İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 124. BİRLEŞİM · SALI

Yasa dışı dinlemelere zemin oluşturdukları ve himaye ettikleri; özel hayatın gizliliği ve korunması ile haberleşme hürriyeti ve gizliliği hak ve ilkelerinin yoğun ve keyfi şekilde ihlal edilmesine göz yumdukları; bu suretle görevlerini kötüye kullandıkları; bu eylemlerinin türk ceza kanununun 257 nci maddesine uyduğu iddiasıyla, başbakan recep tayyip erdoğan ve içişleri bakanı beşir atalay haklarında, (9/2)

Selahattin Demirtaş

Diyarbakır Milletvekili ·

Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2008 · 1.113 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Selahattin Demirtaş, 1 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YASA DIŞI DİNLEMELERE ZEMİN OLUŞTURDUKLARI VE HİMAYE ETTİKLERİ; ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE KORUNMASI İLE HABERLEŞME HÜRRİYETİ VE GİZLİLİĞİ HAK VE İLKELERİNİN YOĞUN VE KEYFİ ŞEKİLDE İHLAL EDİLMESİNE GÖZ YUMDUKLARI; BU SURETLE GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANDIKLARI; BU EYLEMLERİNİN TÜRK CEZA KANUNUNUN 257 NCİ MADDESİNE UYDUĞU İDDİASIYLA, BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN VE İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY HAKLARINDA, (9/2)); konuşma 1.113 kelime.

Selahattin Demirtaş (Diyarbakır). “Yasa dışı dinlemelere zemin oluşturdukları ve himaye ettikleri; özel hayatın gizliliği ve korunması ile haberleşme hürriyeti ve gizliliği hak ve ilkelerinin yoğun ve keyfi şekilde ihlal edilmesine göz yumdukları; bu suretle görevlerini kötüye kullandıkları; bu eylemlerinin türk ceza kanununun 257 nci maddesine uyduğu iddiasıyla, başbakan recep tayyip erdoğan ve içişleri bakanı beşir atalay haklarında, (9/2)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selahattin-demirtas-23-2008-07-01-yasa-disi-dinlemelere-zemin-olusturduklari-ve-himaye-ettikleri-ozel-h (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlayarak başlamak istiyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu ve 57 milletvekilinin, Sayın Başbakan ve Sayın İçişleri Bakanı hakkında Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, söz konusu önerge, en nihayetinde, temel hak ve özgürlüklerin kullanımıyla, temel hak ve özgürlüklere yaklaşımla, bakış açısıyla doğrudan ilgili, doğrudan ilintili bir soruşturma açılması önergesidir. Burada temel hak ve özgürlüklere Hükûmetin hangi pencereden baktığı meselesi sorgulanmalıdır, yani biz, insan haklarına, özgürlüklere güvenlik açısından mı bakıyoruz, özgürlük açısından mı bakıyoruz? Bu temel yaklaşım, hem Hükûmetin yasa tekliflerinde hem de idarenin, Hükûmetin uygulamalarında, iktidarın uygulamalarında çok bariz farklar yaratacak iki temel bakış açısıdır.

Türkiye’de şöyle bir kanaat geçmiş hükûmetler döneminde başlamış olmakla birlikte, AKP Hükûmetinin de uyguladığı politikalarla yerleşmiş, topluma kanıksatılmış bir anlayış vardır. Nedir o anlayış? Toplumun tümü tehdit altındadır. Tehdit baskısı vardır. Güvenlik problemi vardır. Dolayısıyla, bu çerçevede hükûmetin, devletin alacağı önlemler insan haklarına, hukuka aykırı olsa bile sizlerin, yani toplumun güvenliği adına yapıldığı için hoş görülmelidir anlayışı, güvenlikçi bakış anlayışı, maalesef ki, toplumda yer etmiş durumdadır. Bu anlayışın yer etmesine neden olan uygulamalar, AK PARTİ Hükûmeti döneminde, maalesef, yoğunlaşarak artmıştır. Örneğin, son yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de insanların yüzde 51’i işkenceye karşı olmadığını beyan etmiştir. Bu çok vahim bir durumdur. Nereden nereye gelindiğinin çok vahim bir örneğidir. Yani, toplumun insan haklarına olan saygısı, insan haklarına olan duyarlılığı giderek azalmakta, insan hakları ihlallerine karşı gösterilen refleksler giderek azalmaktadır.

Şimdi, ana muhalefet partisinin genel sekreterinin dinlendiği iddiaları elbette ki vahimdir. Bunun gibi, toplumda, çok ciddi insan hakları ihlalleri, kişi hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine dair çok ciddi örnekler yaşanıyor. Neredeyse her gün, her hafta Türkiye’de vahim örneklerle karşılaşıyoruz. Ama buna karşı toplumsal refleksler oldukça zayıf. Özellikle toplumun reflekslerinin bu konuda zayıf olması, hassasiyetlerinin azalması için planlı, programlı yıllardır süren, devam eden projelerle, planlarla, maalesef ki, işte, toplumun yüzde 51’i işkenceyi hoşgörür, kabul edebilir hâle getirilmiş durumda. Eğer, bugün, Sayın Önder Sav’ın dinlendiği iddialarına karşı toplumda büyük bir infial uyanmıyorsa, bunun nedeni, işte, bu reflekslerin öldürülmüş olmasıdır. Peki, bu sadece Sayın Sav’la ilgili bir konu mudur? Hayır. İddia ediyorum, bugün Türkiye’de aktif siyaset içerisinde bulunan 550 milletvekilini de dâhil ederek belirtiyorum, sayın bakanları dâhil ederek belirtiyorum, yine üst düzey ordu veya sivil bürokrasisini dâhil ederek belirtiyorum; dinlenmediğini, izlenmediğini, fişlenmediğini, takip edilmediğini iddia eden varsa buyursun, Meclis kürsüsü burada. Bu duyguya sahip olmayan bir tek kişi varsa buyursun desin ki: “Benim bu konuda içim rahat.” “Evimin telefonu, cep telefonum, iş telefonum, mail’im, yediğim yemekler, kiminle oturup kalktığım, hangi toplantılara katıldığım takip edilmiyor, bu konuda benim içim çok rahattır.” diyen varsa buyursun burada ifade etsin, biz de saygı duyalım ona.

Sayın İçişleri Bakanı birazdan çıkacak, bu kürsüden konuşacak. Kendisi ifade etsin, İçişleri Bakanı olarak gerçekten içi rahat mı? (DTP sıralarından alkışlar) Telefonlarının dinlenmediğine dair, kendisinin izlenmediğine dair içi rahat mı? Valilerden, kaymakamlardan, Türkiye’nin bütün kentlerinde görev yapan valilerden, kaymakamlardan içi rahat mı diye sormak lazım. Fişlenmeyen, takip edilmeyen, izlenmeyen üst düzey kamu görevlisi, yetkilisi var mı merak ediyorum. Yani biraz önce Sayın Kılıçdaroğlu da ifade etti, daha önce Meclis araştırma komisyonu bu konuda kamuoyunda yaygın bir kanaat olduğunu tespit ediyor ancak maalesef delil ortaya koyamıyor. Elbette ki bu işi yapan kılıfını da hazırlıyor, delil bırakmıyor, elbette ki Meclis araştırma komisyonu dahi maalesef ki o delillere ulaşamıyor. Ama hiç kimse, en azından Hükûmet bu konuda gerekli tedbirleri aldığı konusunda, sorumlular hakkında soruşturma yapıp cezalandırdığı konusunda bizleri ikna etmediği müddetçe toplumun içi rahat olmamalıdır. Bizim içimiz rahat değildir, hiç kimsenin de içi rahat olmamalıdır çünkü Türkiye’de özel hayatın gizliliği, özel hayatın mahremiyeti, buna saygı diye bir müessese, mesele yoktur.

Neden yoktur değerli arkadaşlar? Türkiye’de istihbarat çalışmaları birçok koldan yürütülür, emniyetin ayrı vardır, MİT’in ayrı vardır, Genelkurmayın ayrı vardır, jandarmanın ayrı vardır, hatta bilumum yabancı istihbarat örgütünün Türkiye’de faaliyetlerinin olduğu bilinir en azından. Dolayısıyla, en azından hangisi tarafından dinlendiğinizi bilmeden en azından bir tanesi tarafından izlendiğinizi, dinlendiğinizi her biriniz tahmin edersiniz.

