Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 62. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Şubat 2009 · 1.083 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 25 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)); konuşma 1.083 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2009-02-25-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de görüşülmekte olan kanunun 6’ncı maddesi üzerine grubum adına söz hakkı almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üzülerek belirteyim: Plansız bir şekilde Meclise geldiği için daha önceki tartışma süreçlerinde bulunamadım. Geç de olsa kadın erkek eşitlik konusunun yeniden Meclise gelmesinde önemli bir sevinç duymuştuk ama bu sevincimiz çok kısa sürdü. Neredeyse kursağımızda bıraktılar diyebiliriz iktidar, Hükûmet. Bu da zihniyet olarak bizim “eşitlik” kavramına ne kadar yatkın ve yakın olduğumuzu gösterir. Yani, bunu basit bir kavram kargaşası olarak ele alamayız. Kimse bunu kamuoyuna da böyle yansıtamaz. Çünkü, eşitsizlerin eşit fırsatı olamaz. Yani, kadın erkek eşitsiz bir konumda ki bu eşitsizliğin giderilmesi için yıllardır kadınlar mücadele veriyor, insan haklarına inananlar mücadele veriyorlar bu eşitsizliğin giderilmesine dair.
Dünya tarihine baktığımızda, kadın hakları bile yokken, insan dendiğinde sadece erkek olarak algılanıp bütün hukuk buna göre düzenleniyorken bu düzene karşı başkaldıran kadınlar… Yaklaşmakta olan 8 Mart nedeniyle de bu eşitlik tartışmasını yeniden anmak istiyorum, sizinle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz, 1857 yılında, Amerika’nın New York kentinde tekstil fabrikalarında çalışan kadınlar erkeklere göre daha fazla saat çalışıyorlardı ama onlardan daha az ücret alıyorlardı. İşte, buna karşı kadınlar eşit işe eşit ücret mücadelesi vererek -hatta 140 kadının hayatına mal oldu böyle bir mücadele- çalışma yaşamında eşit işe eşit ücret yaklaşımı kadın erkek arasında egemen oldu, kanunlaştı. Bu eşitsizlik mücadelesini gidermek ve eşit hukuk, hak sahibi olabilmek için kadınlar durmadan, sürekli, hayatın her alanına ilişkin mücadelelerini verdiler ve vermeye devam ediyorlar. Bu mücadeleler, biliyorsunuz, seçme seçilme hakkı da kadına ait değildi, bu hakkı da kadınlar mücadele ederek elde ettiler. Mülkiyet hakkı yine öyle, eğitim hakkı onlardan biri ve bütün bu hak mücadeleleri en son kadın konferansları toplanarak kadın hak ihlallerine karşı Kadın Hakları Evrensel Beyannamesini yayınladılar. Yani demek ki erkek cinsine ya da toplumsal cinsiyet rol paylaşımına bağlı, kültürel olarak yaşamda etkin olan, hukuksal olarak kadını dışlayan bu anlayışa karşı kadınlar bu toplumsal cinsiyet ayrımcılığına ve bu rol paylaşımına karşı, karşı fikirlerini beyan ettiler ve bu karşı duruşlarıyla da önemli bir mesafeyi katettiler. Bizler de bugün bu katedilen mesafenin bir şekilde kazanımlarını uygulamaya çalışıyoruz ya da kazanamadıklarımızı henüz kazanca dönüştürmeye çalışıyoruz.
Bu anlamda, yaklaşan 8 Martı tüm dünya kadınlarına kutlu olsun diyorum, kutluyorum ve kadın erkek eşitliğinin egemen olduğu, barışın, cinsler arası, halklar arası yani tüm eşitsizler arasındaki eşitsizliğin hâkim olacağı bir 8 Mart olmasını diliyorum.
Bu yönüyle biz bu kanunu tartışırken ve henüz bitirmemişken tartışmaları, buradan tekrar sesleniyoruz tüm gruplara: Tekriri müzakereyle yeniden ismini müzakereye açalım, “Kadın Erkek Eşitlik Komisyonu” olarak ele alalım ve gerçek anlamda eşitliğe olan inancımızı pekiştirelim burada ve bunun gereklerini hayata geçirelim. Şimdi, eşitsizler arasında fırsat eşitsizliği olabilir mi? Okuma hayatında zaten kadın erkek eşitsiz, fırsat eşitliğini nasıl sağlayacaksınız? “E, vallahi fırsat olmadı, kusara bakmayın.” mı diyeceksiniz, “Okul yok.” mu diyeceksiniz, “Öğretmen bulamadık.” mı diyeceksiniz, “Babanızı engelleyemedik.” mi diyeceksiniz? Ne diyeceksiniz? Ya da siyasi partilerde temsiliyet hakkı… Biz kota hayata geçsin diye Siyasi Partiler Yasası’yla Seçim Yasası’nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinde bulunduk. Şimdi, eğer siz hedefinizi eşitlik olarak ele almazsanız ve bu eşitliğe ulaşmak için eşitsizlik basamaklarını acil, özel önlemlerle tedbir almazsanız nasıl bu basamakları sürdüreceksiniz, nasıl ilerleyeceksiniz? Mümkün değil. O nedenle, eşitlik bizim temel hedefimiz olmak zorunda, tanım ve kavram olarak da isim olarak da ama eşitsizlik basamaklarını, ayrıntılarını nasıl tedbirlerle giderebiliriz diye bunun tedbirlerini alıyoruz. İşte, kota da bunlardan biri.
Bir seçime gidiyoruz, yerel yönetimler seçimine. Her bir parti ne kadar kadın aday gösterebildi? Bereket tartışmalar yapıyoruz. DTP olarak burada temsiliyetimiz ve varlığımızla Türkiye’de kadın hareketinin verdiği mücadele sonucu kadın görmezden gelinemiyor ama temsilen ve usulen bir temsiliyet fırsatı veriliyor. Biz, ne liderin isteğine ne konjonktürün gereklerine göre değil gerçek anlamda kadının bütün erklerde, bütün seçilmiş ve atanmış erklerde temsil edilmesinin önü açılmalıdır diyoruz. Bunun, hem yasal hem fiilî tedbirlerinin alınması lazım. Yani, tamam, Anayasa’nın 10’uncu maddesinde “eşitlik” demişiz, 90’ıncı madde ile uluslararası hukukun geçerli olacağını söylemişiz ama bunlar… Sadece sorun fiilî boyutta kalmış diyemeyiz çünkü hâlâ Siyasi Partiler Yasası buna engel, hâlâ zihniyetler buna engel, yönetmelikler buna engel, pek çok engel var. Dolayısıyla, sadece fiilî bir engel yok, hâlâ yasal engeller var. Bu engellerin aşılması için mutlaka “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu” olarak tanımlamak gerekiyor bu Komisyonu ve dediğim gibi, bu eşitsizliği gidermek açısından da o fırsatları yaratmak lazım. Siz eşitliğe giderken eşitsizler arasında fırsatı negatif durumda olan yani pozitif ayrımcılığa ihtiyacı olana tanımak durumundasınız. Yoksa eşitler olsaydık şurada, işte 550 milletvekilinin yarısı kadın olmuş olsaydı “Evet, kadın erkek arasında fırsat eşitliği olsun.” derdik. Zaten tablo baştan aşağı bir eşitsiz ve bu eşitsizliği gidermenin tek yolu da adını doğru koyacağız, sonra da peşi sıra doğru adımlarla yürüyeceğiz. Hedefi baştan tüketirseniz, güdükleştirirseniz katedeceğiniz yol da olmaz çünkü dediğim gibi bir sürü gerekçeler hazır duruyor.
O nedenle, kota uygulamasını bir an önce, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nda değişiklik yapılarak bir an önce hayata geçirmeliyiz.
Şimdi, şöyle bir talihsiz tartışmaya götürüyorlar, kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar: “Kadın erkek eşit değil ki.” Biz biyolojik olarak farklılıklarımızı ifade etmiyoruz. Doğuştan yaradılışımızdan kaynaklı fonksiyonlarımızdan şikâyetçi değiliz. Biz, erkek egemen zihniyetin beş bin yıldır iktidarı eline geçirerek imkânları, hizmeti, hukuku ya da adaletsizliği kendi lehine kullanmasından şikayetçiyiz. Yani hukuksal anlamda, hak ve özgürlükler anlamında eşitlik istiyoruz yoksa kaba anlamda, toplumu yanıltmaya dönük, işte “Biyolojik olarak farklıyız. Nasıl eşitleriz?” diye bir polemiğe götürenlerin de çok bilinçli olarak ve art niyetli olarak bu tartışmayı yaptıklarını düşünüyoruz.
Bu anlamda, biz, gecikmeden, bugün… İşte seçim nedeniyle Meclis bu hafta tatile girecek. Yeni seçilen Avrupa Birliği uyum müzakere sürecinin yetkilisi arkadaşımız da Avrupa’da bizi daha rahat ifade edecek, belki bir nebze yükünü azaltmak isteyeceğiz ama sorunumuz sadece dostlar alışverişte görsün, kâğıt üzerinde bir şeyler yaptık, rahatladık… Savunma, sadece bir savunma gerekçesiyle yaklaşırsak en büyük hakareti yapmış olacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bayındır, devam edin.
SEVAHİR BAYINDIR (Devamla)Yani bir şeyi sırf Avrupa istedi diye ve onu da böyle kendi o hileli zihniyetimizin süzgecinden geçirerek çeşitli tuzaklarla engellemeye çalışacaksak, bu, en büyük ihanet olur Türkiyeli kadınlara, bu, eşitlik mücadelesi eden bütün kadınların haklarının, hukukunun çiğnenmesine neden olur.
Lütfen diyoruz, bu yanlıştan vazgeçelim, bu toplumsal rol modellerini yeniden doğru ele alıp bunun sonuçlarını giderebilmek için mutlaka “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu” olarak bu Komisyonu tanımlayabilmemiz lazım. Yoksa, Sayın Bakanın televizyonlarda belirttiği gibi “Ya işte buna da şükür, işte buralara geldik…” Hayır, biz artık şükür noktasını geçmişiz. Kadınlar bir dünya emek harcadılar. Dünya kadını da Türkiyeli kadınlar da, Kürt’ü, Türk’ü, Çerkez’i, kadınları, herkes, her aşamada mücadele verdi ve artık bunun sonuçlarının resmîleşmesi gerekiyor.
Biz, bu noktada buna “evet” diyemeyiz yani, “tamam” diyemeyiz, “yeter” diyemeyiz, “kabul” de diyemeyiz.
Bu nedenle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 25 Şubat 2009