Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 62. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Şubat 2010 · 583 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sırrı Sakik, 17 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 583 kelime.
Sırrı Sakik (Muş). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-02-17-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Tabii, uzun süredir hep arkadaşları dinledik, izliyoruz. Buraya çıkıp konuşan herkes, güvenlikten, otoriter bir yapıdan bahsediyor ama hiç kimse çıkıp yani bu ülkede gerçekten özgürlüklere ihtiyacımız var… Yani, hukukun, huzurun, demokrasinin, özgürlüğün oluşabilmesi için hiç kimse bir şey söylemiyor. “Güçlü ordu, güçlü yasalar, bilmem ne…” E hep bunlar oldu, sorunlarımız çözüldü mü? Hayır. Evet, ordu olsun ama ordu hukuka bağlı olsun, ordu sivil otoriteye bağlı olsun istiyoruz yani hiçbirimiz demiyoruz, bu şeytan üçgeninde olan Kafkaslardan Balkanlara kadar, Orta Doğu’ya kadar ordu olmasın; böyle bir belalı coğrafyada yaşıyoruz, kimse böyle bir şey demiyor ama ordu olacaksa ordu hukuka bağlı olmalıdır, demokrasiye bağlı olmalıdır, sivil iradeye bağlı olmalıdır.
Şimdi, biz hepimiz, uzun yıllardır bu ülkede otoriter anlayışla bu ülkenin nasıl yönetildiğini çok iyi biliyoruz ama sorunlarımız çözüldü mü? Hayır. Şimdi, bugün de yeniden bir güvenlik yasası. Peki, bu ülkede hep olağandışı rejimlerle ülke yönetilmedi mi? Özellikle Kürt coğrafyasından yani cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar, Şark İstiklal Mahkemelerinden devri İsmet’e kadar, sonra Dersim kanunlarına, olağanüstü hâl uygulamalarına kadar, sıkıyönetime kadar, bütün yol, yöntemler uygulanmadı mı? Uygulandı. Peki, buralardan barış çıktı mı? Hayır. Peki, neden yeniden özgürlükleri çağrıştıracak bir projemiz, bir programımız yok? Yeniden güvenlik yasaları... Bu güvenlik yasaları Türkiye’yi özgürleştirmiyor.
Sayın Bakanım, birkaç gün önce burada çıktınız, konuştunuz. Zamanımız çok kısıtlı olduğu için konuşmanızdan alıntı yapamayacağım ama bir iki şey söylemek istiyorum. Dediniz ki: “Niyetimiz iyi, bir şeyler yapmak istiyoruz; Allah adına, bizim niyetimiz iyi. Biz, Türkiye’de, aydınlarla, bu konuda emek sarf eden bütün kesimlerle görüştük, sivil toplum örgütleriyle görüştük.” İyiydi, görüştünüz, ne yaptınız? Sonradan da döndünüz, geldiniz, dediniz ki: “Elhamdülillah, hepimiz Türk’üz.” Ama bununla çözülmüyor ki! Eğer hepimiz gerçekten Türk’sek neden bu sorun bugüne kadar bu kadar can alıyor, bu kadar uzun yıllardır acı bedeller ödeniyor?
Yine bir konuşmacı, buradan bir hatip çıktı, konuştu, sonra geldi: “Ben böyle demek istemedim.” Belki niyeti o değil ama biz bu yönetimi, bu anlayışı tanıyoruz. Legal ve illegal yönetimden bahsetti. Peki bu legal ve illegal yönetimler nedir? Biz, hepimiz biliriz; biz bu illegal yönetimlerin mağdurlarıyız. Hepimiz, bu DTP Grubundan gelen bütün arkadaşlarımız, yakınlarını, onlarca insanı illegal mücadelede feda ettiler.
O “illegal mücadele” dedikleri nedir? İşte, bugün “Ergenekon” denilen, o illegal mücadelenin bir uzantısıdır. Onlar Kürt coğrafyasında şekillendiler, orada büyüdüler, orada nemalandılar ve orada yeşerdiler. İllegal budur.
Bu konuşmayı yapan arkadaşımız bir mülkiyeliydi, devlette görev almıştı, devletin ne kadar kirlilikler içerisinde olduğunu biliyordu. Allah söyletti, mağdurların sesini Allah o gün buradan söyletti size.
İşte, onun için hepimiz oturup yeniden muhasebe yapmalıyız. Gerçekten, bu illegal yönetimlerle bu ülkede çok acı dolu yılları hepimizin nasıl yaşadığını biz biliriz ve bunlar bu ülkeyi bugün bu noktaya getirdiler.
Allah aşkına, buraya çıkıp konuşan arkadaşlarımız, hepiniz, Erzurum’daki, Erzincan’daki olup biten hukuksuzluğa karşı bu kadar feryat ettiniz; peki, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının arkasında yüzde 80 halk desteği vardı, bir tek insan çıkıp bu Parlamentoda, bu kürsüde veyahut da bir toplantıda “Ya, siz halkın iradesine nasıl kelepçe vurabilirsiniz…”
ATİLLA KART (Konya)Söyledik Sayın Sakık, söyledik.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Söyledik, söyledik. Bir daha söyleyeceğiz.
SIRRI SAKIK (Devamla)Söyleyene teşekkür ediyoruz.
ATİLLA KART (Konya)Söyledik, söyleriz.
SIRRI SAKIK (Devamla)“Söyleyin.” diyoruz işte. Hukuk kişiden kişiye değişirse, hukuk farklı uygulanırsa bu ülkede iç barışımızı sağlayamayız.
Onun için, Türkiye'nin güvenlik yasalarına ihtiyacı yoktur, Türkiye'nin özgürlük yasalarına ihtiyacı vardır. Türkiye'nin farklılıklara… Evet, farklılıklarımız bizim zenginliğimiz ise bunun gereği yapılmalıdır. Sayın Bakan bir taraftan “Evet, hepimiz -bir sorunumuz yok- sorunu çözmek istiyoruz ama Türk’üz…” Türklük çözmüyor, teklik çözmüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 17 Şubat 2010