2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle
Trabzon Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 54. Birleşim · 1. yasama yılı · 6 Mart 2016 · 524 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Salih Cora (AK Parti), 6 Mart 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 524 kelime.
Salih Cora (AK Parti, Trabzon). “2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 9'uncu tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 6 Mart 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-cora-26-2016-03-06-2016-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2014-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=45784
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AK PARTİ GRUBU ADINA SALİH CORA (Trabzon)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Siyasi zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça bu başarılar uzun sürmez.” sözleriyle başlamak istiyorum.
Tıpkı, AK PARTİ’nin 2001 yılında kurulup, 2002 yılında büyük bir siyasi zaferle beraber iktidara geldiği gibi. On dört yıldır iktidardayız ve biz siyasi zaferlerimizi ekonomik zaferlerimizle, ekonomik zaferlerimizi de siyasi zaferlerle taçlandırdığımız için hâlen iktidardayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, bir ülkenin büyümesi, kalkınması, gelişmesi için siyasi istikrar, sosyal istikrar, ekonomik istikrar ortamının oluşması gerekir. Eğer istikrar olmazsa güven olmaz, güven olmazsa yatırım olmaz, yatırım olmazsa istihdam olmaz, istihdam olmazsa sosyal güven ortamı oluşmaz, sosyal huzur olmaz.
Biz, dünyadaki tüm krizlere rağmen, tüm ekonomik krizlere rağmen, yapısal reformlarımızla beraber, sağlam mali politikalarımızla beraber çok şükür ki dimdik ayakta durduk; şeffaf, denetlenebilir ve geliri ile giderini öngörebilen bütçelerle beraber başarılı olduk. Parayı, zamanı ve insanı iyi yönettik, bunda başarılı olduk. Bankacılık sektörümüz bile başlı başına dünyada örnek gösterilen sektörlerden biri olmuştur.
Bakın, 2002 yılında vergi gelirlerimizin yüzde 85,7’si faiz ödemelerine giderken bugün vergi gelirlerimizin sadece yüzde 13’ü faiz ödemelerine gitmektedir. Bu aradaki fark nereye gidiyor? Milletimize gidiyor; sağlıkta, ulaşımda, eğitimde hizmet olarak milletimize geri dönmektedir.
Kişi başına millî geliri 3 kat artırdık. Şu anda kişi başına millî gelir 10 bin doları aşmıştır.
Enflasyonu tek haneli rakamlara indirdik.
Hatırlayın, IMF kapılarında yalvaran, yakaran, ağlayan bir Türkiye vardı, şimdi IMF’ye borcunu ödeyen ve IMF’ye gerekirse kredi açabilecek bir ülke konumuna geldik.
Millî gelirimizi 800 milyar TL’ye çıkardık. OECD ülkeleri arasında en uzun süreli ve en hızlı büyüyen ülkeler konumuna eriştik.
Bütçemizi toplumun tüm dezavantajlı gruplarına, yaşlı, engelli çocuklarına büyük imkânlar sağlayarak oluşturduk. Sosyal devlet ilkesini gerçek manada hayata geçirdik.
Biz bütçeyi belirli grupların değil herkesin bütçesi olarak gördük. Enlerin ve ilklerin ülkesi olduk. Ülkemizin her bir metrekaresine tarihî reformlar ve hizmetler getirdik. Kuşkusuz ki bunda en büyük katkı bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan milletimize aittir. Biz bu hizmetleri milletimizden topladığımız vergilerle beraber sağladık ve bu vergilerin her zaman milletimizin bize birer emaneti olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadık. Bu vergileri her zaman milletimizin ekonomik, sosyal refahının gelişmesi hususunda büyük imkânlarla kullandık.
Bu kapsamda, yine bizim dönemimizde kurulan Gelir İdaresi Başkanlığının da çok önemli çalışmaları olmuştur. Daha adaletli bir vergi sistemi oluşturmak anlamında vergi sisteminin sadeleştirilmesi ve vergi mükelleflerinin bilinçlendirilmesiyle beraber vergi gelirlerimiz arttı.
Bakın, 2002 yılında 60 milyar TL olan Türkiye’nin vergi gelirleri 2015 yılında 400 milyar TL’ye çıkmıştır. Bizim dönemimizde kurumlar vergisi yüzde 33’ten yüzde 20’ye düşmüş, katma değer vergisi birçok alanda yüzde 18’den yüzde 8’lere ve bazı alanlarda yüzde 1’lere kadar düşmüştür. Hatta KDV’yi bazı alanlarda kaldırdık. OECD ülkeleri arasında vergi külfeti en düşük ülkeler sıralamasında 7’nci sıradayız. Şimdi hem vergi oranlarını düşürüyoruz hem vergi tahsilatını artırıyoruz. Bunu nasıl izah edebiliriz? Bunu ancak ihlaslı ve samimiyetle çalışan bir iktidarın bereketi olarak yorumlayabiliriz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Çağdaş vergi sistemlerinin çoğunda yer alan asgari geçim indirimi müessesini vergi sistemimize dâhil ettik. Devlet üniversitelerinde harcı kaldırarak öğrencilerimizin üniversiteye erişimini daha kolay bir şekilde sağladık.
Değerli arkadaşlar, burada en önemli başarılardan birisi de vergi sisteminin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SALİH CORA (Devamla)...sadeleştirilmesi, tanıtım faaliyetlerinin artırılması ve yeni nesil teknolojileri de kullanarak…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
155 konuşma daha · 6 Mart 2016