Çalışma saatleri ve konuları hk.
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 82. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Nisan 2010 · 880 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sevahir Bayındır, 6 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 880 kelime.
Sevahir Bayındır (Şırnak). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevahir-bayindir-23-2010-04-06-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Hançer Timi”nin araştırılması için vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye, kayıplarını arıyor, kayıt dışı iş yapanları arıyor. Türkiye, yıllardır hukuksuzca işlenen cinayetlerin sorumlularını arıyor. Türkiye, yıllardır darbelerle kesintiye uğramış demokrasisini arıyor. Türkiye, özellikle 90’lı yıllar itibarıyla 17 bin faili meçhul cinayetin sorumlusunu arıyor ve bu hukuk dışı örgütlenmeler aracılığıyla işlenen cinayetlerin sorumluları sorgulanmadığı gibi, binlerce ailenin kardeşi, eşi, annesi, babası, yetim çocuğu hâlâ kaybedilen yakınının kemiklerini arıyor, mezarını arıyor ve yerini arıyor.
Dolayısıyla, şu anda demokrasi havarisi kesilen AKP Hükûmetine: Siz Kenan Evren yasasının, Anayasası’nın zaten kamu vicdanında yargılanmış bu Anayasa’nın kâğıt üzerinde, usulen değişikliğiyle uğraşacağınıza, gelin, yaşamı doğrudan ilgilendiren, yaşama müdahale eden hâlâ canlı organizmaların, canlı örgütlenmelerin ve demokratik kültürü sınırlandıran, engelleyen, yok sayan, bastıran kafanızı değiştirmeye çalışın diyoruz.
Binlerce insan bar bar bağırıyor: “Ben kaybolan yakınımı istiyorum.” Adres de gösteriyor; biliniyor da bunların, bu kayıpları kimlerin kaybettiğini.
Daha önce de bu kürsüde defalarca grubumuz aracılığıyla ifade ettik, bizzat da ifade ettik ve dedik ki: Soğuk savaş döneminin hukuk dışı “gladio” örgütlenmeleri, Türkiye'de “Özel Harp Dairesi” olarak, “kontrgerilla” olarak örgütlendi, “JİTEM” olarak örgütlendi ve “Ergenekon” olarak şu an sözde yargılanmaya çalışılıyor. Aynı zamanda bu hukuk dışı örgütlenmelerden biri olan “Hançer Timi”nin de sorgulanarak bu örgütlenmenin tüm mekanizmalarının, yasal, hukuksal, fiilî tüm mekanizmalarının bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu son yarım asırda, özellikle de son çeyrek asırda yoğunlaşmış kayıt dışı örgütlenme, hukuk dışı örgütlenmelerin yaptıklarının bir an önce artık yargılanması, faillerin gerekli cezayı alması lazım.
Biliyorsunuz, geçen yıl temmuz ayında Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinin festivalinin yapıldığı bir zamanda 2 tane DTP’li yurttaşımız, üyemiz Necman Ölmez ve Ferhat Ediş bir anda kayboldular, sır oldular ve kayboldukları andan itibaren aileler ve bizler, başta Vali, İçişleri Bakanı, bölgedeki jandarma komutanlarına başvurmamıza rağmen bu kayıplar hakkında kıllarını bile kıpırdatmadılar, yine kayıplarını aramak ailelere düştü. Bütün aile seferber oldu, 25 Temmuz akşamı saat beşten gece on bir buçuğa kadar arazi taradılar ve sonuçta kaybedilerek öldürülen 2 insanımızın cesedini buldular. Bu arada bizim, gerek Vali gerek İçişleri Bakanlığı nezdinde yaptığımız temaslar sonucu bölgede ne korucu aracılığıyla ne de askerî güçler aracılığıyla bir arama yapılmadı ve sonunda biz olayın üzerine gittik, gördük, aileler kayıplarını buldular. O anda gece saat on bir buçukta biz kayıpları öğrendik. Gece saat on ikide Şırnak Valisi Sayın Ali Yerlikaya beni arayarak “2 ceset bulundu ama sebebi ticariymiş.” dedi ve ben o gün -o kayıtlardan, telefonlardan aranıp çıkarılabilir- dedim ki: “Bu olayın işlendiği yer, işlendiği zaman ve koşulları ele aldığımızda bu hiç de ticari bir cinayet değildir. Ticari cinayet kılıfına ustaca büründürülmek istenen siyasi cinayetlerdir.” Ve akabinde, ertesi gün aileler, bu kayıplarının faillerini bulmak için dedektif gibi iş başına düştüler ve sonunda -şu an, ses kayıtları da dâhil- bu faili meçhullerin faillerini buldular; kendi vicdanlarında ve kendi çabalarıyla buldular. Aile taziye için oturmadı, bire bir bu olayların peşine düştü ve sonuçta, bu olayı işleyenler arasında, daha önce Beşağaç köyünde 11 insanın minibüste taranmasına katıldığı düşünülen o köyün, Beşağaç köyünün korucu başının da içinde olduğu bir grup insan göz altında ve 16 Nisanda da bunların mahkemeleri görülecek. Eğer, aileler kayıplarının cesetlerini bulmamış olsaydı, eğer aile dedektif gibi işin peşine girmiş olmasaydı, bugün, bu olayın da üstü örtülmüş olacaktı.
