Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Kocaeli Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Şubat 2020 · 665 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Saffet Sancaklı (MHP), 20 Şubat 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 665 kelime.
Saffet Sancaklı (MHP, Kocaeli). “Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/saffet-sancakli-27-2020-02-20-bankacilik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=85846
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SAFFET SANCAKLI (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kanun görüşüyoruz ama hem biraz atmosferi dağıtayım hem de hafta sonu oynanacak olan 2 tane derbi maçı var, onunla ilgili bir sükûnet ve sağduyu çağrısı yapmak istiyorum buradan bütün futbolseverlere. Çünkü birileri bu işi fazla kaşımaya başladı; bilerek, bilmeyerek alet olanlar da var. Ülkemizin zor günler geçirdiği bu dönemde futbolun ve sporun ne manaya geldiğini bize unutturmaya çalışıp başka mecralara çekmek isteyenler var. O yüzden, buradan büyük Türk milletine ve spor camiasına, futbol camiasına hafta sonuyla ilgili bir sükûnet çağrısı yapmak istiyorum.
Bizler sporun ve futbolun ne manaya geldiğini kavramaktan uzaklaştık. Aslında biliyoruz ne olduğunu ama atmosfer ve bu gelişen olaylar öyle bir hâle geldi ki biz sporu ve futbolu tamamen mecrasından uzaklaştırdık. Spor ve futbol, insanları bir araya getiren, kaynaştıran, eğiten, bütünleştiren, güzel duygular yaşatan, içinde estetik ve her türlü güzellikleri olan bir sanattır ve bir kültürdür. Şimdi, bunu bizim böyle algılamamız gerekiyorken biz konuyu başka taraflara götürdük, bunda da yöneticilerin demeçlerinin, futbol yorumcularının, teknik direktörlerin, futbolcuların, biz siyasilerin -hepimizin- biraz payı var.
Tabii, sporda rekabet var fakat sadece rekabet yok. Neden yok? Siz tek başına bir ligde oynarsanız, eğer rakipleriniz olmazsa rekabet yapamazsınız. Aslında, bu futbol ligi ve bu futbol bir iş birliğidir. Rekabet var, evet, doğru ama rekabetin yanında bir iş birliği vardır. Nasıl? Bir tarafla yapmak zorundasın bunu, taraflarla yapmak zorundasın ki rekabet olsun. Yani, bugün eğer karşı taraf yoksa futbolda, siz de yoksunuz; tek başına bir ligde oynayamazsınız. Demek ki diğer kulüpleri de yaşatmamız ve bunlara da saygı göstermemiz ve beraber rekabet etmemiz gerekiyor. Bugün düşünün ki futbol kulüplerini birbirlerine düşman etmek isteyenler, halkı sokağa dökmek isteyenler, bu konuda, şunu bize unutturuyorlar: Bugün Galatasaray olmazsa o ligde Fenerbahçe ne yapacak, Fenerbahçe olmazsa Beşiktaş ne yapacak, Beşiktaş olmazsa Trabzonspor ne yapacak? Böyle bir lig düşünebiliyor musunuz? O zaman demek ki, bütün bunlar bizim olmazsa olmazlarımız. O yüzden de paydaşlarımıza, rakiplerimize biz saygı göstermek zorundayız.
Spor, futbol, aynı zamanda, kuralları olan, içinde adalet ve hakkaniyet barındıran eğlendirici bir oyundur. Tarifi böyle yapılıyor. İşte, Türkiye’de bu sarsıldı. Hem kamuoyu hem demeçler hem hepimizin ortak hareketleriyle bu adalet duygusu bizde sarsıldı. Yani ligin adaletli oynanmadığı, birilerinin kayrıldığı şeklinde kamuoyunda bir atmosfer… Doğruluk payı olanlar da var tabii; bu adaleti ve hakkaniyeti bozan, bozmak isteyen, bunun için çaba gösteren belli gruplar da var. E bunu gören halk, bunu gören taraftarlar bu sefer diyor ki: “Bu lig hakkaniyetli oynanmıyor, adaletli oynanmıyor.” Bu sefer karşı tarafa husumet ve düşmanlık oluşuyor. E peki, biz futbolu tarif ettik, sporu tarif ettik, bir eğlence olduğunu, bir sanat olduğunu söyledik; eğer bunu düşmanlık aracı olarak kullanacaksak bunun adı “spor” olmuyor, “futbol” olmuyor; keyif almıyorsak, seyrederken zevk almıyorsak bunun adı “spor” olmuyor.
Biliyorsunuz, evde anne baba var, çocuklar var; baba başka takımı tutuyor, anne başka takımı tutuyor, çocuklar başka takımı tutuyor. Maç seyrediliyor, eğleniyorlar, birbirlerini kızdırıyorlar, güzel bir zaman geçiriyorlar ama biz bundan uzaklaştık. Burada buna parmak basmak istiyorum.
Bütün kulüpler bizimdir. Hassas günler geçirdiğimiz bu dönemde, hangi takımı tutarsak tutalım, biz spor yoluyla bütünleşip tekrar birlikte, ortak hareket edebiliriz. Zaten sporun ve futbolun evrensel felsefesi de budur.
Şimdi, bir örnek vereyim: Elâzığ, Malatya depreminden hemen sonra -tahmin ediyorum 3’üncü gün olması lazım- Malatyaspor-Trabzonspor maçı vardı. Federasyon da doğal olarak maçı erteledi. Neden erteledi? Enkazın altında insanlar var, Türkiye seferber olmuş, ülke seferber olmuş, hava soğuk; o insanları, canlı insanları kurtarmaya çalışıyoruz, ölülerimizi çıkarıp defnetmeye çalışıyoruz. Federasyon da maçı erteledi. Kıyamet koptu Türkiye’de “Bu maç niye ertelendi?” O kulüp demeç veriyor, öbürü demeç veriyor: “3 puan alacaktık, 5 puan verecektik, şampiyon olacaktık.”
Anlatmak istediğim şu: Enkazın altında yüzlerce insanımız var, ölülerimiz var, canlı çıkarmaya çalıştıklarımız var; burada 3 puanı, şampiyonluğu konuşuyorlar. Lanet olsun o 3 puan da o şampiyonluk da. Yani biz insani değerlerimizi kaybetmeye başladık. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
O yüzden, bir örnek vereceğim: Rahmetli Metin Oktay’ın, Galatasaray’ın ve Türk futbolunun efsanesinin jübile maçı var. Maçta ezelî rakibi ve dostu Fenerbahçe’yle oynuyor. İlk yarı maç oynanıyor, ikinci yarı rahmetli Can Bartu, Fenerbahçe’nin efsanesiyle…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
109 konuşma daha · 20 Şubat 2020