İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 12. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Sevahir Bayındır

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 12. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Kasım 2009 · 1.045 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sevahir Bayındır, 3 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.045 kelime.

Sevahir Bayındır (Şırnak). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2009-11-03-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grubunun tekstil sanayisiyle ilgili vermiş olduğu araştırma önergesinin usulen aleyhinde söz almış bulunuyorum, esasta tekstil sanayisinin genel sorunlarını ifade edeceğim.

Türkiye’de 4 milyona yakın tekstil sanayisinde çalışan işçi mevcut. Gerçi, son ekonomik krizle birlikte her şeyden önce, en başta etkilenen çalışma sahası ve üretim sahası olması itibarıyla da rakamların bugün itibarıyla değişkenlik arz edeceğini takdirlerinize sunmak istiyorum. Çünkü, ucuz emeğin en çok kullanıldığı, kayıt dışı istihdamın olduğu küçük ölçekli ve fason işletmelerde aynı zamanda kadın ve çocuk emeği çok fazla sömürülmektedir. Bu alanda hem çocuk işçiliği hâlâ çok ciddi problem hem de kadınların emeğinin sömürülmesi de diğer problemden biri.

Yine, ekonomik krize bağlı olarak işçi sayısı azaltılarak bu sektörde çalışanlar günde on, on iki, on dört saate kadar çalıştırılmaktadır. Yani yasal olarak sekiz saatlik bir iş güvenliği, iş hakkı varken ne yazık ki bu hak pratikte gasbedilerek işçi işsizlikle tehdit edildiğinden tüm haklarından feragat edilerek, tekstilin ağır yaşam koşullarında uzun süreli çalışarak ne yazık ki köle şartlarına mecbur bırakılmaktadır.

Yine, tekstil sanayisinin en temel sorunlarından biri de tekstil sektörünün giderek Çin’e kayması, Türkiye’de hem üreticinin hem de işçinin koşulları bu global tehdide karşı daha da olumsuzluk arz etmektedir.

Bu anlamda 4 milyon çalışanın en az 3,5 milyonu sigortasız çalışmaktadır. Yani sigortasız çalışan işçi demek aynı zamanda kayıt dışı çalışan demek yani pratikte çalışan ama hak ve hukukları açısından hiçbir hakkı olmayan, sigortası yok, sağlık güvencesi yok, kötü koşularda çalışıyor, hiçbir hak iddia etme şansı da ne yazık ki yok. Ama bu mağduriyet sadece 3,5 milyon insanı ilgilendirmiyor yani bu sigortasızlık aynı zamanda bu çalışanların bakmakla yükümlü oldukları ebeveynlerini de ciddi bir şekilde mağdur etmiş oluyor.

Yine, sosyal ve özlük haklarını koruyabilmek için en temel hak olan sendikal örgütlenme hakkı da yine bu şekilde pratik olarak da ortadan kaldırılmış oluyor.

Yine, tekstil sanayisinde tekstil üretimi kötü koşullar, kayıt dışı üretim ve yine kullanılan maddelere bağlı olarak pek çok meslek hastalıklarına da yol açmaktadır.

Bildiğiniz gibi uzun süredir Türkiye kamuoyunun gündeminde de ciddi yer alan kot taşlama hastalığı da yine tekstil sektöründe görülen bir hastalık. Normalde bunun taş ocağı, kum ocağı hastalığı olması gerekirken ne yazık ki Türkiye'de tekstil sanayisinde çalışan 10 bin kişi olarak varsayılan insanın silikozis hastalığıyla karşı karşıya olduğu tahmin edilmekte.

Bu kot taşlama hastalığından, kotların beyazlatılması, kişilerin zevklerine uygun bir dizayn sağlayalım derken ne yazık ki binlerce insan beyaz kefene bürünmek durumundadır ve genç yaşta hayatları kararmaktadır.

Bu anlamda, yakın bir zamanda Hükûmetin kot taşlamayı yasaklaması bir gelişme olarak ele alınabilir. Çünkü biz şubat ayında da bu konuya dikkat çekmiştik, daha önce de bu konuyla ilgili araştırma önergeleri vermiştik ama işin vahameti ve ulaştığı sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda atılan adımların eksik ve mağdurların mağduriyetini gidermediği gibi, aynı zamanda dış ticaret boyutuyla da kot taşlamanın yani kumlamanın yasaklanması gerekiyor. Bu konuda da bakanlıklar arası ortak protokollerin bir an önce gerçekleştirilmesi gerekiyor çünkü gerçekten azımsanmayacak ölçüde kot taşlama hastalığına yani silikozis hastalığına yakalanmış…

Bu silikozis hastalığı, kotları taşlamak için kullanılan kumun vücutta akciğerlere yerleşmesi, akciğerde partiküllerin oluşması ve akciğerin iflasıyla birlikte hayatını kaybetmesi demektir ve tedavisi de olmayan bir hastalık yani tedavisi henüz yok. Hatta akciğer nakli yapıldığı hâlde, yine, hastalığın yeniden üreme durumu da söz konusu.