Bu olayla birlikte, “Hançer Timi” denen olgu, artık, soyut, hayalî dolaşan bir hortlak olmaktan çıkmış, suç üstünde yakalamış bir organize suç şebekesi olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. Meclisimizin, bu olayla, olay şahsında, özellikle JİTEM’le başlayıp daha sonra “Hançer Timi” olarak örgütlenen bu hukuk dışı örgütlenmelerinin, nerede, hangi merkezde örgütlendiği, kimlerin buna katıldığı, nasıl icra ettiğini bir an önce açığa çıkarması gerekiyor ve yine bu Meclisin, o Beşağaç köyünde kaybolan, öldürülen 11 kişiye karşı sorumluluğu var. İnsan Hakları Komisyonu oluşturulup gidildi ama İnsan Hakları Komisyonu, insanların özgürce, rahatça kendisini ifade edip olaylara tanıklık etmesi için gerekli zemin yaratılmadığı için olay örtbas edildi, o zaman PKK’nin üzerine atılmaya çalışıldı ve aynı yerde işlenen bu iki cinayeti aslında bir çorap söküğü gibi geriye doğru eğer doğru bir şekilde ele alabilirsek, bugüne kadar ister JİTEM ister “Hançer Timi” aracılığıyla öldürülmüş, katledilmiş, kaybedilmiş binlerce insanın hem cesetlerine ulaşabileceğiz hem de bu suçları işleyenlerin failleri gerçek anlamda hukuksal karşılığı bulan cezayla karşılaşacak ve insanların vicdanında en azından adalet tecelli edilmiş olacaktır. Dolayısıyla eğer AKP bir demokrasi sınavı vermek istiyorsa gerçek anlamda, buyursun gelsin, bu organize örgütlerinin, bu işte korucunun da içinde olduğu, askerî bağlantıları olduğu, itirafçıların da içinde yer aldığı bu organize suç örgütlerinin tasfiye edilmesini sağlasın. Anayasa’yı yazı üzerinde değiştirmek, sadece “Şu hâkim gelsin. CHP’li hâkim mi gelsin, AKP’li hâkim mi gelsin?” derdi bizim derdimiz değildir. Bizim derdimiz, hâlâ, hangi hâkim-savcı gelirse gelsin, var olan Anayasa, var olan ceza yasalarının düşünceye, düşünce özgürlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine karşı nasıl yine ceza yağdırmaya çalıştığını görmesi lazım, biz bunu görüyoruz. Dolayısıyla üsten iktidar erklerini değiştirmek hiçbir şeyi değiştirmez hayatın akışı içinde, insanlar yine yargılanmış olacak, yine yargısız infazlara sebep olmuş olacak, yine yok yere öldürülmüş olacak.
Yine bu sebeple dikkatinizi bir şeye daha çekmek istiyorum: Özellikle son bir ay içinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı köylerinde, yine Şenoba beldesinde Hazım Babat’ı hepiniz bilirsiniz, bir cinayet şebekesidir tek başına. Bulunduğu köyde, o köyden başka bir yere gitmek isteyen sivil insanlarımız “bir paket sigara taşıyor” diye askerler tarafından öldürüldü. Bir paket sigarayı taşımanın bedeli ölümse yolsuzluklarla hortum hortum götürenler, sizlerin ya da bunu yapanların cezası ne olacak?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
84 konuşma daha · 6 Nisan 2010