İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle

Selçuk Özdağ

Muğla Milletvekili · Saadet Partisi (konuşma tarihinde; bugün Yeni Yol)

Genel Kurul, 37. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Aralık 2023 · 1.164 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Selçuk Özdağ (Saadet Partisi), 16 Aralık 2023 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.164 kelime.

Selçuk Özdağ (Saadet Partisi, Muğla). “2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2023-12-16-2024-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2022-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=120424

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SAADET PARTİSİ GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla)Değerli milletvekilleri, Değerli Başkan; “Bir insan göçerse dünyadan eğer/Sen öyle bilme ki tek bir can gider/Her sönen bakışta sayısız dilekler/Her küçük tabutta bir cihan gider." Şehriyar böyle söylüyordu. Necip Fazıl Kısakürek ise “Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı/Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı.” diyordu. Hasan Bitmez’e rahmet diliyorum. Evvel giden ahbaba selam olsun erenler, bir gün bizler de oraya gideceğiz hayırlarla, güzel amellerle.

2 bütçeyi konuşuyoruz, İçişleri Bakanlığının bütçesini ve Sağlık Bakanlığının bütçesini konuşuyoruz. “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” diyordu Kanuni Sultan Süleyman. İçişleri Bakanlığının hemen hemen her Emniyet teşkilatı binasında olan bir sözü vardır: “Herkesin polisi kendi vicdanıdır.”

2 Bakanlığı konuşurken aynı zamanda övgüler dizdi burada bazıları, bazıları eleştirilerde bulundular. Her bakanlığın güzel özellikleri, güzel icraatları olduğu gibi eleştirilecek özellikleri de var. Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri övgülerle bahsettiler her 2 Bakandan ve her 2 Bakanlıktan ama diğer partiler de eleştirilerini sıraladılar. Eleştiriler olacak ki siz öz eleştiri yapma erdemine sahip olacaksınız; eleştiriler olacak ki siz yapmış olduğunuz yanlışlıkları, hatalarınızı düzeltmiş olacaksınız. Ben buradan şunu söyleyeceğim, biz de burada eleştiride bulunacağız ve zülfüyâre dokunacağım birazcık ama bir yandan da şunu söyleyeceğim: Kim dinler, kim dinler mirivefadan gayrı? Biliyorum ki dinlemeyeceksiniz ama sussam gönül razı değil, konuşsam tesiri yok diyeceğim ama bir gün tesirin olacağına da inanıyorum. Benim aziz milletim mutlaka ki bunların karşılığını bir gün görecek ve gösterecektir diyerek de seslenmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, burada konuşacağımız 2 önemli bütçeyle ilgili, aynı zamanda, bütün milletvekillerine söyleyeceğim bir şey var, özellikle iktidar partisi milletvekillerine: Cumhurbaşkanı kararıyla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ve olağanüstü dönemlerde de Cumhurbaşkanlığı kanun hükmünde kararnamesiyle -ki olağanüstü dönem de var, biliyorsunuz, deprem nedeniyle- ve burada bir de milletvekili çoğunluğunuzla yapamadığınız veya buradan geçiremediğiniz hiçbir kanun yok.

Şimdi bütçeyi konuşuyoruz, bu bütçe yaklaşık otuz dört gün boyunca Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşuldu, milletvekilleri eleştirilerde ve tavsiyelerde bulundular, önergeler de sundular ama siz değil bir sayfayı, değil bir maddeyi, değil bir paragrafı, değil bir kelimeyi, değil bir noktayı, değil bir virgülü hiçbir şeyini değiştirmeden buraya getirdiniz ve biz buna da “demokrasi” diyoruz, şimdi de burada konuşuyoruz bunları. Yine, aynı şekilde, burada konuşmalarımıza, eleştirilerimize hep kulak tıkayacaksınız, hiç kulak vermeyeceksiniz; biliyoruz biz bunları ama konuşmak ve de milletvekilliğine yakışan şey yazmak milletvekilinin bir noktada görevidir diye sesleniyorum ben sizlere.

