12 Mart 1971 muhtırasına, İstiklal Marşı'nın kabulünün 104'üncü yıl dönümüne, Mehmet Akif Ersoy'a ve Ahmet Kaya'ya ilişkin açıklaması
Muğla Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 65. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Mart 2025 · 663 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 12 Mart 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 12 Mart 1971 muhtırasına, İstiklal Marşı'nın kabulünün 104'üncü yıl dönümüne, Mehmet Akif Ersoy'a ve Ahmet Kaya'ya ilişkin açıklaması); konuşma 663 kelime.
Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “12 Mart 1971 muhtırasına, İstiklal Marşı'nın kabulünün 104'üncü yıl dönümüne, Mehmet Akif Ersoy'a ve Ahmet Kaya'ya ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 12 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-03-12-12-mart-1971-muhtirasina-istiklal-marsi-nin-kabulunun-104-uncu-yil-do (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=133350
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bugün 12 Mart, 2 konu bizi ilgilendiriyor.
12 Mart 1971 muhtırası... Türkiye'de son yetmiş yıldaki darbeler tarihi: 1960 darbesi, 1971 muhtırası, 1980 darbesi, 1997 postmodern darbesi, ardından e-muhtıralar ve de 15 Temmuz 2016 yılındaki bir darbe. Bu darbelerin tamamı bizim demokrasimize, aynı zamanda milletleşmemize ve aynı zamanda ekonomimize çok ciddi zararlar verdi. 1971'le ilgili, bu darbeyle ilgili rahmetli Sayın Süleyman Demirel'in kendisine şöyle söylemiştim: "Şapkanızın hukukunu koruduğunuz kadar nedense Parlamentonun hukukunu koruyamamıştınız." O da "Ne yani şapkamı darbecilere mi bırakacaktım?" diyerek takıldı. Sonra, 6 defa giden, 7 defa gelen bu Süleyman Demirel, Başbakanlık yapan, Cumhurbaşkanlığı yapan şahıs "Korktum, Selçuk Bey, korktum; onlarda silah vardı, bende ise oy vardı." ifadesini kullandı. Bütün darbelere karşıyız, bütün darbelere karşı olduğumuz gibi aynı zamanda demokrasiyi kullanarak demokrasinin imkânları üzerinden devleti ele geçirme gibi darbelere de karşıyız. Hiç kimse milletin devletini, bir cemaatin veyahut da bir etnisitenin veya bir mezhebin veyahut da bir ekolünün, bir ideolojinin devleti yapamayacaktır inşallah.
Diğer bir konuya gelince, bugün İstiklal Marşı'nın kabulünün 104'üncü yıl dönümü. Biliyorsunuz, büyük bir imparatorluk kurmuştuk Anadolu coğrafyasında; imparatorluğumuz yıkıldıktan sonra bizi tekrar geldiğimiz yere, Orta Asya'ya göndermek istediler. Ne oldu o zaman? Yunan burada, İtalyan burada, Fransız burada, İngiliz burada, Rus burada, Ermeniciler -Ermeniler değil- Taşnak ve Hınçaklar burada ve bize diyorlardı ki: "Geldiğiniz yerden tekrar ayrılın, tekrar geldiğiniz yere gidin." Böyle bir iklimde, 20 Aralık 1873 tarihinde Mehmet Akif Ersoy dünyaya geldi ve kendisinin hayatı 2 yaşından itibaren Çanakkale Bayramiç'te geçti, orada yetişti ve büyüdü. Siyaset insanı, devlet insanı ve siyasetçi olmak istiyordu; Mülkiyeye yazıldı, Mülkiyeye yazıldıktan çok kısa bir zaman sonra babasını kaybetti, ardından evleri yandı, baktı ki yok yoksullar hemen mesleğini değiştirdi, veteriner hekimliği yani baytarlığı tercih etmişti. Hatta birisi bir gün bunu hafife almak adına "Siz baytardınız." dediği zaman "Nereniz ağrıyordu?" diyecek kadar da esprili bir kişiydi. Akif, iyi bir yüzücüydü, sporcuydu, iyi bir koşucuydu, güreşçiydi, centilmen bir sportmendi, edebiyatçıydı, ilim insanıydı, veteriner hekimdi, Teşkilat-ı Mahsusanın bir neferiydi, öğretmendi, hatipti ve aynı zamanda Arapça, Farsça ve Fransızcayı çok iyi bilen bir yazardı. Altı ay içerisinde Kuran-ı Kerim'i hıfzetmiş, aynı zamanda Kuran-ı Kerim'i tefsir edecek kadar da mükemmel bir din âlimiydi. Balkan Savaşlarında, Çanakkale savaşlarında ve Kurtuluş Savaşı'nda, İstiklâl Harbi'mizde tamamen yanında yer aldı Teşkilat-ı Mahsusanın bir ferdi olarak. Aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisinde de Burdur Milletvekili olarak milletvekilliği yapmıştı.
Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Millî Eğitim Bakanlığı döneminde, biliyorsunuz, istiklal marşı için bir yarışma açıldı, 500 lira verildiği için de kabul etmedi. Ardından, Hamdullah Suphi Tanrıöver'in ve de aynı zamanda Kuran-ı Kerim'in ilk tefsirini yapanlardan Hasan Basri Çantay'ın -ki kendisinin çok değerli bir arkadaşıydı- ısrarları sonucunda bu yarışmaya katıldı, kazandı. Yazmış olduğu şiir "İstiklal Marşı" olarak kabul edildi. Paraya ihtiyacı vardı, evleri yoktu, paltosu bile yoktu; kendisi o 500 lirayı tuttu Darül Mesai Vakfına bağışladı. Ardından, biliyorsunuz, kendisi İstiklal Savaşı sonrasında çeşitli sıkıntılar yaşadı. Türkiye'mizde -maalesef, özellikle son yıllarda bizim hainlerimiz de kahramanlarımız da dönemseldir- Akif yalnızlaştırılmak istendi dönemin rejimi tarafından, sistem tarafından, birileri tarafından. Kendisi zorunlu olarak Mısır'a gitmişti. Mısır'a gitmeden önce de evini ziyaret edenler "Ya, veba salgını oluştu. Siz çok değerli bir din âlimisiniz, bir dua etseniz de bu veba salgını ortadan kalksın." dedikleri zaman, ömür boyu hem Türkiye'deki evinde yani İstanbul'daki evinde hem de Mısır'da yaşadığı süre içerisinde Mısır'daki evinde Pasteur'ün resmini arkasında barındırdı ve döndü, dedi ki: "Bir Pasteur daha çıkartın, o bir ilaç bulsun. Veba salgınını ancak bu şekilde ortadan kaldırabiliriz."
Mehmet Niyazi Özdemir'in bir anekdotuyla devam etmek istiyorum. Mehmet Niyaz Özdemir anlatmıştı, şöyle söylemişti: "Mısır'da son dönemlerini yaşıyor kendisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bir mektup yazdı, mezarının İstanbul'da olmasını istedi. Mustafa Kemal izin verdi ve Türkiye'ye geldi, son günlerini yaşıyordu; Mustafa Kemal, üç arkadaşını ona geçmiş olsuna ve hoş geldine gönderdi; 'Söyleyin Akif'e, isteseydim onu Anadolu topraklarına sokmazdım ve onun yazmış olduğu İstiklal Marşı'nı da değiştirirdim.' dedi. 'Söyleyelim mi?' dediler. 'Söyleyin.' dedi. Gittiler ve söylediler. Akif, şöyle yatağından biraz doğruldu ve şöyle söyledi: 'Evet, Gazi, beni Anadolu'ya sokmayabilirdi ama İstiklal Marşı'nı değiştirmeye asla gücü yetmezdi.'"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
122 konuşma daha · 12 Mart 2025