DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Van Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 76. Birleşim · 2. yasama yılı · 30 Nisan 2024 · 408 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)DEM PARTİ GRUBU ADINA SİNAN ÇİFTYÜREK (Van)Sayın Başkan, sayın vekiller; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bugün 1 Mayıs, dünya işçi sınıfının bayramı. Parti olarak biz, dünya işçi sınıfının, Türkiye ve kürdistan işçi sınıfının 1 Mayıs 2024’ünün ekonomik, sosyal, sendikal mücadelesinde başarı dolu bir yıl olmasını diliyoruz ve bunun için mücadele edeceğimizi belirtiyoruz.
Taksim Meydanı’nın herkese açık olması ama işçi sınıfının bayramı olarak kendi taleplerini orada dile getirmesine kapalı olmasını anlamış değiliz. Üstelik İçişleri Bakanının, Sayın Yerlikaya’nın dünkü açıklamasını da hiç ama hiç anlamış değiliz ve Taksim Meydanı’nı terör örgütleriyle… Güya terör örgütleri 54 sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapmış, “Herkesi Taksim Meydanı’na çağırıyorlar.” diyerek meydanı terör örgütleriyle ilişkilendirmesini kınıyoruz. İçişleri Bakanı eğer Taksim’de terör örgütü arıyorsa önce 1977’de 38 işçiyi katleden, kana bulayan teröristleri bulmalıdır; o zaman biz kendisini alkışlayacağız. Onları bulmadan Taksim’i terörle ilişkilendirip İşçi Bayramı’na kapatmasını doğru bulmuyoruz, tutumunu da kınıyoruz.
Şimdi, yirmi iki yıllık AKP iktidarında, öncelikle, işsizler ordusu sistemli olarak, düzenli olarak büyüdü; işsizler ordusu öyle bir noktaya geldi ki geniş tanımlı işsizlerle birlikte çalışan emek gücünün üzerinde tam anlamıyla bir baskı aracına dönüştürüldü. İşveren işçiye diyor ki: “Bu koşullarda çalışmazsan senin yerine çalışacak olan zaten 5 tane işçi var.”
Diğer önemli bir sorun; asgari ücret meselesi artık sefalet ücreti bile denilemeyecek düzeye geriledi çünkü asgari ücret şu anda hızla açlık sınırının altına doğru ilerliyor ve maalesef iktidar yetkilileri asgari ücretin önümüzdeki yıl sonuna kadar artırılmayacağı yönünde beyanda bulunuyorlar. Bu ne demektir? Milyonlarca işçiyi açlık sınırının altında ölüme terk etmek demektir, sosyal ölüme terk etmek demektir. Bu mu adalet? Bu mu kalkınma?
Diğer bir mesele; şimdi, işçilerin millî gelirden aldığı pay yirmi iki yıllık AKP iktidarında düzenli olarak geriledi. Geldiği noktada tablo şudur: Bugün toplam millî gelir içerisinde işçi sınıfının payı yüzde 26’ya geriledi yani yüzde 30’dan yüzde 26’ya geriledi, sermayenin payı ise yüzde 52’den yüzde 54’e çıkarıldı. Kimden yana iktidar, kimin lehine çalışıyor iktidar? Bu sorunun yanıtı bu veride çok net ortadadır.
Türkiye yine, işçi cinayetlerinde OECD ülkeleri içerisinde 1’inci sırada. Sadece 2024 yılının ilk dört ayında maalesef 425 işçi, iş kazalarında değil iş cinayetlerinde can verdi. Terör mü arıyorsunuz, buyurun size sosyal terör. Neden Hükûmet bunun üzerine gitmiyor? Neden Hükûmet bunca işçi can verirken bunun tedbirini almıyor?
Kadınlar, malum, esnek üretimin ve ucuz iş gücünün nesnesi yapılmaya devam ediliyor. İşçiler sendikalaşma oranında OECD içerisinde maalesef yine en sonda. Sonuçta bugün yüzde 9 civarında sendikalaşma oranından söz ediliyor. Bu oranın ise zaten kendisi yine gerçeği yansıtmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
100 konuşma daha · 30 Nisan 2024