Şimdi, bu kadar yetki karmaşası içerisinde her siyasal gücün ve aktörün, gücü eline geçirenin de kendi istihbarat örgütünü oluşturduğu bir sistemde elbette ki hiç kimse güvencede olmayacaktır. Bugün, dinlemeler, izlemeler, fişlemeler siyasi şantaj aracı olarak kullanılabilmektedir; ya basına sızdırılarak, kamuoyuna sızdırılarak ya da kapalı yöntemlerle siyasal şantaj aracı olarak dahi kullanılmaktadır.

Aslında kamusal güvenlik, devletin güvenliği, toplumun güvenliği, suçların önlenmesi açısından yapılması gereken istihbarat çalışmaları, maalesef, kişi hak ve özgürlüklerinin aleyhine çok rahat bir şekilde kullanılmaktadır. Bugün AK PARTİ Hükûmeti, yarın başka bir hükûmet gelir, onun istihbarat örgütü, birbirine karşı istihbarat savaşları ve bu savaş içerisinde yıpranan siyasiler, vatandaşlar, çiğnenen temel hak ve özgürlükler olacaktır.

Şimdi, bu konuda yargının da elbette ki belli sorumlulukları vardır. Ben şuna hiç tanık olmadım yani bir güvenlik biriminin savcı aracılığıyla mahkemeye başvurup da dinleme talebi ilettiğinde mahkemenin bunu reddettiğine dair bir karara, en azından -mutlaka örneği vardır ama- ben rastlamadım. Neredeyse her başvurana, ilgili kişiyle ilgili, maalesef ki rahatlıkla, dinleme kararları verilmektedir. Bu da son çıkarılan yasanın bu konuda yoruma açık olması, geniş yorumlanabilmesinden kaynaklıdır.

Ama dinleme kararları sadece ilgili kişiyle sınırlı kalmamakta değerli arkadaşlar, o kişiyle ilgili dinleme yapılırken şu veya bu şekilde onunla iletişime geçen herkesin görüşme kaydı kayıt altına alınmakta ve yine işin ilginç tarafı basına çok rahat bir şekilde sızdırılmaktadır.

Yine, gün geçmiyor ki değerli arkadaşlar “dinlemeye takıldı” haberleri basına yansımamış olsun. Bakın birkaç örnek var elimde: “Eski Bakan dinlemeye takıldı.” Bakan hakkında dinleme kararı yok, sadece dinlemeye takıldı. Konuşma detayları kelime kelime basına sızdırılmış değerli arkadaşlar. “Milletvekili dinlemeye takıldı.” “Hâkim, izin verdi, dinlemeye takıldı.” Ne konuşmuş basından okuyabilirsiniz. Yani normalde bunların gizli kalması lazım ve bu kişiyle ilgili dinleme kararı alınmadığı için imha edilmesi lazım. Bunu yapmayanların hepsi suçlu. Sayın Bakan çıkacak birazdan… Bunlarla ilgili, bunu yapanlarla ilgili tek bir idari soruşturma var mı, görevden alınan var mı merak ediyoruz. “Cinayet planı dinlemeye takıldı.” Takılmış yani, karar yok. “Aydın Doğan-Ergenekon bağlantısı da dinlemeye takıldı.” “Müdür dinlemeye takıldı.” Hakem Cem Deda dinlemeye takıldı.” “Polis şefi dinlemeye takıldı.” Takılmayan yok değerli arkadaşlar. Yani yaptığımız hangi görüşmenin güvenlikli olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Ya bizler hakkında dinleme kararı var ya da konuştuğumuz, iletişimde olduğumuz karşı tarafla ilgili dinleme kararı var. Dolayısıyla, hiç kimse, değerli arkadaşlar, bu sistem içerisinde kendini güvende hissetmemelidir, tavsiye etmiyorum. Sayın Bakan birazdan çıkar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Demirtaş, devam edin.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Devamla)…bu kaygılarımızı giderir mi bilmiyorum ama, doğrusu -kimseden saklayacak bir şeyimiz yok ama-eşimizle dostumuzla konuşurken bile dikkat ediyoruz artık, çünkü bir gün sonra basından “Milletvekili dinlemeye takıldı.” diye haberleri okuyabiliriz.

Bu nedenle, bu kadar güvensiz bir ortamda, bu kadar güvenliğin ihlal edildiği, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği bir ortamda müsaade edin Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkında bir soruşturma açılsın, bunun sonucunu da hep birlikte görelim, hepimizin içi ondan sonra rahat etsin.

Hepinize saygılarımı sunuyor, teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 1 Temmuz 2008

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook