İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Kars Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 506 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Selami Yiğit (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 506 kelime.
Selami Yiğit (CHP, Kars). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selami-yigit-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SELAMİ YİĞİT (Kars)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının "İş Sağlığı ve Güvenliği" başlıklı beşinci bölümünün, işverenlerin ve işçilerin yükümlülüklerini düzenleyen 77 nci maddesi üzerinde, kişisel görüşlerimi açıklamak üzere, söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, çalışma yaşamının önde gelen sorunlarından biri de, hiç kuşkusuz, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusudur. Bu konu, ilk olarak, işletmelerin üretiminin artırılması ve ülkemizde verimlilik düzeyinin yükseltilmesi için önemlidir; ancak, daha da önemlisi, çalışanların yaşam kalitelerinin yükseltilmesi, yani, sağlıklı yaşama hakkı için olmazsa olmaz bir konudur. Son yıllarda çevre konusu da bu kapsamda yerini almış olup, çalışma çevresiyle birlikte düşünülmektedir.
Çağdaş toplumlar, insana ve çalışana değer vererek, çalışma yaşamını daha insancıl hale getirerek, yaşam kalitesini yükselterek gelişmişlik düzeyine ulaşmaktadırlar. Uluslararası Çalışma Örgütü, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği gibi ulusal kuruluşların sözleşmeleri, standartları, tavsiye kararları ve yönergeleri bu doğrultudadır.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki sorunlar, 2000'li yıllarda da çalışma yaşamının en önemli sorunlarının başında gelmektedir. SSK verilerine göre, son 36 yılda, karşımıza sağlıksız bir tablo çıkmaktadır. 1965 yılından 2001 yılına kadar ülkemizde 4 717 000 iş kazası olmuştur. Bu dönemde, 113 000 işçi sakat kalmış, 42 000 işçi yaşamını yitirmiştir; yine, binlerce işçimiz meslek hastalıklarına yakalanmıştır. Kaçak işçilerin, çalışan çocukların uğradıkları iş kazaları ve meslek hastalıkları da bu rakamlara eklendiğinde, ortaya, çok daha olumsuz bir tablo çıkmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'deki temel sorunların pek çoğu KOBİ'lerde yaşanmaktadır. Kayıtdışı ekonominin yaygın olması, sosyal güvenlik haklarına uyulmaması, vergi ödenmemesi ve sigortasız, sendikasız işçi çalıştırılması bakımından da büyük sorunlar yaşandığı görülmektedir.
Günümüzde, küreselleşme, rekabetin boyutlarını genişletmiş, maliyetlerin düşürülmesi temel hedef haline gelmiştir. Özellikle, küçük ve orta ölçekli işletmelerde maliyetin ilk düşürüldüğü yer, iş güvenliği konularıdır. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar karşısında açlık ve iş kazası riski arasında tercih yapmaya zorlanan işçi, aç kalma korkusuyla iş kazası riskini kabullenmektedir.
Özelleştirme, taşeronlaştırma ve hükümetin bu yasa tasarısıyla yaygınlaştırmak istediği esnek çalışma biçimleri, sağlıksız, güvenliksiz bir çalışma yaşamını işçilerin önüne dayatmaktadır. İşsizlik, kronikleşmiş işsizlik, kötü çalışma koşulları için bir fırsat olarak değerlendirilmemelidir.
Değerli milletvekilleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından yapılması gereken çok şey vardır. Bu nedenle, bu tasarıda yer alan düzenlemeler yetersizdir, hatta, göstermeliktir.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki sorunları ve beklentileri şu şekilde özetlemek mümkündür:
Mevzuatımız her anlamda yetersizdir ve çelişkilidir. Uygulamada çeşitli zorluklarla karşılaşılmaktadır. Mevzuat basitleştirilmeli ve tekleştirilmelidir.
Bilgi iletişimi, kayıtlama yöntemleri, istatistiklerin değerlendirilmesi yetersizdir.
İşyerlerindeki teknolojik yetersizlikler sorun yaratmaktadır.
Eğitim yetersizliği nedeniyle, kişisel koruyucular, makine koruyucuları gibi teknik donanım sağlanamamakta, var olanlar da kullanılmamaktadır.
İşyeri hekimliği hizmetleri başlı başına bir sorundur. Sayıları az da olsa, meslek hastalıkları hastaneleri hizmete girmiş; ancak, değişen iktidarlara göre hizmetler aksamış, yatak sayıları azalmış ve araştırma çalışmaları durma noktasına gelmiştir.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için ortak sağlık birimleri modeli geliştirilememiştir.
Sağlık kurullarının yetkilerinin kısıtlı oluşu ve yaptırım gücünün olmayışı, kurul çalışmalarının etkinliğini azaltmaktadır.
Değerli milletvekilleri, başta devlet ve işverenler olmak üzere, kurum ve kuruluşlar olarak iş güvenliği bilincini oluşturamadık, iş güvenliği kültürünü, maalesef, geliştiremedik. Başta da belirttiğim gibi, iş sağlığı ve iş güvenliği konusu, ülkemiz ve çalışma yaşamımız için çok önemli bir konudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003