İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 70. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle

Şerafettin Kılıç

Antalya Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Mart 2026 · 373 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Şerafettin Kılıç (Yeni Yol), 11 Mart 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 373 kelime.

Şerafettin Kılıç (Yeni Yol, Antalya). “İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serafettin-kilic-2026-03-11-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=143058

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

YENİ YOL GRUBU ADINA ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerine grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye jeolojik açıdan dünyanın en zengin ülkelerinden biridir; altından bora, kromdan bakıra kadar çok değerli maden rezervlerine sahibiz. Ancak ne yazık ki bugün madenler bir kalkınma aracı değil bir sömürü aracı hâline gelmiştir. Madencilik elbette yapılmalıdır, hiç kimse "Madenler çıkarılmasın." demiyor ancak mesele kimin çıkardığı, nasıl çıkardığı ve kazancın kime gittiği meselesidir. Son yılda yapılan düzenlemelere baktığımızda, maden ruhsatlarının olağanüstü bir hızla dağıtıldığını görüyoruz. Vatandaşlar evlerinde aylarca bir evrak beklerken şirketlere evraklar jet hızıyla gidiyor, vatandaş bürokrasiyle boğuşurken maden şirketlerine açılmayan kapı yok. "Yatırımın önünü açmak" adı altında yapılan değişiklikler çoğu zaman kamu denetimini zayıflatan, yerel halkın söz hakkını ortadan kaldıran ve doğal varlıklarımızı şirketlerin insafına bırakan bir anlayışı ortaya koymaktadır.

Değerli milletvekilleri, Kaz Dağları’nda yaşananları hepimiz hatırlıyoruz. Yüz binlerce ağacın kesildiği o süreçte kamuoyunda büyük bir tepki oluştu çünkü insanlar şunu gördü: Türkiye'nin altını çıkarılıyor ama kazanan Türkiye olmuyor. Benzer şekilde, Erzincan İliç'teki altın madeni faciası hepimizin hafızasında. Toprak kaymasıyla tonlarca siyanürlü atığın doğaya karıştığı bir olay yaşandı. Bu olay sadece bir iş kazası değil, aynı zamanda madencilik politikalarının nasıl yönetildiğine dair büyük bir uyarıydı. Soma'da yaşanan maden faciası ise bu ülkede madenciliğin nasıl bir bedel ödenerek yapıldığını hepimize acı bir şekilde gösterdi.

Maden sadece ekonomik bir mesele değildir, aynı zamanda insan hayatı, çevre ve kamu yararı meselesidir. Bugün Türkiye'nin birçok bölgesinde maden ruhsatlarının önemli bir kısmının yabancı ortaklı şirketlere verildiğini görüyoruz. Kanada merkezli şirketler, uluslararası madencilik konsorsiyumları ve çeşitli küresel firmalar Türkiye'nin yer altı zenginliklerine büyük bir iştahla yönelmiş durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKANTamamlayın lütfen.

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla)Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin maden politikası kısa vadeli kazançlara değil uzun vadeli millî çıkarlara dayanmalıdır. Doğayı koruyan, insan hayatını merkeze alan, katma değeri ülke içinde bırakan ve kamu yararını esas alan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Yer altı zenginliklerimiz, birkaç şirketin hızlı kazanç elde edeceği bir alan değil milletimizin ortak mirasıdır, bu mirası korumak da hepimizin sorumluluğudur. Bu doğrultuda verilen grup önerisini önemli buluyor ve destekliyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

105 konuşma daha · 11 Mart 2026

Günün kaydı →
105 konuşmanın tamamı →