CHP Grubu önerisi münasebetiyle
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 115. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Temmuz 2020 · 533 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Selin Sayek Böke (CHP), 21 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 533 kelime.
Selin Sayek Böke (CHP, İzmir). “CHP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 21 Temmuz 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/selin-sayek-boke-27-2020-07-21-chp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=90331
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA SELİN SAYEK BÖKE (İzmir)Teşekkürler Başkan, yeni döneminizin hayırlı olmasını diliyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Doğrusu çok üzgünüm ve çok da öfkeliyim. Yine bir kadın cinayetine uyandık. Üzüntüm Pınar Gültekin’i kaybetmiş olmamız ve onu koruyamamış olmamızdan kaynaklanıyor; öfkemse siyasetin bu cinayetleri bir türlü durdurmamayı seçiyor olması. Her şeyden önce Pınar Gültekin’e rahmet diliyorum, yakınlarına ve tüm kadınlara da başsağlığı diliyorum.
Kadın cinayetleri politiktir. Bunun altını kuvvetle çizmemiz gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, bu cinayetlere yol açan erkek egemen düzeni siyasi bir tercihle devam ettirme anlayışıdır. Dolayısıyla derhâl İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açan durumu ortadan kaldırmamız gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi yaşatır, hayatın ta kendisidir; sıkı sıkıya tutunmamız gerekir.
Değerli milletvekilleri, son bir yılda ülkemizde ağır bir umutsuzluk hâli var. Nüfusumuz 1 milyon 59 bin kişi artmışken iş gücümüz yani çalışabilir olup da çalışmaya istekli olanların sayısı 3 milyon 13 bin kişi azalmış, iş gücümüz azalmış. Neden? Çünkü, milyonlar bu düzende artık umudunu kaybetmişler, iş aramaktan dahi vazgeçiyorlar. Bundan daha ağır bir ekonomik kriz olabilir mi? “Kriz var mı, yok mu?” sorusunun yanıtı burada yatıyor. Çalışabilir durumda ama iş dahi aramaktan vazgeçmiş vaziyette milyonlar. Vazgeçtiği şey ne? Gelir elde etme umudundan vazgeçmiş. Mahkûm olmayı kabullendiği şey ne? Yoksulluk ve yoksunluk hâli. Bu umutsuzluğa bir çare olmamız gerekiyor çünkü o umutsuzluk milyonları altında ezerken bir yandan da Türkiye ekonomisinin var olan gücünü eritip bitiriyor. Oysaki biz, güçlü bir ülkeyiz ve o gücü umutla halka yaymakla yükümlü bir siyaset yürütmek durumundayız. Umut yitiriliyor çünkü milyonlar “Ne yaparsam yapayım zaten mümkün değil.” duygusundalar, “Ne yaparsam yapayım içinde doğduğum ailenin kaderini aşmam mümkün değil.” diye düşünüyorlar, “Ne yaparsam yapayım içine doğduğum coğrafya kaderim hâline getirilecek.” diye düşünüyorlar, “Ne yaparsam yapayım siyasi aidiyetler üzerinden düzen beni ayrıştıracak.” diye düşünüyorlar. Bu ayrıştırmayı, düzendeki bu umutsuzluğu iktidarın siyasi tercihleri belirliyor. Oysaki bunların hiçbiri kader olmak zorunda değil. Güçlü bir sosyal devletle, bütün yurttaşlarına eşit davranan ve sadece fırsat eşitliği sunan değil, piyasa ve düzenin ortaya çıkardığı adaletsizlikleri açık tercihlerle düzelten, yeniden dağıtan; rantçı sermayenin vergisini affederek değil, asgari ücretlinin vergiden muaf olmasını sağlayarak adalet sağlamayı gözeten bir güçlü sosyal devletle, bu, kader olmaktan çıkabilir. Oysaki sizin kurduğunuz düzende, iktidarın kurduğu rejimde ağır ekonomik ve sosyal eşitsizlikler var. Neden? Çünkü güçlü sosyal devletin yerini tek adamın parti devleti aldı. (CHP sıralarından alkışlar)
Bugün ihtiyacımız olanın ne olduğu belli: Güçlü sosyal devlet neyi bildiğinizi kıymetli kılar, kimi tanıdığınızı değil; tek adamın parti devleti neyi bildiğinizi önemsemez, kimi tanıdığınıza bakar. Milyonlar iş aramaktan tam da bu nedenle vazgeçiyorlar. Milyonlar umutlarını sadece ayrıştıran siyasi düzen yüzünden kaybetmediler, o ayrıştıran siyasi düzen bu ekonominin istihdam yaratmasının önünde de engel oluşturdu. Sadece son bir yılda, kurduğunuz düzende 2,5 milyon istihdam yok olup gitti, yok oldu, var olan işler yok oldu. Şimdi, işsiz olanın yerine koyun kendinizi; iş aramaya dair umudunuz olur mu, var olan işleri yok eden bir düzende “Ararsam bulurum.” diye düşünür müsünüz? Düşünmesi mümkün değil çünkü düzen, ağır bir adaletsizlik yaratıyor. Bireye “Ne yaparsam yapayım olmaz.” dedirten düzeni değiştirip bireye “Ben ben olduğum için hakkım olarak yapabilirim.” dedirtecek olan ve onunla dayanışan “Birlikte yaparız.” diyen güçlü bir sosyal devleti biz mutlaka kuracağız ve biz o sosyal devleti kurduğumuzda, çağı yakaladığımızda bu ekonomiye can gelecek, renk gelecek. “Nasıl?” derseniz anlatayım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
107 konuşma daha · 21 Temmuz 2020