İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Şenol Sunat

Manisa Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Temmuz 2024 · 438 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Şenol Sunat (İYİ Parti), 24 Temmuz 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 438 kelime.

Şenol Sunat (İYİ Parti, Manisa). “Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/senol-sunat-2024-07-24-vergi-kanunlari-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=126529

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ŞENOL SUNAT (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 159 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Genel Kurula getirilen bu teklifin asıl sorunlara çözüm getirmediği ortada. Örneğin, aşırı kârın vergilendirilmesi, kentsel rantın vergilendirilmesi, sermaye kazançları üzerindeki vergilerin artırılması gibi konular teklifte yer almamıştır, oysa bu konular vergi adaletinin sağlanması için hayati bir önem taşımaktadır. İktidar bir yandan vatandaşa yeni vergiler yüklerken diğer yandan yandaş şirketlere vergi ayrıcalıkları tanımaya devam etmektedir. Örneğin, yap-işlet-devret ve kamu-özel iş birliği işleri yapan şirketlerin kurumlar vergisi 5 puan artırılmıştır ama bu projelerde faaliyet gösteren 44 şirketten 37’sinin zarar beyan etmesi veya matrah beyan etmemesi bu alandaki vergi adaletsizliğinin açık bir göstergesi değil midir sayın milletvekilleri? Bu durumun üstünü örtemezsiniz. İktidar vergi sistemini basitleştirmek yerine daha da karmaşık hâle getirmektedir. Örneğin, asgari kurumlar vergisi Düzenlemesi, daha yasalaşma sürecinde birçok istisnayla anlamsızlaştırılmıştır. Borsa, kripto para ve faiz gibi yollarla kazanılan paralardan yeterli vergi alınmaz iken ücretli çalışanlar ve dar gelirliler vergi yükü altında ezilmektedir. Dünya Bankası verilerine göre gelir adaletsizliğinde dünyada 8’inci durumdayız sayın milletvekilleri.

Özetle, bu teklif, gelir adaletsizliğini gidermek yerine mevcut adaletsizliği derinleştirmektedir. Bundan önce Meclisten geçirdiğiniz tasarruf tedbirleriyle anılan torba kanunda kur korumalı mevduatın kaldırılması yok. Ülkemize maliyeti geniş anlamda değerlendirildiğinde 2,7 trilyon olan bu garabetin hâlen kalmış olması enteresandır yani milletin parası, zenginlere peşkeş çekilmiştir.

“İtibardan tasarruf edilmez.” prensibiyle saray için bir kısıtlama yoktu, kamu ihale sistemiyle ilgili düzenleme yoktu tasarruf tedbirleriyle ilgili; bu kanun teklifinde de gereken vergilendirmeler yok. Tasarruf yapmak ve vergi vermek kime, biliyor musunuz sayın milletvekilleri? Kamu çalışanlarına, işçiye, çiftçiye, esnafa -üzülerek söylüyorum- işsiz gençlere ve tabii ki emeklilerimize. Bu iki kanun teklifi; ezilen, yoksullaşan nüfusun büyük çoğunluğunun daha da ezilmesini ve yoksullaşmasını sağlıyor.

Sayın milletvekilleri, adalet, mülkün temelidir; öyle değil mi? Ancak görünen o ki iktidar için adalet sadece belli bir kesimin erişebileceği bir lüks hâline gelmiştir. İktidarın vergi politikasının temelini parası olana adalet, olmayana ceza anlayışı oluşturulmaktadır. Bir yandan yoksul vatandaşlarımızın üzerine her gün yeni vergiler yüklenirken, diğer yandan yandaş iş insanlarının milyarlık vergi borçları bir kalemde silinmektedir. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır sayın vekiller? Bir yandan vatandaşlarımızın alım gücü hızla eriyor, diğer yandan vergi yükü altında eziliyorlar. Bu adaletsiz vergi sistemi yoksulluğu derinleştiriyor ve toplumsal eşitsizliği körüklüyor.

Toplumun neredeyse tamamına yayılan yoksulluk en çok da emekli vatandaşlarımızı etkiliyor. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş insanlarımız insanca yaşamaktan mahrum bırakılmıştır. Teklifte öngörülen 12.500 liralık en düşük emekli maaşı açlık sınırının 19 bin lira olduğu ülkemizde emeklilerimizi açlığa terk etmek demektir. Bu durum sadece ekonomik değil sayın milletvekilleri, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir yıkıma da neden oluyor, görmüyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

108 konuşma daha · 24 Temmuz 2024

Günün kaydı →
108 konuşmanın tamamı →