İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 12. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 12. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Ekim 2019 · 435 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Serpil Kemalbay Pekgözegü (Halkların Demokratik Partisi), 31 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 435 kelime.

Serpil Kemalbay Pekgözegü (Halkların Demokratik Partisi, İzmir). “Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 31 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serpil-kemalbay-pekgozegu-27-2019-10-31-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munase (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=81376

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)Değerli arkadaşlar, kırk sekiz yıldır bu kanunun yapılması bekleniyor, evet, büyük bir özlem var. Fakat ne yazık ki yapılan bu kanunun, yapılmakta olan bu kanunun halkın ihtiyaçlarına karşılık gelen bir yapısı olduğunu söyleyemeyiz. Kanun teklifleri buraya geliyor ve parmak sayısına göre, parmak demokrasisine göre geçip gidiyor. Şimdi de bunu tekrar yaşıyoruz. Oysa Türkiye'nin sorunlarının bütünsel olarak ele alınması gerekiyor. Bu tek adam rejiminde, tek adam sisteminde, Parlamentonun bu kadar etkisizleştirildiği, karikatürize edildiği bir yerde, durmadan bu salonda hamasi nutukların atıldığı, âdeta geyik muhabbetinin yapıldığı, sonuç alınmayan, sonuç alınmayacak şeylerin, konuşmaların, tartışmaların yapıldığı bir ortamda ne yazık ki su ürünleri alanında da etkili bir dönüşüm yapabilmemiz mümkün değil.

Bir kere, bu kanun teklifini hazırlarken demokratik kitle örgütlerinin, ekoloji örgütlerinin, yerel halkın, STK'lerin, sendikaların düşüncelerine başvurulmamıştır. Aslında “Bu kanun teklifi niye getirildi?” diye baktığımızda, içinde bulunduğumuz dönemde en çok karşılaştığımız şey, her şeyin ticarileştirilmesi ve sermayeye aktarılacak kaynaklar için doğanın talan edilmesi süreciyle karşı karşıyayız. Burada da aslında bunu kolaylaştıracak bir sistem getirilmeye çalışılıyor. Oysa halkın ciddi sorunları var, özellikle denizlerin kirletilmesi, yer altı sularının, kaynaklarının tüketilmesi ve göllerin, derelerin âdeta borularla ticarileştirilmesi, ticarete aktarılması, bir avuç zengin yaratılması için bütün bunların peşkeş çekilmesiyle karşı karşıyayken yapıcı bir yasadan da bahsedemeyiz.

Öte taraftan, ekosistem çok ciddi hasarlar alıyor, geri dönülmez bir şekilde doğa talan ediliyor ve gelecek kuşaklara âdeta kirli denizler, kirli göller, nehirler bırakıyoruz. Dolayısıyla, bu talan ekonomisiyle denizleri, nehirleri, gölleri fethetme anlayışıyla karşı karşıyayız. Oysa, bizim denizleri, nehirleri, yer altı sularımızı koruyacağımız, gelecek kuşaklara da tertemiz devredeceğimiz bir sistem oluşturmamız lazım. Bu konuda kabahatleriniz çok, arşa kadar çıktı, dolayısıyla bu yapılacak yasa da bu sürece hizmet edecek.

Aslına bakarsak kanunlara da uymadığınız ortada. Özellikle ekolojiyi tahrip etme konusunda gerçekten sınır tanımıyorsunuz. Zaten her konuda öyle, Anayasa’yı da hiçe sayan bir yönetim anlayışınız var. Anayasa, yasalar, kanunlar o kadar çiğneniyor ki âdeta valilerin, kaymakamların paspas ettiği; valilerin, kaymakamların sözlerinin Anayasa, yasa hâline getirildiği bir dönemden geçiyoruz.

Bir şey dediğimiz zaman, bu konuları tartıştığımız zaman sizin elinizde çok kullanışlı bir şal var, bu da terör şalı, bu terör şalıyla her şeyi örterek sorunların üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz. Terör şalıyla, aslında halkın ihtiyaçlarını, taleplerini örtbas etmek için ve toplumsal muhalefet yapan, halkçı bir anayasayı, yasayı savunan ve denizlerin, doğanın korunmasını, su emekçilerinin haklarını koruyan ve savunanları da örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Bu aslında sizin artık alışkanlık hâline getirdiğiniz bir durum. Oysa görüyoruz ki Türkiye şu anda büyük bir savaş ekonomisi içerisinde; çatışma, işgal girişimi Türkiye'nin bütün gündemlerinin üstünü örtüyor. Geçim derdi, açlık, yoksulluk nedeniyle bankaların ve tefecilerin eline düşen insanların, geçinemiyorum diye kendini ataşe veren insanların sesinin duyulmadığını biz görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

130 konuşma daha · 31 Ekim 2019

130 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook