Nevşehir ilinin tarım sorunları hakkında
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 58. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Şubat 2004 · 1.005 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sami Güçlü (AK Parti), 26 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NEVŞEHİR İLİNİN TARIM SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 1.005 kelime.
Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Nevşehir ilinin tarım sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2004-02-26-nevsehir-ilinin-tarim-sorunlari-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Nevşehir Milletvekilimiz Sayın Osman Seyfi'nin, Nevşehir İlinin tarım sorunlarıyla ilgili yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek için söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilimiz, bölgesi için, şehri için çok önem arz eden üründen bahsettiler. Bu ürün, dünyada beslenme ihtiyacı bakımından da gerçekten çok önemli bir konumdadır, tahıllardan sonra en fazla kullanılan bitkidir; ucuzluğu, birim alandan fazla verim alınması, besin değerinin yüksek oluşu, sindirim kolaylığı, kullanım alanının geniş olması ve her çeşit iklimde yetişmesi gibi nedenlerle, hemen hemen bütün dünya ülkeleri tarafından üretilmekte ve tüketilmektedir.
Ülkemizde de geniş bir alanda üretim yapılmakta. Tohumluk patatesin en iyi yetiştiği yerler Kars, Erzurum, Uludağ, Bolu yaylalarıdır. Patates üretiminde önde gelen illerimiz ise, başta Nevşehir olmak üzere, Niğde, Çorum, Erzurum, Trabzon, Kayseri, Sivas, Konya, Kütahya, Adapazarı ve Afyon'dur.
Türkiye'nin yıllık üretimi 5 000 000 tonun üzerindedir. Elde ettiği verim ise dünya ortalamasının çok üzerinde bir seviyeye çıkmıştır. Dünyada ortalama dekar başına 1,6 ton verim elde edilirken, Türkiye'de 2,6'dır, Nevşehir'de bu rakam 4 tona kadar yükselmiştir.
Sayın milletvekilimizin ifade ettiği konu, elde kalan, şu anda stoklarda bulunan ve 500 000 tonun üzerinde olan patates miktarının bir biçimde tüketilmesi ve bunun için gerek yurtiçi gerekse yurtdışı piyasalarda bir imkânın aranması, bulunması yönündedir.
İkinci önemli konu ise, patates üreticilerinin kullandığı elektriğin fiyatlarının ve maliyetinin çok yüksek bir seviyede olduğu, büyük bir borç birikiminin söz konusu olduğu ve dolayısıyla, bununla ilgili bir tedbirin alınmasıdır.
Gerçekten de, yeraltı su seviyelerinde meydana gelen büyük düşme ve patates üretiminin duyduğu sulama ihtiyacının çokluğu, elektrikle çıkarılan suların maliyetini çok artırmıştır ve bugün, bu bölgede büyük miktarlarda elektrik borcu birikimiyle karşı karşıyayız. TEDAŞ'ın bu konuda aldığı tedbirler konuya tam bir çözüm getirememiş ve aylık faiz oranlarının yüzde 4 seviyesinde olması, milletvekilimizin ifade ettiği gibi, bize yansıyan şikâyetlerden de, oldukça yüksek bulunmaktadır; biz de, bu konuyla ilgili olarak Enerji Bakanlığımızla ve ilgili genel müdürlükle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Sanıyorum TEDAŞ bu konuda yeni bir öneri hazırlamaktadır, hem ödeme planı konusunda tüketicilerin taleplerini dikkate alacağını hem de bu konuda, iyileştirme konusunda arayış içerisinde olduğunu ifade ediyorum.
Ben, burada, özellikle patates üretiminin yoğunlaştığı Niğde ve Nevşehir'le ilgili olarak söyleyeceğim hususları birkaç noktada toplamak istiyorum; o da şu: Ülkemizde bu dönemde sadece patates değil, bunun yanında geçen hafta konuştuğumuz elma, bunun dışında domates ve yumurta üreticileri de benzer bir sorunla karşı karşıyadır. Bu ürünlerin üretiminde meydana gelen artış, pazarlamada aynı oranda bir gelişmeyi beraberinde sağlayamadığımız için, bir soruna dönüşmüştür ve dolayısıyla, bu ürünlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi söz konusudur.
Bununla ilgili olarak yaptığımız çalışmaları ve değerlendirmeleri sizlerle paylaşmak ve bu konuda, kendi bölgesinde bu ürünler yoğun olarak üretilen milletvekillerimizin de desteğini almak düşüncesiyle, bunları size aktarmak istiyorum:
Bugün için, ülkede, yaklaşık 500 000 ton patates ve bundan biraz daha fazla, 700 000 tona yakın bir elma stokunun olduğunu biliyoruz. Buna ilaveten, domates ve yumurtada da benzer bir sorun vardır. İlk iki ürün, yani, patates ve elmayla ilgili olarak, ülkemizde kamu kurumları içerisinde, bakanlıklarımız içerisinde, özellikle Millî Savunma, Millî Eğitim ve Adalet Bakanlıklarımızın bu konularda büyük tüketim potansiyeli vardır, bunlarla temas kurduk ve bu ürünlerin, ek bir maliyet getirmeden tüketilmesi konusunda bir artışın nasıl sağlanabileceğini araştırıyoruz.
İkincisi, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonunun illere gönderdiği yardımlarla ilgili olarak, daha ziyade doğrudan yardıma muhtaç insanlara aktarılan aynî yardımlara bu ürünlerin dahil edilmesini gündeme getirdik.
Ekmek üretiminde belli oranda patates ununun kullanılması konusunu, şu anda, büyükşehir belediyeleri ve Fırıncılar Federasyonu başta olmak üzere, ilgili kurumlarla görüşüyoruz. İlaveten, elma suyu ve özünü çıkaran, işleten tesislerin, daha düşük fiyatlarla bunları alıp işlemesi ve pazarlayabilmesi için DEFİF kaynaklarından bir imkânın bu işletmelere sağlanabilmesi, üzerinde durduğumuz bir başka husus.
Bunun dışında -yine Sayın Milletvekilimizin belirttiği konudur ve hepinizin de dikkatine sunuyorum- patates ve elmada ihracat desteği verilmesi konusunda Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulunun kararı gerekmektedir. Bununla ilgili olarak, sadece patates için değil, Dış Ticaret Müsteşarlığımızın, aralık ayında patates için, şubat ayında elma için, yine aralık ayında domates ve yumurta için, benzer bir kararı, ihracat fon desteği verilmesi konusunda bir teklifi olmuştur. Bununla ilgili görüşmeleri de kısa sürede sonuçlandırmaya çalışacağız ve dolayısıyla, az da olsa, ihracatla ilgili bir imkânın artırılması da şarttır.
Tabiî, en temel sorun şudur: Türkiye'de, bazı ürünlerin üretimini artırmakta, teknik ve coğrafî özellik bakımından fazla bir mahzur ve engel yoktur; ancak, pazarlama konusunda, maalesef, büyük bir problemle karşı karşıyayız. Bunu aşmak için de, ilave teşviklere ihtiyaç vardır. Ben, bu ürünlerin yoğun olarak üretildiği illerimizin milletvekili olan arkadaşlarımıza da, bu hususta bizlere yardımcı olmalarını, gerekli, konuyla ilgili kurumlar arasında işbirliğine katkı sağlamalarını temenni ediyorum.
Burada, esas konunun, Nevşehir açısından ifade ettiği önemi belirtmek için, Sayın Milletvekilimize dönerek şunu söylemek istiyorum: Nevşehir'de, dekar başına verim 4 tona kadar çıkmıştır; bu, dünyada çok yüksek seviyeye ulaşan bir verimliliktir; ama, bu verimliliğe rağmen, çok sulama ihtiyacının duyulması, yılda 8 defa sulama ihtiyacının duyulması ve kurak zaman dilimlerinde bunun 12-15'e kadar çıkmış olması ve suyun da elektrik enerjisiyle çok derin kuyulardan çekilecek olması, bu üretimi ekonomik olmaktan çıkarmaktadır. Dolayısıyla, biz, bu vesileyle, bölge milletvekilleri olarak ve konuyla ilgili tarım örgütleriyle münavebeye geçmek zorundayız. Bu, hem Türkiye'de patates üretiminin daha kontrollü bir şekilde yapılmasını hem de Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu başka ürünlerin o bölgede üretilmesini mümkün kılacaktır. Elbette, üreticimiz açısından burada bir gelir kaybı söz konusu olacaktır. Bu gelir kaybını telafi edici bir sistemi eğer geliştirebilirsek, bu, bölgenin topraklarının hem daha iyi, verimli kullanılmasını hem de daha uzun süreli kullanılmasını sağlayacaktır.
Yine, sayın milletvekilimizin bahsettiği hastalıkla ilgili konuda, elde edilen bilgiler genel olarak doğru; ancak, toplam 1 316 dekarlık bir alanda gözlem ve denetimde bulunmak zorundayız. Bu alan çok büyük bir alan değildir. Bu alanla ilgili olarak da, burada üretimi sınırlamanın, bir müddet zorunlu olarak başka ürünlerin üretilmesinin -yani, burada yağlı tohumların, yem bitkilerinin ekilmesi, meyvecilik yapılması- ve buna karşılık, gelir kaybını telafi edici bir ödemeyi buradaki üreticilerimize yaparak, onların da gönüllü olarak bu faaliyete destek vermesinin ve sorunlu alanların yayılmasının önüne geçmemiz gerektiğine inanıyorum.
Bu patates mevzuuyla ve -Nevşehir bölgemizin bu temel sorunuyla- aslında elma, domates ve yumurtayla ilgili konularda da yapılması gereken çalışmalar için genel bir çerçeve çizmeye çalıştım. Tekrar, milletvekili arkadaşlarımızın bu hususta desteğini talep ediyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
56 konuşma daha · 26 Şubat 2004