Şimdi, burada Sağlık Bakanını görmüşken, Sağlık Bakanı buradayken vermiş olduğumuz soru önergelerine niçin cevap vermediğini kendisine soruyorum: Sayın Bakan, ben size 2 önemli soru önergesi gönderdim, yazılı soru önergeleri gönderdim. Bu Anayasa değişikliği yapılırken oradaki sözlü soru önergelerini kaldırdık ve ardından da dediniz ki: “Yazılı soru önergeleri devam edecektir.” On beş gün de süre verildi. Peki, siz benim sorularıma cevap verdiniz mi? Vermediniz. Niçin vermediniz? Anayasa’dan büyük müsünüz siz, yasalardan büyük müsünüz siz? Niçin Anayasa'yı dinlemiyorsunuz, yasaları dinlemiyorsunuz? Siz Sağlık Bakanısınız, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşısınız, vatandaş olarak da sorumluluğunuz var; siz aynı zamanda bir hekimsiniz, hekim olarak da sorumluluğunuz var. Ben size soru soruyorum: Turkovac aşısı kaç paraya mal oldu diyorum, cevap yok; Turkovac aşısını kaç vatandaşımız kullandı diyorum, cevap yok; Turkovac aşısı aynı zamanda kaç ülkeye hibe edildi diyorum, cevap yok; kaç paraya sattınız, kaç para döviz elde ettiniz, getirdiniz diyorum, cevap yok. Niçin cevap vermiyorsunuz?

Aynı zamanda, tıbbi cihaz tedarikçileriyle ilgili olarak da çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Yani hangi birini söyleyeyim ki Allah aşkına; özel hastaneleri mi söyleyeyim, faturaları mı söyleyeyim, tıbbi cihaz tedarikçilerinin yaşamış olduğu o trajediyi mi söyleyeyim! Vatandaş tıbbi cihaz tedarikçiliği yapıyor ve burada sizinle anlaşma yapıyor; veriyor cihazını, parasını alacak, alamıyor ve diyorsunuz ki siz iki sene sonra: “Eğer yüzde 25 alacağından vazgeçersen ben geri kalan kısmını sana veririm.” Allah aşkına, nerede kaldı özgür teşebbüs burada, nerede kaldı hür teşebbüs? Nasıl böyle bir şey yapabilirsiniz? Hem de bunu ne zaman yaptınız biliyor musunuz? Bunu “Ekonomi pik yaptı.” dediğiniz zaman yaptınız “Ay’a 2 gidiş, 2 geliş yol yaparız ve milletimiz de bize inanır.” dediğiniz zamanlarda yaptınız bunları. Ciddi şekilde muhalefetle beraber mücadele ettik, o tıbbi cihaz tedarikçileriyle beraber mücadele verdik. İlk zamanlar muhalefeti konuşturmak istemediler. Onlara dedim ki: Bakın, size vali demiş ki “Bu muhalefeti konuşturmayın.” Toplantı yapıyorlar, valilikten izin almışlar. Dedim ki: Bak, bizleri konuşturmazsanız, burada muhalefet partilerini konuşturmazsanız hakkınızı alamazsınız; bu ülkede “Hak verilmez, alınır.” deniyor, alınması için önce muhalefeti siz konuşturacaksınız. İktidar Türkiye'de genellikle bazı şeylerden korkmazlar korktuklarından; sandıktan korkarlar, oy kaybetmekten korkarlar; vicdanlarından korkmazlar -öbür taraftan başka şeyler söyleyeceğim, söylemeyeyim, fazla ileri gitmeyeyim- ve bu oydan korktukları için de muhalefeti konuşturmanız lazım. Konuşturdular ve daha sonra siz bunların, tıbbi cihaz tedarikçilerinin paralarını çok çok sonra, çok ocaklar söndükten sonra, çok kişi iflas ettikten sonra ödediniz. Allah aşkına, buna hak mı diyeceksiniz, adalet mi diyeceksiniz? Ne diyeceksiniz?

Şimdi, özel hastaneler… “Devlet hastanelerinde sıra yok.” diyorsunuz, devlet hastanelerinde sıra var. Ben bazen devlet hastanelerine gidiyorum çocuklarımla ve eşimle, hiç kimliğimi söylemeden gidiyorum ben oraya ama oradan bizleri özel hastanelere sevk ediyorlar, sıra veriyorlar bizlere altı ay sonraya, yedi ay sonraya. -vatandaşlar bizleri arıyor- bir yıl sonraya sıralar veriyorlar. Ya, bu devletten büyük mü bu özel hastaneler? Büyük, büyük; Devlet hastanelerinin sayısı azalırken özel hastanelerin sayıları çoğalıyor. Eskiden özel hastanelere gittiğimiz zaman şunu yapıyorlardı: Faturayı getiriyorlardı bizim önümüze, bakıyorduk; karınca gibi yazılarla da yazıyorlar, eğer yaşınız biraz ileri gittiyse, sağlık sorununuz da varsa, göz probleminiz varsa okuyamıyorsunuz, gözlüğünüze başvuruyorsunuz ve bakıyorsunuz ki hiç yapılmayan şeyi yazmışlar oraya. Benim başıma geldi, itirazlarda bulundum, dilekçeler yazdım Sağlık Bakanlığına, o hastaneyi şikâyet ettim, o hastane benimle uğraşmak istedi. Vallahi, ben hayatım boyunca korku nedir tatmadım ki ben herkese meydan okurum, “challenge” yaparım, hakkı tutup kaldırmak… Çünkü Akif benim rol modelimdir, o öyle söylüyordu, “Hakkı tutar kaldırırım!” diye sesleniyordu. Şimdi de özel hastanelerin faturaları… Gidiyoruz, bize hiçbir şey imzalattırmıyorlar. Ya, niye imzalattırmıyorsunuz? Ben tedavi olduğumu bileyim; neye girdim, ne tedavi oldum ben, kaç para tuttu; bunu bileyim. Tabii, devlet ödüyor nasıl olsa, vur abalıya! Bu devletin malı deniz, öbür taraftan istediğin kadar soyacaksın öyle mi? Bu devlet bize emanet, bu devlet vatandaşlara emanet, bu devlet bürokratlara emanet, bu devlet Türkiye’nin siyasetçilerine emanet, milletvekillerine emanet! Peki, niye bu emanete ihanet ediyorsunuz? Bir şey söyleyeceğim, o da ağır gidecek; Peygamber’imiz “Söylerse yalan söyler, emanete ihanet eder, söz verirse sözünde durmaz.” diyor; karşılığını siz biliyorsunuz, söylemek de istemiyorum.

Gelelim İçişleri Bakanlığına. Şimdi, değerli milletvekilleri, bu İçişleri Bakanlığı çok önemli bir bakanlık; Sağlık Bakanlığı bir noktada canımızla ilgilenirken bu İçişleri Bakanlığı da canımız ve malımızla ilgileniyor, can ve mal güvenliğimizi bunlara teslim ediyoruz. 600 bin kişilik koskocaman bir teşkilat polisiyle, jandarmasıyla, bekçisiyle; bu insanlara biz diyoruz ki: “Bizim can ve mal güvenliğimizi koruyun.” Ve ardından da şöyle sesleniyoruz… Aynı zamanda, Jandarma bunlara ait, sınırlarımızın güvenliği de bunlara ait ama nedense bir bakıyorsunuz…

Sayın Erdoğan Roma'da Biden’la bir konuşma yapıyor, Biden’la konuşmayı yaparken yanında Dışişleri Bakanlığının hiçbir yetkilisi yok. Tercümanlığı kim yapıyor? Bir hanımefendinin kızı yapıyor. Efendim, daha önce Trump da bu hanımefendinin Teksas şivesiyle İngilizcesini çok takdir etmiş, ondan dolayı bu hanımefendi yapacakmış. Yahu, siz devlet kademelerini niye kaldırıyorsunuz? Dışişleri Bakanlığının yetkilileri yok mu?

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara)Kıskanmayın, eğitimli insanları kıskanmayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla)Bir şey söylediniz, buyurun, dinliyorum sizi.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 16 Aralık 2023

Günün kaydı →
70 konuşmanın tamamı →