İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

24 Temmuz 1908'in tarihteki önemine ve 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü'ne, birkaç gün önce Denizli Cezaevinde bir zehirlenme vakası yaşandığına, yüzde 98 engelli hasta tutsak Serdal Yıldırım'a, Karabük T Tipi Hapishanesinde koşullu salıverme işlemi gerçekleşmeyen 17 mahkûma, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP grup toplantısındaki açıklamalarına, AKP Grubunun neden temmuzda Meclisi çalıştırdığına, hazineyi zarara uğratmış olan kayyumlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığının müfettişlerini göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

Sezai Temelli

Muş Milletvekili · DEM Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 24 Temmuz 2024 · 534 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Sezai Temelli (DEM Parti), 24 Temmuz 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24 Temmuz 1908'in tarihteki önemine ve 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü'ne, birkaç gün önce Denizli Cezaevinde bir zehirlenme vakası yaşandığına, yüzde 98 engelli hasta tutsak Serdal Yıldırım'a, Karabük T Tipi Hapishanesinde koşullu salıverme işlemi gerçekleşmeyen 17 mahkûma, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP grup toplantısındaki açıklamalarına, AKP Grubunun neden temmuzda Meclisi çalıştırdığına, hazineyi zarara uğratmış olan kayyumlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığının müfettişlerini göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması); konuşma 534 kelime.

Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “24 Temmuz 1908'in tarihteki önemine ve 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü'ne, birkaç gün önce Denizli Cezaevinde bir zehirlenme vakası yaşandığına, yüzde 98 engelli hasta tutsak Serdal Yıldırım'a, Karabük T Tipi Hapishanesinde koşullu salıverme işlemi gerçekleşmeyen 17 mahkûma, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP grup toplantısındaki açıklamalarına, AKP Grubunun neden temmuzda Meclisi çalıştırdığına, hazineyi zarara uğratmış olan kayyumlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığının müfettişlerini göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sezai-temelli-2024-07-24-24-temmuz-1908-in-tarihteki-onemine-ve-24-temmuz-basin-ozgurlugu-icin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=126470

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SEZAİ TEMELLİ (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, tam yüz on altı sene önce 24 Temmuz 1908'de Anayasa yeniden yürürlüğe girdi. Tam otuz sene Anayasa askıdaydı, II. Abdülhamit tarafından askıya alınmıştı, Kanun-ı Esasi uygulanmamaktaydı ve 24 Temmuz 1908'de anayasal monarşi tesis edilmiş oldu. Evet, buna İkinci Meşrutiyet olarak da tarih sayfalarında yer verildi ama devrimsel nitelikte bir hamle olduğunu muhakkak belirtmek zorundayız. Otuz yıl boyunca istihbarat ve sansürle yönetilmiş bir dönemden çıkışın tarihidir 24 Temmuz 1908. Dolayısıyla II. Abdülhamit’in bu istibdat dönemi böylece sonlanmış oluyordu. İşte, 24 Temmuz neden bir Basın Bayramı, neden bir Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü tam da tarihteki karşılığı budur çünkü o gün İstanbul'daki gazeteler o sansürle ilgili görevli memurları içeri almadılar ve otuz yıl sonra gazetelerini sansür denetiminin dışında özgürce basabildiler.

Evet, istihbarat ve sansür âdeta bize bugünü de hatırlatıyor. Evet, bugün Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak kutluyoruz. 1971'e kadar Basın Bayramı’ydı bu, bugün artık Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak kutluyoruz ama bu ülkede bugün dönüp baktığımızda, yine bir sansürün hâkim olduğu, yine basın özgürlüğünün üzerinde inanılmaz tahditlerin ve tehditlerin olduğunu görüyoruz. Örneğin, daha geçenlerde Açık Radyo’nun lisansı iptal edildi. Yine, daha geçtiğimiz hafta 2 gazeteci tutuklandı ve cezaevlerinde gazeteciler var; gazetecilerin isimlerinin olduğu listeler yayımlanıyor ve gazeteciler tehdit ediliyor. Neden? Hakikatin sesinin susturulması için. Tıpkı 1908'de sokaklarda insanların bağırdığı gibi, bugün de aynı şeyi bağırmaya devam etmeliyiz: “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” Hürriyetin yolu, özgürlüğün yolu her şeyden önce basın özgürlüğünden geçiyor. Gazetecileri hapsederek, onları susturarak, basına sansür uygulayarak bir ülkeyi demokratikleştiremezsiniz; bu, olsa olsa bir karikatür olur. Bugün bu ülkede demokrasi adına ne varsa tasfiye edilirken başta da gazeteciler tehdit edilmeye devam ediliyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, burada sürekli olarak cezaevlerindeki sorunları dile getiriyoruz ve bizim sorunları dile getirdiğimiz ilk günden bugüne kadar cezaevlerinde hiçbir iyileşme yok, tutsakların hayatında hiçbir iyileşme yok; maalesef her geçen gün çok daha kötüye gittiğini görüyoruz. Daha birkaç gün önce Denizli Cezaevinde bir zehirlenme vakası yaşandı ve çok sayıda mahpus zehirlendi, çok ciddi bir vakaydı ve bu, ilk zehirlenme vakası da değil. Âdeta gıda üzerinden de bir şiddet uygulanıyor. Zaten bir yetersiz beslenme söz konusu ama diğer taraftan, ciddi anlamda sağlıksız bir beslenme oradaki mahkûmların, mahpusların zehirlenmesine yol açıyor.

Tabii, sadece bununla da sınırlı değil; hasta tutsaklardan bahsediyoruz, yaşlı tutsaklardan bahsediyoruz, hiçbir iyileşme yok. Geçen gün, yüzde 98 engelli bir hastadan, Serdal Yıldırım’dan bahsettik, hâlâ hiçbir girişim söz konusu değil.

Bugün size Karabük Cezaevinden bahsedeceğim. Karabük T Tipi Hapishanesinde hiçbir koşullu salıverme gerçekleşmiyor, oradaki 17 mahkûma dair, tutsağa dair -ki otuz yılını doldurmuşlar- hiçbir salıverme işlemi gerçekleşmiyor. Bakın, isimlerini de okumak istiyorum buradan: Şirin Taşdemir, Hakkı Aygün, Halil Temel, Kadri Alkoç, Ahmet Bayna, Ejder Doğan, Ali Koç, Mehmet Sarıaltun, Abdullah Ok, Aydın Kudat, Abdurrahman Güner, Mustafa Karakaya, Hasan Öğüt, Adem Oktay, Ali Haydar Elyakut, Metin Çakır ve Muhittin Pirinççioğlu. Evet, isimlerini okudum kayıtlara geçsin diye çünkü neden salıverilmiyorlar biliyor musunuz? Yargının yerine kendini koymuş bir idare var orada, bu tutsakları karşılarına alıyorlar ve diyorlar ki: “Pişman mısınız?” Bu insanlar bundan dolayı yani yargılanmışlar, otuz sene yatmışlar, yeniden idare tarafından orada bir mahkeme kuruluyor ve bu tutsaklara deniliyor ki: “Pişman mısınız?” Ya, sana ne? Senin görevin bu mu? Sen mahkeme misin? Sen yargıç mısın?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

108 konuşma daha · 24 Temmuz 2024

Günün kaydı →
108 konuşmanın tamamı →