İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 61. BİRLEŞİM · SALI

İzmir İktisat Kongresi’nin 103’üncü yıl dönümüne ve gayesine, Alo Adalet hattına, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ve adalete ilişkin açıklaması

Selçuk Özdağ

Muğla Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Şubat 2026 · 638 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 17 Şubat 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İzmir İktisat Kongresi’nin 103’üncü yıl dönümüne ve gayesine, Alo Adalet hattına, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ve adalete ilişkin açıklaması); konuşma 638 kelime.

Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “İzmir İktisat Kongresi’nin 103’üncü yıl dönümüne ve gayesine, Alo Adalet hattına, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ve adalete ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selcuk-ozdag-2026-02-17-izmir-iktisat-kongresinin-103uncu-yil-donumune-ve-gayesine-alo-adal (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=142287

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iyi bir yasama haftası olmasını temenni ediyorum.

Bugün İzmir İktisat Kongresi olarak değerlendirilen ama Türkiye İktisat Kongresi olarak tarihe geçen İktisat Kongresi'nin 103'üncü yıl dönümünü kutluyoruz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Kâzım Karabekir Paşa'yı -çünkü Divan Başkanıydı kendisi- ve aynı zamanda Maliye Bakanımız Celal Bayar'ı da rahmetle anıyorum.

İzmir İktisat Kongresi'nin gayesi neydi? Tam ikinci Lozan görüşmesinde ara verildiğinde, ihtilaf çıktığı zaman İzmir'de bir iktisat kongresi toplandı. Mustafa Kemal şöyle söylüyordu: "Erzurum Kongresi'nin misyonu ve fonksiyonu neyse bugünkü Birinci İktisat Kongresi'nin misyonu ve fonksiyonu da odur. Artık kılıç zamanı değildir, artık saban zamanıdır ve mutlaka Türkiye'yi de Anadolu topraklarını da kalkındıracağız ve yabancılara da Türkiye'nin kapılarını açacağız ama asla Türkiye'yi onlara talan ettirmeyeceğiz ve de burası bir esir ülkesi değildir." ifadesini kullanmıştı. O günden bugüne Türkiye bazı merhaleler katetti. Elbette ki kalkınması noktasında her iktidarın, her hükûmetin çok ciddi payları vardı ama Sayın Cumhurbaşkanının Amerika Birleşik Devletleri'ne son gittiği zaman Trump'ın tavrını kınadığımızı, Trump'ın tavrının bir manda ülkesine, Amerikan mandasına söylenecek bir laf olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Nedir o? Kendisi dedi ki: "Bundan böyle sıvı gazınızı ve doğal gazınızı Rusya'dan almayacaksınız ve benden alacaksınız." Peki, biz oradan 10 liraya alıyoruz, senden 9 liraya mı alacağız? "Hayır, benden 11 liraya alacaksınız." dedi, daha pahalı alıyoruz ve bu bir mandacılığın göstergesidir, başka bir şey değildir, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü de bir kez daha rahmetle anıyorum ve "Türkiye bir esir ülkesi değildir, Türkiye bir manda ülkesi değildir." diyerek de en başta Adalet ve Kalkınma Partisinin haykırmasını bekliyorum.

Yeni seçilen bir Adalet Bakanımız var ve Adalet Bakanı bir hat kuracağını söyledi, Alo Adalet hattı. Ben buradan Anayasa Mahkemesi kararlarını tartışmasız olarak kabul edip etmeyeceklerini merak ediyorum ve de şimdi buradan ben kendisine sesleniyorum: Alo, adalet, alo; adaletle mi görüşüyorum? "Alo, buyurun, ben adalet." Siz gerçekten adalet misiniz? "Elbette, artık hattımız var, geciken davalarınızı bize bildirebilirsiniz." Biz geciken davaları değil geciktirilen adaleti soruyoruz. "Önce tutuklayalım da sonra yargılama işine bakarız, biz sizin için buradayız." Alo, o hâlde bir kez daha soruyorum: AİHM kararlarını uygulayacak mısınız, Anayasa Mahkemesi kararlarını tartışmasız tanıyacak mısınız yoksa "Karar var ama uygulama yok." düzeni devam mı edecek? Alo, adalet, sizden tarafsızlık bekliyoruz, objektiflik bekliyoruz; sizden siyasi davalarda tarafgirlik değil, hukukun üstünlüğüne göre karar vermenizi bekliyoruz; sizden iktidarın aparatı değil, milletin yargısı olmanızı, tarafsız yargı olmanızı bekliyoruz. Tartışmalı yeni Bakanımız kamuoyuna "Alo Adalet" hattını tanıttı, yargılamadaki sorunlar için vatandaşımız bu hattı arayarak şikâyette bulunabilecekmiş. Oysa asıl mesele adaleti telefon hattına bağlamakta değildir, mesele hattın öbür ucunda kimin olduğu meselesidir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek geçmişte verdiği kararlarla kamuoyunda en çok tartışılan isimlerden birisi, siyasi davalarda adı en çok geçen, tarafsızlığı en çok sorgulanan davaların içinden gelen bir isim; daha önce siyasi bir görevi olan, Adalet Bakan Yardımcılığı yapmış, ardından Başsavcı olarak atanmış ve bugün muhalefetle ilgili devam eden tartışmalı davalarda başrol oynamış bir isim. Şimdi iktidar partisi kendisini yeniden, siyasi bir görev olan Adalet Bakanı olarak atadı. Âdeta "Daha önce İstanbul'da istediğimiz görevinizi yaptınız, yürüttünüz, şimdi Türkiye'de görevinizi yapacaksınız." denircesine Bakanlık görevine getirilmiş bir isim. Bugün o isim, yargıdaki gecikmeleri çözeceğini, millete adalet getireceğini söylüyor. Buradan kendisine soralım: Adalet gecikiyor mu, geciktiriliyor mu yoksa adalet bilinçli olarak yönlendiriliyor mu? Türkiye'de adalet sorunu yalnızca uzun yargılama sürelerinden kaynaklı değildir, elbette en önemli aşaması adaletin tez verilmesidir, masumların hakkı ve suçluların cezası için en önemli konudur ama asıl sorun uzun tutukluluk sürelerinin bir cezaya dönüştürülmesidir, mahkeme kararlarının adalete değil, siyasi iklime göre şekillendirildiği algısıdır. Hatta bu durum sadece algıdan ibaret değildir, yargıda gerek iktidar cenahından gerekse de birtakım çevrelerden gelen rüzgârların adaletin yönünü tersine çeviren somut örneklerini görmek mümkündür. Milletimizde oluşan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması sebebiyle yargının yürütme karşısında bağımsızlığını yitirdiği kanaatidir. Bu da bir kanaat olmaktan öte, fiilî bir durum olarak karşımızda durmaktadır.

"Alo adalet, alo adalet..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 17 Şubat 2026

Günün kaydı →
89 konuşmanın tamamı →