Türk ticaret kanunu (s.s.96)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 25. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Aralık 2008 · 734 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 3 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK TİCARET KANUNU (S.S.96)); konuşma 734 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Türk ticaret kanunu (s.s.96)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 3 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2008-12-03-turk-ticaret-kanunu-s-s-96 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde ticari alanda yaşadığımız en büyük sorunlardan biri de haksız rekabettir. Bu konu ikinci bölümün önemini de açığa çıkarmaktadır. Haksız rekabet konusunda çok ciddi sıkıntılar olmakla beraber, özellikle Avrupa Birliği hukukuna uyum sağlanması açısından atılacak önemli adımlar vardır. Genel olarak dürüstlük kurallarına aykırı olarak rekabeti bozan eylemlerin tümüne haksız rekabet denmektedir. Rekabetin sınırlamasına yönelik pek çok ülkede eylemleri engellemek için kamu hukuku ağırlıklı rekabetin korunması kanunları kabul edilmiştir. Aynı amaçla ülkemizde, 12/7/1994 tarihli Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kabul edilmiştir.
Rekabetin haksız olarak bozulması ise kaynağını Medeni Kanun’un 2’nci maddesinden alan dürüstlük kurallarına aykırı olarak rekabet etme hakkının kötüye kullanılmasıdır.
Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, rekabet yapmak, kişilerin girişim özgürlüğü içerisinde değerlendirilebilecek bir haktır. Haksız rekabet kavramı ise rekabet etme hakkının dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılmasının teminine yönelik kurallar getiren ve bu hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kötüye kullanılması hâlinde gerekli müeyyideleri öngören kuralları kapsamaktadır. Bu çerçevede, haksız rekabet kurallarının dayandığı prensip, özellikle ticari hayatta herkesin ahlak kurallarına uygun olarak kendi emeği nispetinde netice alması açısına dayanan emek ilkesidir. Bu prensibe göre esasen günlük yaşamın her alanında, özellikle ticari hayatta başarı kazanmak, ekonomik faaliyetlerini geliştirmek, kendi mal ve hizmetlerinin tanıtımını yapmak, talebini artırmak veya benzer faaliyetlerde bulunmak isteyen kişi, bu faaliyetlerini kendi haklı emeğine dayandırmak zorundadır.
Sayın üyeler, bilindiği gibi ülkemiz korsan yayıncılık cennetidir. Uluslararası kuruluşlara göre Türkiye dünyanın en kötü korsan piyasalarından biri olarak kabul edilmektedir. Korsan eser kullanımı, akla ilk gelen sokaklarda bandrolsüz satılan kitap, kaset ya da CD’yle sınırlı değildir. Hak sahibinden izin alınmadan çoğaltılan ya da topluma iletilen her ürün korsan eser kullanımıdır. Bu konuda bir türlü gereken önlemler alınmadığı gibi, dış yatırımcıların ülkeye yatırım yapmalarının önünde de en büyük engellerden bir tanesidir. Özellikle her alandaki yabancı markaların taklitleri Türkiye’de çok rahat bir şekilde üretilip ticareti yapılabiliyor. Bu da yabancı yatırımcının haksız rekabet nedeniyle güveninin kırılmasına ve yatırım yapmaktan vazgeçmesine neden olmaktadır.
Sayın milletvekilleri, tasarı ile öngörülen özel haksız rekabet hâlleri ve bunların uygulamaya nasıl yansıyacağı hususu üzerinde özellikle durulmalıdır. Yürürlükteki Ticaret Kanunu’nun 57’nci maddesi ile görüşmekte olduğumuz tasarının 55’inci maddesi arasındaki temel fark, düzenlenmiş bulunan özel haksız rekabet hâllerinin sayısındadır. Tasarının 55’inci maddesinde toplam 22 adet özel haksız rekabet hâli öngörülmüş olup bu sayı yürürlükteki Kanun’un 57’nci maddesinde 10’dur. Tasarı ile mevcut özel haksız rekabet hâllerine ek olarak 12 adet haksız rekabet hâli daha öngörülmektedir.
Tasarının 55’inci maddesinde düzenlenen haksız rekabet hâllerine içerik olarak baktığımızda, mevcut Türk Ticaret Kanunu’nun 57’nci maddesinde düzenlenmiş olan hâllere ilave olarak getirilen haksız rekabet hâllerinin, rakipleri korumak yanında özellikle tüketicinin sömürüsünü engellemek ve kamu menfaatlerini korumaya ağırlık verdiği görülmektedir. Ancak bu durumların uygulamaya nasıl yansıyacağı konusunda, özellikle bu durumların tespiti ve dava yoluyla talepleri yönünden fazla iyimser olmamak gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü genelde düşük rakamlarla alışveriş yapan tüketici yönünde uğranılan zararın dava yoluyla talebi pek tercih edilecek bir yol değildir. Bu nedenle, özellikle tüketici örgütleri ile ekonomik ve mesleki birliklerin, tasarı madde 56/3’te öngörülen davaları açma konusunda çok daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Ancak tüketici örgütleriyle ekonomik ve mesleki birliklerin dava haklarını kullanabilmeleri açısından zarar görme veya zarar tehlikesi şartının aranması bu yolun daha etkili bir şekilde kullanılmasına engel teşkil etmektedir. Çünkü bu haklar zaten mevcut kanunla tanınmış fakat bugüne kadar pek uygulanmamıştır. Tasarıyla bu konuda getirilen en önemli değişiklikle, anılan örgüt ve kuruluşların dava haklarını kullanabilmeleri açısından üyelerinin haksız rekabet eylemlerinden zarar görme veya zarar tehlikesi içerisinde bulunmaları şartı kaldırılmıştır. Bunun ise uygulamaya nasıl yansıyacağını, bu haklar kendilerine tanınan, öngörülen kişiler ve diğer kişilerin bu haklarını kullanımdaki becerileri, mahkemelerin süratli karar vermesi ve kararın yerine getirilmesindeki etkinlik belirlemektedir.
Rekabet genel olarak emeğin korunması ya da haksız yere kazancın önlenmesine dönük bir tedbir olmasına rağmen, ne yazık ki şu anda Türkiye koşullarında kepenk kapatma rekabeti yaşanmaktadır. Yani teorik olarak kanunda öngördüğümüz sistemli, işleyen bir mekanizma için geçerlidir. Ama ne yazık ki şu an global kriz ve bu krizin en fazla etkilediği ülkelerden biri sıralamasında yer alan Türkiye bu krizin sonuçlarını bir yandan örterken, hayatın içinde toplum, esnaf, üretici bu kalite rekabeti yerine, daha iyi üretim rekabeti yerine ne yazık ki kepenk kapatma rekabetiyle yüz yüze kalmaktadır. Hükûmetimiz bu konuda çok başarılı olmuştur. Kepenkleri kapattırma rekabetinde başarılı bir rotada yer almaktadır.
Umarız, bu siyasi iktidarın bu gerçekliğini gören toplum bu konuda daha doğru siyaset tercihinde iyi bir rekabete girecektir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 3 Aralık 2008