İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

Sırrı Sakik

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 37. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2008 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sırrı Sakik, 25 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 862 kelime.

Sırrı Sakik (Muş). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2008-12-25-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş)İyi akşamlar hepinize. Saatin bu kadar ilerlediği bir zamanda çok da fazla zamanınızı almayacağım.

Değerli arkadaşlar, Sayın Sağlık Bakanım burada. İhbarcılık kötü bir şey ama ben bu akşam bir miktar ihbarcılık rolüne soyunacağım. Daha önce Sayın Bakanımızla da bir iki kez sohbet etme şansımız oldu. İnönü Üniversitesinde, Malatya’da sürekli karaciğer nakli yapılıyor ve burada, özellikle Ege’de ve Ankara’da doktorlar karaciğer nakli yapılıyor ve burada özellikle Ege’de ve Ankara’da doktorlar “Karaciğer nakli yapılamaz.” raporuna rağmen orada sürekli karaciğer nakli… Bir hafta içerisinde yatırılıyor hastalar ve tetkikler bir hafta içerisinde… Oysaki bu konuda uzman olan arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiler, yani bu tetkikler için kırk beş günlük bir süre gerekli ve bu olaydan dolayı 2 insan yaşamını yitirdi ve 2 insan da sakat kaldı. Sayın Bakanıma bu konuda ihbarda bulunuyorum. Diliyorum kendisi bu konuyla ilgilenir.

İkinci bir ihbar konumuz: Ben dün burada konuşurken bu ceset kuyularıyla ilgili, o kuyularda olup bitenlerle ilgili konuşurken AKP’den duyarlı birkaç arkadaşımız bana geldiler, dediler ki: “Bu Ergenekon’da olup biten iddialar mı yoksa sizin elinizde önemli belgeler, bilgiler var mı?” “Var” dedik. “Eğer bunu getirirseniz Parlamentoya, bize sunarsanız biz de bir yerden tutar, bir katkı sunarız.” ve ben bu noktada…

MEHMET NİL HIDIR (Muğla)Aynen katılıyoruz Sayın Sakık, teşekkür ediyoruz.

SIRRI SAKIK (Devamla)Ben de teşekkür ediyorum.

Eğer birbirimize kulak verebilirsek aslında çözemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yok. Önyargılarımız var. Önyargılarımızı bir tarafa bırakabilirsek, eminim ki hepimiz Türkiye’nin demokratikleşmesi, bu faili meçhul cinayetlerin aydınlığa kavuşması için epeyce çaba sarf edebiliriz.

Değerli arkadaşlar, bu, Silopi’ye bağlı Doruklu köyünde 1996’da olmuş, 7-8 tane ceset bir kuyudan çıkarılmış. Bu, bir itirafçının yani JİTEM elemanı olan bir itirafçının beyanından sonra… Asıl önemli olan konu -zaman çok fazla yok, onun için- 2008 yılında dönemin Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Emekli Albay Hasan Atilla Uğur -şu an Ergenekon’dan tutuklu- 1993 yılında Katarlı köyünü güvenlik gerekçesini göstererek boşaltıyorlar. Sonra köylüler köye dönüyorlar, geliyorlar. Onların içme suyu olarak kullandıkları o kuyuların kapalı olduğunu, üstlerinin kapatıldığını ve üstlerine beton döküldüğünü… Ve köylüler kuşkulanıyor, şüpheleniyor ve bir sürü de kayıp insanlar var. Sonra Mardin İHD’ye başvuruyorlar. İHD savcılığa başvuruyor. Savcılık bu kuyuyu açıyor 2008 yılı Ekim ayında, içinde iki tane ceset ve hâlen kuyuların tam o derinliklerine inilmedi, bir sürü kemik ve giysiler… Şimdi, buradan tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonunu göreve davet ediyorum. Yani biz bunları araştırmayıp da neyi araştıracağız? Burada bir insan hakları ihlali var ve herkes bu noktada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse, eminin ki çözemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz kalmaz diye düşünüyorum.

Şimdi, çok kısa hemen değineceğim. Bugün asgari ücretle ilgili bir tespit yapıldı. Şimdi, bu tespit yapılırken yani ne ölçülere göre yapılıyor, ben Sayın Bakanıma sordum, dedi ki: “2002” Ama 2002’de kira neydi, akaryakıt neydi, elektrik neydi? Biz hâlen 2002’nin ruhunu taşımıyoruz ki. Onun için mağdurlara yönelik bu insafsız politikalardan vazgeçeceğiz.

Bakın, Futbol Federasyonu, bir zatın maaşını 100 milyardan, 260 milyara çıkarıyor. E, onlara var, onun aldığı bir yıllık ücret 600 küsur asgari ücretlinin aldığı maaşla eş değerde. Yani onlara gücünüz yetmiyor, sonra mağdurlara dönüyorsunuz “Biz sosyal devletiz. Fakir fukaranın hakkını, hukukunu yerli yerine oturtuyoruz.” diyorsunuz. Biz buradaydık, görüşmeleri izleyen Bulanık ilçesinden bir kardeşimiz aradı, dedi ki: “Seçimlerde de bizim bu eğitim ve süt parasıyla ilgili paraları biriktirdiler, seçimlere birkaç gün kala ödeme yaptılar. Şimdi de paralarımızı vermiyorlar. Acaba seçime kadar vermeyecekler mi?” Sayın Bakanım, tekrar soruyorum. Zaten verdiğiniz 20 milyon liralık bir para, onları da seçimlerde böyle üst üste verince 200-300 milyon, bölge yoksul ya, epeyce de işe yarıyor. Bu tür şeylerden hepimiz vazgeçersek çok iyi olur.

Ama bir şey daha söyleyeyim ama kızmayın. Şimdi, buralarda arkadaşımız…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Kızılacak bir şey söylemezseniz kızmayız.

SIRRI SAKIK (Devamla)Yok, yok, kızmayacağız birbirimize. Kürtler diyor: “… …”(*) yani sessiz sedasız birbirimize soracağız. Şimdi, bazı arkadaşlarımız buraya çıkıyor, yani Irak’taki Kürt liderlerle ilgili aşağılayıcı sözler, tepeden bakan, buyurgan... Bunun hiç kimseye bir yararı yok. Orada o insanlar, Türkmen’iyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla çok mutlu bir hayat sürdürüyorlar, kendi aralarında iyi ilişkileri var. Yani bizim orada bu ilişkiyi daha da çok ete kemiğe büründürme şansımız varken neden bunu tırmandırıyoruz? Şimdi, oradaki Türkmenlere sahip çıkarken oradaki Kürt’ü aşağılarsak, buradaki Kürt kardeşimizin şeyi kalmaz mı? Yani o da insan.

Yahu kardeşlerim, bizi dinleyin, bize inanın, bizim (A) projemizin dışında (B) projemiz yok. Biz, bu ülkede birlikte yaşamak istiyoruz. Evet, bizim güneyli Kürtlerle kan bağı ve gen bağımız var, ama sizlerle daha kutsal bir bağımız var: Duygu bağıdır. Ona inanın. Bu duygu bağını daha da çoğaltmalıyız. Onun için, oradaki insanları rencide edecek, buradaki Kürtleri rencide edecek söylemlerden uzak durun. Bazı arkadaşlarımız “Kürt coğrafyası…” Kıyametler kopuyor. 1920’de Muş Milletvekili, çıkıyor kürsüde diyor ki: “……………” (**) Türkçesi de şu: “Türk kardeşlerim, bizden korkmayın. Bizim dilimizle sizin diliniz kardeştir.” İki kardeş dili yan yana getirirsek sorunlarımız çözülür. Bu ülkeyi bölmemiş, tam tersine kardeşlik duygularını eğer pekiştirebilirsek birliği daha da çok yakalayabiliriz. O vesileyle, yani birbirimizden korkarak…

Şimdi, bir hatip buradan konuşuyor, MHP Grubundan ona bir sataşma olunca, ee, ırmaklar toprağın zayıf noktasında halka yapar, zayıf halka DTP, hemen saldırıyor, “Siz hainler!” Bunlar doğru değil. Yani oraya cevap vereceğinize bize saldırmaya gerek yok. Birbirimizi dinleyebilirsek bence sorunlarımızı çözebiliriz.

Biraz zamanı fazla kullandım, arkadaşlara da sözümüz vardı. Ben hepinize iyi yıllar diliyorum, görüşmek üzere. (DTP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

138 konuşma daha · 25 Aralık 2008

138 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook