Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılına, emeklilere verilecek bayram ikramiyesine, Suriye’deki gelişmelere, Vedat Milor’a açılan soruşturmaya, hâkimlik teminatına ve ihsasıreyler yapıldığına, sokak çetelerine, Kadıköy Belediye Meclisi Başkan Vekili Ahmet Kurtuluş’a ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis Başkanından inisiyatif almasını istediğine ilişkin açıklaması
Muğla Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 64. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mart 2025 · 659 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 11 Mart 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılına, emeklilere verilecek bayram ikramiyesine, Suriye’deki gelişmelere, Vedat Milor’a açılan soruşturmaya, hâkimlik teminatına ve ihsasıreyler yapıldığına, sokak çetelerine, Kadıköy Belediye Meclisi Başkan Vekili Ahmet Kurtuluş’a ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis Başkanından inisiyatif almasını istediğine ilişkin açıklaması); konuşma 659 kelime.
Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılına, emeklilere verilecek bayram ikramiyesine, Suriye’deki gelişmelere, Vedat Milor’a açılan soruşturmaya, hâkimlik teminatına ve ihsasıreyler yapıldığına, sokak çetelerine, Kadıköy Belediye Meclisi Başkan Vekili Ahmet Kurtuluş’a ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis Başkanından inisiyatif almasını istediğine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-03-11-erzurum-un-dusman-isgalinden-kurtulusunun-107-nci-yilina-emeklilere-v (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=133263
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılını kutluyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti devleti ilelebet payidar kalacaktır." demiş olduğu gibi Erzurum da ilelebet payidar olarak kalacak ve bir daha da hiçbir düşman Türkiye topraklarına giremeyecektir.
Emeklilere verilen bir bayram ikramiyesi var, biliyorsunuz, Türkiye'de ilk defa 2018 yılında bu bayram ikramiyesi verilmişti ve bin liraydı. Neye tekabül ediyordu? 223 dolara tekabül ediyordu. Bugün ise 4 bin lira vereceksiniz ve bu neye tekabül ediyor? 109 dolara tekabül ediyor. 114 dolar yani 4 bin lira nerede? Hani "Kedi buradaysa ciğer nerede, ciğer buradaysa kedi nerede?" denildiği gibi bu 4 bin liramız kimlerde?
Bakın, 1999 yılında en düşük emekli maaşı 228 lira, en düşük asgari ücret 174 liraydı ve aradaki fark ne kadardı biliyor musunuz? Bu, emeklilerin lehine idi, yüzde 131 olarak emeklilerin lehine tecelli ediyordu. Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 yılında iktidara geldi ve kasım ayı içerisinde yeni bir zam yaptı ve bu maaşları 332 liraya çıkarmış oldu. 226 lira da asgari ücret olarak para ödüyorlardı, burada da yüzde 146'lık bir fark vardı. Bugün ise emeklilerin en düşük emekli maaşı asgari ücrete göre yüzde 60 daha azdır. Gelinen noktada şunu söyleyebiliriz: Size oy verenlerin maaşlarını kesiyorsunuz, alacaklarını vermiyorsunuz ama size oy vermediğini söylediğiniz kesimlere ise bu fakirlerden, bu yoksullardan veyahut da kıt kanaat imkânlarla yaşayanların paralarıyla o zenginlere paralar tahsis ediyorsunuz.
Şimdi, Suriye'deki gelişmelere gelince: Suriye, biliyorsunuz, bir rejim değişikliği oldu; Esad gitti ve HTŞ iktidara geldi. Burada Kürtler, Türkmenler ve Araplar yaşıyorlar; Sünniler, Aleviler, Şialar, Hristiyanlar, Müslümanlar yaşıyorlar. Peki, Türkiye olarak burada ne yapmamız gerekir? Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasal bütünlüğünü savunmamız gerekir. Buradaki Kürtler, bizim Türkmenler ve Araplar; soydaşlarımız, dindaşlarımız kültürdaşlarımız, tarihdaşlarımız; Sünniler ve Aleviler de beraberce Türkiye topraklarında Osmanlı'dan beri birlikte yaşamış olduğumuz mezhep farklılıklarımız, sadece bir inanç farklılığımız değil anlayış farklılığımız, bir noktada yorum farklılığımız... Buradaki bir kişinin burnu kanarsa Türkiye buradan sorumlu olmak mecburiyetindedir. Ne diyordu Türkiye'yi yönetenler? "Biz burayı fethettik." diyorlardı. Bir yandan "Burayı fethettik." diyorlar ama Roma'da, İtalya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere de Suriye'nin geleceğiyle ilgili olarak da yorumlar yapmaya başlıyorlardı. "Ya, onlara da söyleyin, biz burayı fethettik, bizden izin almadan Suriye'de ne işiniz var." diye söyleyin -bu ironiyi de yapayım ben buradan- ve o nedenle, Türkiye'deki yöneticiler; bir, Suriye'yi yönetenlerle ilgili daha çok teşrikimesaiye girişmeli ve -buradaki katliamları- buradaki herkese, Alevi'sinden Sünni'sine kadar herkese "insan" diyerek bakılmalı ve burası egemen güçlerin at oynatacakları bir yer olmaktan çıkarılmalıdır; bunun için gayret sarf etmeliyiz. O nedenle, buradaki olayların takipçisi olmak Türkiye'de yaşayan her bir vatandaşın, 86 milyonun, iktidarın ve muhalefetin de görevidir diye sesleniyorum ve bunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye bu konuda da inisiyatifini bir an önce almalıdır.
Gelelim Türkiye'deki uygulamalara. Türkiye, bu inisiyatifleri nasıl alabilir? Türkiye bunu bir hukuk devletiyle alır, demokratik devletle alabilir. Bakıyorsunuz, bir şahıs kent lokantasına gitmiş; Vedat Milor. Kimdir bu şahıs? Bir gurme, dünya çapında bir gurme ve buradaki yemeklerden yemiş ve Ticaret Bakanlığı derhâl bununla ilgili soruşturma başlatmış. Ticaret Bakanlığı, daha önceki Ticaret Bakanınız kocasının şirketinden buraya dezenfektan almıştı ve o suçu işleyenler hakkında suç olarak görmemişsiniz o ihaleyi, o şahsa iltifat etmişsiniz, başka bir yere yönetim kurulu üyesi olarak atamışsınız ve teşekkür etmişsiniz ama şimdi yoksulların yemek yemiş olduğu, imkânsızlıklar içerisinde kıvranan vatandaşların yemek yediği yerde bir şahsa yemek yedi diyerek, "Örtülü reklam yapıyorsunuz." diyerek soruşturma açıyorsunuz. Ya, siz aklınızı peynir ekmekle mi yediniz Allah aşkına? Şimdi "Ucuz yemek yedi." diyerek bir şahıs suç işlemiş olabilir mi?
Şimdi, Ayşe Barım'a gelince; Ayşe Barım tutuklandı, gözaltına alındı. Bununla ilgili bir hâkim karar verdi, beraat kararı verdi. Beraat kararı verdikten sonra "Vay, sen misin beraat kararı veren? Biz sana gösteririz." dediler ve ticaret mahkemesine hâkim olarak atadılar. Hani, nerede coğrafi teminat? Hani nerede hâkimlerin kararlarının teminatı? Allah aşkına, bu davalarda, Türkiye'deki görülmekte olan davalarda mahkemelerde hâkimler herhangi bir şekilde sanığın lehine karar verirlerse veya iktidarınızın söylemiş olduğunun hilafına karar verirlerse ne olacak akıbetleri?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
86 konuşma daha · 11 Mart 2025