Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan seçime, Gazze’deki ateşkes anlaşmasına, Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilere ve Trump’a, Yargıtay Başkanının AYM kararlarının bağlayıcılığıyla ilgili açıklamasına ve Genel Başkanları Ahmet Davutoğlu ile eşi Sare Davutoğlu’na ilişkin açıklaması
Muğla Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 9. Birleşim · 4. yasama yılı · 21 Ekim 2025 · 632 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 21 Ekim 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan seçime, Gazze’deki ateşkes anlaşmasına, Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilere ve Trump’a, Yargıtay Başkanının AYM kararlarının bağlayıcılığıyla ilgili açıklamasına ve Genel Başkanları Ahmet Davutoğlu ile eşi Sare Davutoğlu’na ilişkin açıklaması); konuşma 632 kelime.
Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan seçime, Gazze’deki ateşkes anlaşmasına, Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilere ve Trump’a, Yargıtay Başkanının AYM kararlarının bağlayıcılığıyla ilgili açıklamasına ve Genel Başkanları Ahmet Davutoğlu ile eşi Sare Davutoğlu’na ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2025-10-21-kuzey-kibris-turk-cumhuriyetinde-yapilan-secime-gazzedeki-ateskes-a (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=138120
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla)Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir seçim yapıldı ve bu seçim sonucunda da Sayın Tufan Erhürman Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Seçimler oradaki Kıbrıs halkının hür iradesiyle yapıldı ama nedense Türkiye'deki Hükûmet buraya müdahale etmeye çalıştı; burada Ersin Tatar desteklendi, burada cübbelisi cübbesizi, sazını alan sözünü alan veya birbirlerini gördüklerinde "Ona yumruk atacağım." diyenler birlikte oldular fakat orada Ersin Tatar kaybetti. Niçin kaybetti? Çünkü burada bir taraf tutulduğu için. Orada hem Ersin Tatar'ı destekleyenler hem bağımsız cumhurbaşkanı adaylarını destekleyenler hem de Tufan Bey'i destekleyenler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıydılar. Biz buralarda tarafsız olmalıyız. Orası Kıbrıs, kesinlikle kumarhanelerle anılan bir yer değil; tarihî mekanlarıyla, Piyale Paşa'sıyla, Rauf Denktaş'ıyla, Fazıl Küçük'üyle, Millî Mukavemet Teşkilatının üyeleriyle, kahramanlarla ve aynı zamanda, turizmiyle, turizmiyle beraber de tarımıyla, narenciyesiyle anılan bir yer olmalıdır. Türkiye bu noktada şunu yapmalıdır, daha doğrusu Hükûmet şunu yapmalıdır: Elli yıl oldu 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı'nı yapalı. 1960'a kadar İngilizlerin sömürgesi olan bir yer, 1960'tan sonra orada Rumların yapmış olduğu taşkınlıklar, ardından da Türkiye'nin hazırlığı; 20 Temmuz 1974'te de "Bir dakika!" dememiz, ardından da daha sonra Rauf Denktaş'ın ilk Cumhurbaşkanlığını yaptığı bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması; kırk iki yıl geçti. Bu kırk iki yıl içerisinde bir yandan Kıbrıs'taki insanlar olgunlaştılar, demokrasisinde olgunlaştılar, aidiyet duygularında olgunlaştılar. O zaman ne yapmak lazım? Burayı Türki Cumhuriyetlere veya en azından dünyadaki herhangi bir İslam ülkesine, İslam İşbirliği Örgütüne mensup olan 57 İslam ülkesine, Arap ülkelerine veyahut da Güney Amerika ülkelerinden bir tanesine tanıtmış olmamız lazımdı. Niye tanımadılar bu insanlar, bunlara bakmamız lazım. Bir diğer yandan, Kıbrıs'ın stratejik bir yer olduğunu unutmamamız gerekiyor çünkü burası yüzen bir uçak gemisi değildir, sabit bir uçak gemisidir, stratejik topraklardır; buraya hâkim olanlar aynı zamanda Afrika'yı, aynı zamanda Avrupa'yı, aynı zamanda da Asya'yı kontrol edebilecek bir güce sahip olurlar. O nedenle, bu stratejik iklimde, gelin, hep beraber "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni dünyaya nasıl tanıtabiliriz?"in çalışmasını ve çabasını gösterelim. Aksi takdirde "Ben şunu tutarım, siz de şunu tutarsınız." derseniz Kıbrıs'a zarar vermiş olursunuz. Türkiye'deki hastalıklı yapının oraya sirayet ettiğini görüyoruz; bu bir sakil mantıktır, bu sakil mantığı da yani bu yanlış mantığı da ortadan kaldırmamız gerekmektedir. Ben Kıbrıs'ta yeni Cumhurbaşkanı olan kişinin, yine aynı şekilde geçmişte Kıbrıs'a hizmet eden Ersin Tatarlarla beraber ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Parlamentosuyla birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni bütün dünyaya tanıtabilecek bir iklimi oluşturabilecekleri inancı içerisinde kendisini kutluyorum ve güzel ve hayırlı hizmetler yapmalarını temenni ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi burada bir konu da Gazze'deki ateşkes anlaşması. Bu ateşkes antlaşması şeklî bir anlaşma arkadaşlar. Evet, doğrudur, oradaki insanların birazcık ona ihtiyaçları vardı, bir dilim ekmeğe, bir damla suya ihtiyaçları vardı; Türkiye ve çeşitli ülkeler, Katar devreye girdi, Mısır devreye girdi; daha doğrusu Amerika Birleşik Devletleri'nin karizması çizilmeye başladığı için, İsrail'in gerçek yüzünü özellikle bütün dünya halkları gördükleri için, bazı ülkeler de "Yeter be İsrail!" dedikleri için ve 10'a yakın ülkenin de bu süreç içerisinde Filistin'i tanımış olmalarından müteşekkil, bu nedenle, buradan mütevellit "Bir dakika, biz buna bir ara verelim." dediler. Yetmiş yedi yıldır bir Nekbe var, Büyük Felaket var, bu Büyük Felaket'te sürekli olarak işgalci olan bir İsrail var; işgalci olmakla beraber katil bir İsrail var; katil olmakla beraber siyonist var; siyonist olmakla beraber korsan olan bir İsrail var ve bu İsrail'in Hükûmeti de maalesef dünyayı tanımamakta ve takmamaktadır, arkasında da Amerika Birleşik Devletleri vardır. Şimdi de ne söylüyorlar? "Hamas eğer eylem yaparsa..." Burada da bir provokasyon olacağını tahmin ediyorum, burada yine aynı şekilde bir eylem yaptırabilirler, ardından da tekrar yeniden İsrail'i genişletebilirler, devam ettirebilirler. İsrail Golan Tepeleri'nden çekilmedikçe, İsrail Gazze'den çekilmedikçe, İsrail 1967 sınırlarına varmadıkça İsrail'le herhangi bir anlaşma asla yapılmamalıdır. Bunu kim yaparsa, hangi İslam ülkesi, hangi ülke yaparsa o bir yandan hukuk önünde çok ciddi şekilde suçlanır, suçlu olur, bir yandan tarih onu suçlar, bir diğer yandan da vicdanlarda mahkûm olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
76 konuşma daha · 21 Ekim 2025