanmış. Şimdi, diğer bir konu Sayın Bakanım, esnaflarımız yine sabahın erken saatlerinden beri bizi arıyorlar, mesaj atıyorlar. Artık şu vergi, SGK borcunu, Sayın Bakanım, ciddi bir yapılandırmaya -bunu kalben söylüyorum- alalım. Yapılandırma derken bu mevcut yapılandırma gibi değil yani gerçekten, nefes aldıracak, belki borcun faizini belli bir şeye enflasyon oranında indirgeyip en azından belli bir süre ödeme yapmayacağı, belli bir yıl ödemeyi erteleyecek, ödemesiz gibisinden şu anda daha da çok ihtiyaç var Sayın Bakanım. Yani zaten şu anda artık ödeyebilen ödedi, yapılandıran yapılandırdı ama bundan sonra artık esnafın başka takati kalmadı. Bakın, bir esnaf mesaj atmış, demiş ki: "6183 no.lu Yasa'dan faydalandım ödeyemeyeceğimi bile bile, yapacak bir şeyim yoktu, iki ay haciz, blokelerden kurtuldum." Yani aslında size gelen o yapılandırmaların çoğunun amacı bu. Diyor ki: "En azından iki ay benim arabamı bağlanmasınlar, bankaya bloke konulmasın." vesaire, amacı o adamın. Bakın, net yazmış adam, bunun için yazmış. Bunda niye ısrar ediyorsunuz, ben anlamıyorum Sayın Bakanım. Yani gerçekten, esnafımız elinden gelse kapatıp gidecek ama kapatamıyor, borcu var, kapatanlar da dertli. İşte, birisi yine yazmış, "170 bin lira borcum kaldı, işe girdim çalışmaya, bana müsaade etsinler, bunu ödeyeyim." diyor. Tabii, AK PARTİ'li siyasetçiler de işi öğrenmiş. Halk soruyor tabii, esnaf -esnafı çok gezemiyorlar mecburen- hangi esnafa gitseler önünde bir tane -ne var- tebligat var, esnaf diyor ki: "Vallaha, işte vekilim, tebligat geldi." veya işte "Başkanım, tebligat geldi." Sistem şu Sayın Bakanım, diyorlar ki: "Vallahi, biz yapmadık, biz de anlatıyoruz Mehmet Bey'e ama işte Mehmet Bey'e kabul ettiremiyoruz." Şimdi, tüm esnaf diyor ki: "Günah keçisi Mehmet Şimşek burada." Yani işi öğrenmişler, teşkilatlar filan. "Niye esnafın borcu silinmiyor?" "Vallahi, biz de çok anlatıyoruz Mehmet Bey'e, her seferinde anlatıyoruz ama Mehmet Şimşek'e kabul ettiremiyoruz." diyorlar, bilginiz olsun. Hatta, bugün sabah bir tane "tweet" atmış bir haber firması, bana mali müşavir arkadaşlar arka Sayfa: 26 arkaya göndermeye başladı. Doğru mu bilmiyorum, ona da siz burada fırsat varken bilgi verirseniz yani yalansa yalanlarsanız... "Vergi borcu bulunan şirketlerin araçlarına yakalama işlemi başlattı." diye hemen sizin resminizi koyup. 154 bin de biz çıktı aldığımızda görüntülenmesi varmış, onun için ben şey yaptım. Hatta, bazı mali müşavirler kendi müşteri gruplarına mesaj attı "Aman, bak, dikkat edin, yakalama başladı." filan diye. Hemen sabah aramaya başlanıldı. Şimdi, Sayın Bakanım, şu şeylerin arabalarını yakalayın, fondan çalanların filan, çökün yatlarına, katlarına, arabalarına, bilmem nelerine, yurt dışındaki borsalarına. Güveniyoruz o konuda çünkü Hazine ve Maliyenin orada bir “know-how”ı var, güzel bir “know-how”ı var; eminiz, söke söke oradan alır, inşallah. Şimdi, dün itibarıyla dolar 50 TL'yi geçti Sayın Bakanım, bugün 50 TL'yi biraz daha geçti. Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan'ın ekonomiyi yönettiği ve sizin de içerisinde olduğunuz o güzel zamanlarda, ilk defa şu 200 TL'yi tedavüle aldığınızda Sayın Bakanım, bakın, bu 200 TL 134 dolar yapıyordu, şu kadar dolar yapıyordu yani 1 Ocak 2009'da bu parayla döviz büfesine gittiğiniz zaman size bu kadar para veriyordu, bu kadar. Şimdi 1, 2, 3, 4'ü veremez şu anda, 50'yi geçti çünkü biraz daha, şunu veremez yani, ancak bu kadar veriyor. Şimdi, bir soru daha sorayım: Bizim bu kadar paramız nereye gitti yani bu para niye bu kadar değer kaybetti? Bayağı bir zayıflamış, bu kadar paramız bizim nereye gitti? Bu kadar paradan bu kadar paraya nasıl düştük? Bunun da açıklamasını istiyorum. Bir de bu bütçede en çok merak ettiğim şey, şu anda dünya, Sayın Bakanım, yapay zekâyı konuşuyor. Dünyanın şu anda birinci gündemi "Biz bu yapay zekâ altyapısına, yapay zekâ harcamalarına ne kadar kaynak, nereden kaynak bulacağız?" Hatta, siz de iyi bilirsiniz, Amerikan tahvillerinin yükselmesinin ana nedenlerinden biri de yapay zekâ harcamalarına gerekli olan para miktarı. Şimdi, bakın, şu tarihteki büyük yatırım döngüleri, mesela, tarihte demiryollarına olan yatırım, telekom fiber, hani bu döngü... Yapay zekâya bakın, hepsini geçmiş, şimdi, böyle bir döneme giriyoruz ama biz bütçede bunun kalemini göremiyoruz. En kötüsünü söyleyeyim: Ben Sanayi ve Teknoloji Bakanımızdan öyle bir elektrik de alamıyorum. Geçen sene, ben dedim ki "Bu yapay zekânın bir sahibi olsun." bana "Gerekmez." dedi. Allah'tan Cevdet Bey'e söyledik, ilk defa, geçen sene Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü kuruldu, yapay zekânın bir sahibi bile yoktu. Şimdi, bu yapay zekânın bütçesiyle ilgili çalışmalarımız var mı, bununla ilgili hazırlıklarımız nedir, bunu da sormak istiyorum. Çünkü şu anda dünya finansal piyasalarının temel konusu biliyorsunuz. Biz bunu nasıl sağlayacağız yani biz bu giderleri nasıl sağlayacağız? Bu anlamda, bizim gündemimizde ne var? Bunu da sormak istiyorum. Teşekkür ediyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
18 konuşma daha · 5 Kasım 2026