İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

Şevket Köse

Adıyaman Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Nisan 2008 · 545 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Şevket Köse (CHP), 9 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 545 kelime.

Şevket Köse (CHP, Adıyaman). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sevket-kose-23-2008-04-09-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz kanun tasarısının 48’inci maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, sağlıkla ilgili kurumları işlemez hâle getiren siyasi iktidarın IMF istekleri doğrultusunda hazırladığı, ülkenin sosyal gerçekliğinden uzak, âdeta halkla dalga geçer nitelikteki bu yasa tasarısının yaşama geçirilemeyeceği geç de olsa görülecektir.

Ülkemizde sosyal güvenlik sisteminin finansmanında sorunlar olduğu doğrudur ancak finansmandaki en temel sorun işsizlik ve kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı istihdamın toplam istihdama oranı yüzde 46,9’dur. Yani ülkemizde çalışan her 2 kişiden 1’i kayıt altında değildir. Hükûmet bu kayıt dışı istihdamı kayıt altına almak yerine sosyal güvenlik harcamalarını kısma yoluna gitmektedir. Sosyal güvenlik sistemine bütçeden yapılan transferlerin oranı yıllar itibarıyla gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 4’ü civarında gerçekleşmektedir. Söz konusu açığı kapatmak için insanlarımızı mezarda emekli etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Değerli arkadaşlar, gerçekçi olalım. Bu yasa sosyal güvenlik sistemi tıkandığı için önümüzde değildir, bu yasa IMF istediği için önümüzdedir. Bu yasa teslimiyetçidir. Sosyal güvenlik sisteminin finansman sıkıntısına düşmesinde, geçmişte bu kaynakların değerlendirilmesi yerine devletçe başka harcamalar için kullanılmasının rolü büyüktür. Finansman sıkıntısının bir diğer nedeni: Geçmiş dönemlerde işverenlerinin prim ödemelerini yapmayarak bunları ucuz kredi aracı olarak kullanmış olmalarıdır. Prim gecikme zammı alacaklarının sık sık affedilmesi, bugün tartıştığımız tabloyu oluşturan nedenlerden birisidir. Hükûmetin anlayışında, sosyal güvenlik kurumlarının birer birer işletmeye dönüştürülmesi, sağlık hakkının piyasanın insafına bırakılması, sosyal hukuk devletinin güvencesinde olan hak anlayışını ortadan kaldırması vardır. Sağlık sektöründe ve sosyal güvenlik sisteminde daha fazla kâr etme, giderleri kısma anlayışı IMF ve Dünya Bankasının anlayışı ile örtüşmektedir. Çalışanlarını insanca yaşatan ve onları koruyan, işsizliği önleyen, millî gelirin adil dağılımını sağlayan ve vatandaşlarını insan haysiyetine uygun bir ortamda yaşatan devlet sosyal devlettir.

Değerli arkadaşlar, IMF, Dünya Bankası ve uluslararası finans kuruluşlarının direktifleri doğrultusunda yapılan bu düzenleme sosyal devletin içini boşaltmaktadır. Bu tasarıyla, 5510 sayılı Yasa’nın 73’üncü maddesi değiştirilerek özel hastanelerin, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerden sağlık hizmet bedellerinin yüzde 20’si oranında ilave ücret alabileceği öngörülüyor. Yani çalışanlar ile emekli, dul ve yetimler yasa çıktığında özel hastaneden yararlanabilmek için sağlık hizmet bedelinin yüzde 20’sini cepten ödeyeceklerdir. Bu değişiklikle, parası olan bu hizmetten yararlanırken yoksul insanlarımızın özel hastanelerden yararlanması hayal olacaktır. Oysa sağlık ve tedavi olanağı herkes için hak ve eşitlik temelinde düzenlenen bir kamu hizmeti olmalıdır. 5510 sayılı Yasa’da yapılan değişiklikle yoksul yurttaşlarımızın sağlık primlerinin devlet tarafından karşılanacağı öngörülmektedir. Ancak yoksulluğun ölçütü, aylık gelirinin asgari ücretin üçte 1’inden az olmasıdır. Bu gelirin üzerinde geliri olanların, sağlık hizmetine ulaşabilmek için 73 ile 475 lira arasında prim ödemesi gerekmektedir. Yani değerli arkadaşlar, aylık geliriniz 140 lirayı aşıyorsa prim ödemeden sağlık hizmeti alamayacaksınız demektir. Bunun neresi kamusal hizmettir, bunun neresi adalettir? Takdiri yüce heyetinize sunuyorum.

Ülkemizde sosyal sigortaların finansmanında, işsizlik sigortasının finansmanının dışında, devletin primlere aktif olarak katılımı söz konusu değildir. Sigortanın finansmanı, sigortalılara ve işverenlere bırakılmıştır. Sosyal güvenliğe düzenli bir devlet katkısının bulunması gerekliliği vardır. Bu katkı, primlere katılımla olabileceği gibi sigorta yardımlarına devletten kaynak aktarılması şeklinde de olabilmektedir.

Türkiye dışında OECD ülkelerinin tamamında devlet, sigorta sistemine prim katkısı yapmaktadır. Avrupa ülkelerinin çoğunluğunda, hemen hemen tüm ülkelerde sigorta kollarında devlet, sigorta sisteminin finansmanına hem prim hem de katkı biçiminde katılmaktadır. Finansman açıklarının kapatılmasının dışında da sosyal güvenlik sisteminin finansmanına devlet katılımı bir yükümlülük ve bir ödev olarak görülmektedir. Bu, sosyal devlet olmanın gereğidir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

67 konuşma daha · 9 Nisan 2008

67 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook