Enerji verimliliği kanunu (s.s.:1384)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 90. Birleşim · 5. yasama yılı · 18 Nisan 2007 · 988 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sedat Uzunbay (CHP), 18 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENERJİ VERİMLİLİĞİ KANUNU (S.S.:1384)); konuşma 988 kelime.
Sedat Uzunbay (CHP, İzmir). “Enerji verimliliği kanunu (s.s.:1384)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 18 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-uzunbay-22-2007-04-18-enerji-verimliligi-kanunu-s-s-1384 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c154/b090/tbmm221540900070.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA SEDAT UZUNBAY (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhurbaşkanlığımız tarafından yayımlanması uygun görülmeyerek, tekrar görüşülmesi istemiyle Meclisimize geri gönderilen ve bir süre önce komisyonumuzda görüşülerek hiçbir değişiklik yapılmaksızın Genel Kurulumuza getirilen, 5584 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu'nun 5'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, enerji verimliliğiyle ilgili kanunun maddelerinin görüşülmesi sırasında, konuyla ilgili, enerji verimliliğiyle, enerji tasarrufuyla, enerji yoğunluğuyla ilgili değerlendirmelerimizi yaptık. Ancak, bugün, Cumhurbaşkanımızın, Anayasa'mızın 38'inci, 125'inci ve 155'inci maddelerine aykırı bularak tekrar görüşülmesi istemiyle Meclisimize gönderdiği, 5'inci, lO'uncu ve 7'nci maddeleri görüşmek üzere değerlendiriyoruz.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, 5584 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu'nun ilk tasarısı 31 Ekim 2006 tarihinde Meclis Başkanlığımıza gelmiş, 8 Kasım 2006 tarihinde esas ve tali komisyonlara gönderilmiş ve ilk olarak, esas komisyon olan Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda 24 Ocak 2007 tarihinde görüşülmüş ve raporu verilmiştir.
Esas komisyonda tasarı görüşülürken, tali komisyonlardan hiçbirisi ve özellikle Adalet Komisyonu raporunu vermemişti, yani enerji verimliliğiyle ilgili yasa tasarısının hukuki değerlendirilmesine ilişkin rapor alınamamıştır.
Değerli milletvekilleri, tasarı, 22 Şubat 2007 günü Meclisimizden geçti ve yasalaştı. Onay için Cumhurbaşkanlığımıza sunulan Yasa, bazı maddelerinin hukuk devleti niteliğiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle uygun bulunmayarak, tekrar görüşülmesi için Meclisimize geri gönderildi.
Cumhurbaşkanlığımızın geri gönderme tezkeresi, Meclis Başkanlığımızca, bir gün içinde, esas komisyon olarak Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna, tali komisyon olarak da Anayasa Komisyonuna gönderildi.
Esas komisyon, tam on iki gün sonra görüşmelerini yaparak raporunu verdiğinde, tali komisyon olan Anayasa Komisyonu hâlâ raporunu vermemişti.
Değerli arkadaşlarım, bunları şunun için söylüyorum: Enerji verimliliğiyle ilgili ve uzun süreden bu yana beklenen böylesine önemli bir yasa tasarısı görüşülüyor; ancak, tasarı hakkında Ana- yasa'mıza aykırı ve diğer yasalarla çelişkiler olmaması için değerlendirme maalesef yapılamıyor. Neden? Çünkü, tasarıyı hukuki yönden incelemekle görevli olan Adalet ve Anayasa Komisyonları raporlarını vermiyor. Tasarı, sadece esas komisyonda görüşülüyor ve rapora bağlanarak, apar topar Meclis gündemine getiriliyor.
Durum böyle olunca, Meclisimiz, Anayasa'ya aykırı ve diğer yasalarla çelişkiler içeren tasarıları yasalaştıran bir Meclis konumuna geliyor. Bu, ilk defa karşılaştığımız bir durum değildir. Bu işleyişle, bu mantıkla son da olmayacaktır.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, komisyonlarımız görevlerini tam yapmayınca, yasaların Anayasa'ya uygunluğunu sağlamak için uyarı görevi de, maalesef, Cumhurbaşkanımıza düşmektedir. Bu da bizim ayıbımızdır. Bu durum Meclisimizin ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır. Komisyonlarımızın duyarlı bir çalışma anlayışı içinde olmasını sağlamak, bu görev Meclis Başkanlığımızın görevidir ve bu görev layıkıyla yerine getirilememektedir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Cumhurbaşkanlığımız geri gönderme tezkeresinde aynen şu ifadelerde bulunmaktadır: "Yasa'nın 5'inci maddesinin fıkra ve bentlerindeki düzenlemelerde, yetki belgesinin verilmesine, yetkilendirilecek kurumlarda ve şirketlerde aranacak niteliklere, yetki belgesi ve enerji yöneticisi sertifikasına ilişkin hususlar ile 5'inci madde kapsamındaki yetkilendirmelere, etkinliklere ve görevlere ilişkin yöntem ve ilkelerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yürürlüğe konulacak yönetmeliklerle düzenleneceği belirtilmiştir.
Böylece, incelenen Yasa'nın belirtilen maddelerinde yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen hususlara uyulmaması idari yaptırım konusu yapılmıştır.
Anayasa'nın 2'nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti ilkesinin gerektirdiği suç ve cezalarla ilgili düzenlemeler Anayasa'nın 38'inci maddesinde yapılmıştır.
Maddede, kimsenin, işlediği zaman yürürlükte bulunan yasanın suç saymadığı bir eylemden dolayı cezalandırılmayacağı belirtilerek suç ve cezada yasallık ilkesi kabul edilmiştir.
Suç ve cezada yasallık ilkesi, suç oluşturacak işlem ve eylemlerin ve bunlara uygulanacak cezaların yasada açıkça belirtilmesini, bu konuların idari düzenleyici işlemlere bırakılmamasını gerektirmektedir. Çünkü, suç oluşturacak işlem ve eylemlere yasada belirgin biçimde yer verilmemesi, bu konunun idari düzenleyici işlemlere bırakılması belirsizlik yaratacak ve yasallık ilkesinin ihlali anlamına gelecektir.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 38'inci maddesinde adli-idari ayrımı yapılmadığı için, idari suç ve cezalar da bu madde kapsamına girmektedir. Dolayısıyla, idari suç oluşturan eylemlerin ve bunların cezasının da açıkça ve yeterli belirginlikte yasayla düzenlenmesi anayasal zorunluluktur.
Bu açıklamalarda belirtildiği gibi, incelenen Yasa'da, maddelerin kendi içinde ya da 10'uncu maddede idari yaptırımlar düzenlenmiş olmakla birlikte, suç oluşturacak eylemlerin belirlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır. Başka bir anlatımla, Yasa'da, yönetmelikle saptanan eylemlere uyulmaması idari yaptırım nedeni sayılmıştır.
Bu durumda incelenen Yasa'nın -daha önce de belirttiğim gibi- 5'inci, 7'nci ve 10'uncu maddelerindeki düzenlemeleri suç ve cezada yasallık ilkesi ve hukuk devleti niteliğiyle bağdaştırmak olanaksızdır."
Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığımız geri gönderme tezkeresinde aynen bunları yazıyor. Enerji Bakanımız söz konusu enerji verimliliği yasa tasarısının Meclisteki görüşmelerinden sonra yaptığı basın açıklamalarında, Meclis tarihinde en hızla çıkarılan bir yasa olması nedeniyle, bunu büyük bir kıvançla basınımıza, kamuoyumuza takdim ediyor, ancak, çıkarılan yasanın hukuki yönden yaşadığı ya da yarattığı bu hukuksuzlukları ya da eksiklikleri ya da Anayasa'ya aykırılıkları maalesef, Adalet ve Anayasa Komisyonlarımızın raporlarını vermemesi nedeniyle, Meclisimizden bu eksiklikleriyle ve aykırılıklarıyla geçmesine sebep oluyor.
Değerli arkadaşlarım, esas komisyonda yapılan görüşmelerde, Hükümet tarafı Cumhurbaşkanlığımızın geri gönderme tezkeresinde belirtilen hususların hiçbirine katılmayarak karşı çıkmıştır. Esas komisyon üyeleri ve katılımcılardan bazıları ise yetkilendirilmiş kurumlar arasında yer alan üniversiteler ve meslek odaları için ceza öngörülmesinin devlet yapımızla çeliştiği, maddede düzenlenen idari yaptırımların uygulanması hâlinde yapılacak itirazların sulh ceza mahkemesinde görülmesinin nedeninin 5326 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri olduğu, bunlann hâlen yürürlükte olması nedeniyle ancak mahkemeler aracılığıyla iptal davasına konu edilebileceği hususlarına dikkat çekmişlerdir.
Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partili komisyon üyesi milletvekilleri olarak bizler tarafından verilen ve Cumhurbaşkanımızın geri gönderme tezkeresindeki görüşler doğrultusunda değişiklik yapılmasını içeren önergeler komisyonda kabul edilmemiştir. Bunun üzerine, Yasa'nın ilgili maddelerine muhalefet şerhini koyarak karşı oy yazımızı verdik. Karşı oy gerekçemizde de özetle, Sayın Cumhurbaşkanımız, suç oluşturacak işlem ve eylemlerin ve bunlara uygulanacak cezaların yasada açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğunu, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan suç ve cezada yasallık ilkesinin, bu konuların idari düzenleyici işlemlere bırakılmamasını gerektirdiğini, suç oluşturacak işlem ve eylemlere yasada belirgin biçimde yer verilmemesinin, bu konunun idari düzenleyici işlemlere bırakılmasının belirsizlik yaratacağını ve bunun da yasallık ilkesinin ihlali anlamına geleceğini, yasada yönetmelikle saptanan eylemlere uyulmamasının idari yaptırım nedeni sayılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtmiştir. Komisyonda yapılan görüşmelerde, Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme yazısında açıkladığı haklı görüşler doğrultusunda, Cumhuriyet Halk Partili üyelerin verdiği değişiklik önergeleri kabul edilmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanının geri gönderme tezkeresinde belirttiği görüşlere aynen katılıyor ve Anayasa'ya açıkça aykırı olan bu düzenlemelerin düzeltilmemesini doğru ve uygun bulmuyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Genel Kurulumuzda da komisyonda verdiğimiz önergeleri tekrar vereceğiz. Hatadan dönersek Meclisimiz açısından doğru bir karar olacaktır. Bu önergelerimizi destekleyeceğinizi umuyor ve bu düşüncelerle yüce Meclisimizi saygıyla tekrar selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 18 Nisan 2007