Yine, bu hastalığa yakalananların büyük çoğunluğu küçük yaşta metropollere göç etmiş Kürt illerinden insanlar… Buradan içim acıyarak söylüyorum -ben Bingöl Karlıovalıyım- Karlıova’nın Taşlıçay köyünden... Köy 287 hanelik ama bu köyde, her evde en azından bir tane kot taşlama hastalığı, yani silikozis hastalığına yakalanmış kişi var ve yine, bazı ailelerde dört beş kişiye varabiliyor. Bu kadar da trajik bir pozisyonda. O nedenle, biz, Hükûmeti ve bakanlıkları, Meclisi, bir an önce, bu kot taşlamanın kesinlikle hem dış ticaret bakımından hem Türkiye koşullarında yasaklanmasını öngörüyoruz.

Diğer bir boyut da, biliyorsunuz, işte, sigortalı olmak gerekiyor sağlık hizmetinden faydalanabilmek için ya da iş kazası ya da meslek hastalığından kaynaklı bir sonuç geliştiğinde, işte, ağır hastalık ya da ölüm durumlarında ne yazık ki hiçbir tedavi ya da geride kalan ailelerine tazminat söz konusu değil. O nedenle, bu, çalışma kanununda bir değişiklik yapılarak, en azından meslek hastalığına ya da silikozise yakalanmış olanların sigortalı olmasına bakılmaksızın mutlaka tedavi hizmetleri gerçekleştirilmelidir.

Yine, işte, biliyorsunuz kayıt dışı bir alandır, sigortasız olduğu için de o iş yerinde çalıştığını tespit ettirmesi öngörülüyor. Bunun için, bunun da, ne o kişilerin yani bu hastalığa maruz kalanların ömürleri bile yetmez, gidip hangi iş yerinde çalıştı ve bunun adli yollarla ve idari yollarla tespit edilmesi de çok büyük zaman alacağından… İşte, bir tane meslek hastalığı hastanesi var Ankara’da. Bu meslek hastalıkları hastaneleri biraz daha yaygınlaştırılmalı, meslek hastalığı sebebiyle bu tür iş yerlerinde çalışanların akciğer kontrolünden geçmek üzere mutlaka göğüs hastanelerine başvurmaları için bir çağrıda bulunulmalı ve meslek hastalıkları bu teşhisi koyduğunda, devlet, bu hastaların hem hastalıklarının tedavisi için hem hayatlarını idame edebilmek için sigortalı sayılması gerekiyor ve ayrıca mağduriyetleri varsa, arkasında çocukları, ailesi varsa da bu ailenin hayatını idame ettirebilecek bir geçim standardı da oluşturması gerekiyor.

Diğer yandan hâlâ bu kayıt dışı çalışmayı yapanlar, bu üretimi yapanlar ve bugün de yapmış olanların Çalışma Bakanlığı tarafından bir an önce idari anlamda denetlenmesi, tespit edilmesi ve yükümlülüklerinin, yani tazminat yükümlülüklerinin yerine getirilmesini hükûmet ve devlet eliyle tesis ettirmek lazım. Yoksa zaten zor hayat koşullarında yaşayan hasta olmuş kişinin nefes alacak, adım atacak pozisyonu yokken, gidip “nerede çalıştım, kiminle çalıştım”, bunun tespiti için uğraştırmak hakikaten ikinci bir ceza gibi gerçekleştirilmiş olacak.

Bu anlamda biz tekstil sektörünün sorunlarının daha detaylı, yeniden ele alındığı araştırmanın ayrıntılı olarak gerçekleştirilmesi, tekstil sektöründe çalışan kadın, çocuk… Meslek hastalığı riski taşıyan iş yerlerinde gerçekten maske var mı, kimyevi maddeden ya da o hayatı tehdit eden, yaşamı tehdit eden, sağlığı tehdit eden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Bayındır, konuşmanızı tamamlayınız.

SEVAHİR BAYINDIR (Devamla)Teşekkürler.

…çalışma koşullarına karşı koruyucu önlemler var mı, tedbirler var mı, bu konuda da çok güçlü bir iş yeri denetiminin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Ama ne yazık ki geçen dönemde İş Kanunu değiştirildiğinde de iş yerinde var olan hekim bile çok görüldü, revir hekimi bile çok görüldü, hizmet satın alımının önü açıldı. Yani çalışanların sağlıklı olup olmaması iş yeri sahibinin, yani işverenin inisiyatifine bırakıldı. Para kazanma hırsıyla kurgulanmış zihniyette de insan sağlığına önem verilmeyeceği dikkate alınarak mutlaka hem bu risk grubundaki insanların sağlık taramasından geçirilmesi ve ihtiyaç duyulan koşulların oluşması için bir an önce yasal ve yönetmeliksel düzenlemelerin yapılması gerekiyor diye düşünüyoruz ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 3 Kasım 2009

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook