Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle
İzmir Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 83. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Nisan 2022 · 453 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Serpil Kemalbay Pekgözegü (Halkların Demokratik Partisi), 21 Nisan 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle); konuşma 453 kelime.
Serpil Kemalbay Pekgözegü (Halkların Demokratik Partisi, İzmir). “Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 21 Nisan 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/serpil-kemalbay-pekgozegu-27-2022-04-21-spor-kulupleri-ve-spor-federasyonlari-kanunu-teklifi-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=106713
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)Derinleşen yoksullukla, işsizlikle, açlıkla, sefaletle mücadele eden değerli halklarımızı saygıyla selamlıyorum.
Yollar, özelleştirmeler, köprüler, tüneller ve elbette spor; hepsi sermayeye kaynak için düşünülüyor, konuşuluyor. Tek adam demek sermayeye kaynakları peşkeş çekmek demektir ve öyle de yapılıyor. Emeklilere, kadınlara damla bile gelir artışı yapmayanlar, dövize endeksli mevduat için birkaç ayda 25 milyar lirayı ayırdılar bile.
Bir de beka için sürdürülen bir savaş var sayın vekiller. Ukrayna’da ihtilafların müzakere yoluyla çözülmesi için gayret edenler, sıra Kürtlere geldiğinde savaş politikalarına sarılıyor. Neredeyse ömrümüz, Türkiye’de yürütülen operasyonların, savaş politikalarının faydasızlığını, yanlışlığını anlatmakla geçti. Yazık değil mi bu canlara? Yazık değil mi bu kaynağa? Kırk yıldır, 400 milyar dolara yakın zenginliğimiz komşularımızın topraklarına bomba, mermi, mühimmat olarak atılıyor. Türkiye halklarına düşen ise sürekli yoksulluk, sürekli ekonomik kriz, siyasi krizler. Halkımız ekmek bulamayacak duruma geldi, peki bundan haberiniz var mı diyorum ama sıralarda kimse yok. Büyüyen ve kalıcılaşan işsizlik, çocuklarımızın beslenememesi, kadınların pazar artıklarını toplamaya çalışması, açlık ve sefalet.
Erdoğan diyor ki: “Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü ve onurlu geri dönüşleri için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.” Çünkü toplumda sanki göçmenler suçlu gibi bir algı var. Komşularımızın topraklarında sürdürülen savaş ve çatışma iklimi bitmeden sığınmacı, mülteci ya da göçmenlerin ülkelerine dönmelerini beklemek hayalcilik değil midir ya da halkımızdan gerçeği gizlemek için söylenen, sözden ibaret şeyler değil midir bunlar? Halkımıza gerçeği söylememek, olmayacak beklentilere sokmak toplumu daha çok kutuplaştırır; sığınmacılara, göçmenlere, mültecilere karşı nefret söylemini, ırkçılığı körükler, ayrıca çözümsüzlüğü de getirir. Siyasi iktidar bu tehlikeli söylemden vazgeçmelidir.
HDP, tüm halkların eşitliğini, kardeşliğini savunan bir partidir. Her zaman söylüyoruz, bir kez daha ifade etmek istiyoruz: Yurttaşlarımızın işsiz kalmasının, geçinememesinin, emeğin bu kadar ucuzlaşmasının, enflasyonun, pahalılığın, zamların sebebi sığınmacılar, göçmenler, Suriyeliler, mülteciler değil; AKP-MHP iktidarıdır. Sığınmacılar, hiç kimsenin çalışmak istemediği en kirli, en tehlikeli, en güvencesiz, en kötü koşullara sahip, en düşük ücretli işlerde asgari ücretin dahi altında çalıştırılıyorlar. Gidin imalat sanayisine, gidin geri dönüşüm sanayisine, gidin inşaatlara, mevsimlik tarım işçiliğine, hepsinde Suriyeli, Afganistanlı ya da başka ülkelerden işçiler kölelik koşullarında çalışıyorlar. Bizler göçmenleri, sığınmacıları, mültecileri değil, ucuz emek rejimini ve bu vahşi kapitalist sermaye düzenini göndermeliyiz, bu düzeni değiştirmeliyiz.
Yine, Erdoğan dedi ki: “Şubat ayı itibarıyla yıllık Sanayi Üretim Endeksi yüzde 13,3 oranında artarak üretim temelli büyüme sürdü.” Ve yine şöyle söyledi: “Bu tablonun değerini sanayici, nakliyeci ve ihracatçı bilir.” Bakın, aynı günlerde tekstil işçisi Betül, metal işçisi Selma fabrikalarında tam kapasite üretim sürerken hayatlarındaki küçülmeyi anlatmışlar Evrensel gazetesinde, diyorlar ki: “Sosyal hayatımız yok, sürekli borçluyuz. Eve istediğimi alamıyorum, maaşın çoğu taksitlere gidiyor. Et alıyor muyum? Yok. Gezmeye gidiyor muyum? Yok. Kendime bir ped alırken bile zorlanıyorum. Serviste konuştuğumuz şey sürekli olarak, yumurta bu kadar oldu, ekmek şu kadar oldu.” Peki, Türkiye büyüdüyse emekçilerin durumu neden böyle? Bu obez büyümeyi alın başınıza çalın diyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
82 konuşma daha · 21 Nisan 2022