İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 63. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)

Sırrı Sakik

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 63. Birleşim · 4. yasama yılı · 18 Şubat 2010 · 503 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sırrı Sakik, 18 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ARSA ÜRETİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI İLE MANİSA MİLLETVEKİLİ RECAİ BERBER VE 5 MİLLETVEKİLİNİN; 2985 SAYILI TOPLU KONUT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.: 455)); konuşma 503 kelime.

Sırrı Sakik (Muş). “Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ile manisa milletvekili recai berber ve 5 milletvekilinin; 2985 sayılı toplu konut kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s.s.: 455)”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-02-18-arsa-uretimi-ve-degerlendirilmesi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlarda-d (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz, sadece, Barış ve Demokrasi Partisi, muhalefet adına… Yani doğru bir şey yapılıyorsa Allah adına destekleriz ama yanlış bir şey de yapılıyorsa yakasına da yapışırız. Şimdi, bu konuda doğru bir şey varsa biz doğrunun yanında oluruz. Mağdurlar bir şey yani bir mal-mülk sahibi olacaksa biz bunun yanında yer alırız ama toplumun gerçekten buna ihtiyacı var. “Toplu konut” diyoruz ama bir taraftan da hâlen toplu mezarlarla dün karşılaştık. Yani ülkenin bir tarafında 1998’de 30 tane PKK’li militanı katleden ve topluca oraya gömen bir anlayış da var. Şimdi, biz, eğer ülkemizde gerçekten iç barışımızı sağlamadığımız müddetçe, bizim konutlarımız, köşklerimiz, saraylarımız da olsa hiçbir şey ifade etmez.

Bakın, iki gündür Türkiye’de bir fırtına esiyor. Yargıya nasıl müdahale edildiğini hep birlikte görüyoruz ama toplumun büyük bir kısmı, Parlamentonun büyük bir kısmı sanki bu olup bitenlerden hiç haberdar değil. Olup bitenler bizi ilgilendirmiyor, bu olup bitenlerin geleceğimizi kararttığını görmüyoruz. Oysaki bunlar daha önce yapılmıştı, bu uygulamalar daha önce de birkaç kez yapıldı. Biz bir bütün olarak seyirci kaldık. Şemdinli’den başlayan bir hukuksuzluk. Aslında hukuksuzluk uzun yıllardır, bu ülkenin kuruluşundan bugüne kadar hayatın her alanında var. 12 Eylül ve sonrası 12 Eylül Anayasası’yla idare ediliyor ülkemiz. Biz buna seyirci kalıyoruz ve Şemdinli’de başlayan ve yargıya müdahale olduğu dönemde iktidar buna seyirci kaldı. Şemdinli’de suçüstü yakalanan katiller “iyi çocuktur” dendiği zaman, apoletliler emretti, bunlar yargıdan aklanarak çıktı.

Oysaki ne olmuştu Şemdinli’de? Umut Kitabevine bu katiller gidip bomba koymuştu, orada insanlar yaşamını yitirmişti ve katiller suçüstü yakalandı. Halk bunları alıp linç edebilirdi. Ne yaptı halk? Alıp götürdü, inandı, devlete, hukuka teslim etti. Hukuk ne yaptı? Aldı katilleri serbest bıraktı ve o iddianameyi hazırlayan savcı mesleğinden edildi.

Şimdi, geldiğimiz bu noktada, bakın, dün Erzurum ve Erzincan’da olup bitenleri hep birlikte gördük. Yani eğer birileri suça bulaşmışsa, mevkisi, makamı, rütbesi, üniforması ne olursa olsun, yargıda, yargının karşısında hesap verebilmelidir ama orada bir başsavcıyla ilgili bir soruşturma başladı, kıyametler koptu. Hâkimler ve Savcılar Üst Kurulu alelacele toplandı. Ne yaptı? Orada 4 savcıyı etkisiz hâle getirmek ve şimdi de hâlen ne olacağı belli değil.

Şimdi, bu Hâkimler ve Savcılar Kurulunda görevli olan bir zatla ilgili birkaç şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu, daha önce bilinen Ali Suat Ertosun. Bunun döneminde, hepimiz biliriz, 19 Aralık 2000 yılında cezaevlerinde nasıl bir katliam yapıldığını, bizzat mimarın kendisi olduğunu da hepimiz biliyoruz. Orada 32 tane insan yaşamını yitirdi. Aynı gece bir operasyonla 20 cezaevine… Bir ülke kendi cezaevine tank, topla saldırabilir mi? Bizim ülkemizde yaşandı ve masum çocuklar, yani bu Hükûmetin, bu devletin güvencesi altında olan tutuklu ve hükümlüler katledildi. Katledilen bu devletin hukukuydu, adaletiydi ama hepimiz birlikte buna seyirci kaldık.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Devlet de hapishanelere giremiyordu ama.

SIRRI SAKIK (Devamla)Şimdi, siz oradan bağırmayın. Ben sizin ne olduğunuzu biliyorum. Dün, kalkıp burada Millî Güvenlik Kurulunu savunan birisiniz. Utanç duydum siz bunları söylerken. (BDP sıralarından alkışlar) Millî Güvenlik Kurulunu… İktidarı şeyle suçluyordunuz, diyordunuz ki: “Millî Güvenlik Kurulunu etkisiz hâle getirmeye çalışıyorsunuz.” Demokratik bir ülkede Millî Güvenlik Kurulu olur mu?

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 18 Şubat 2010

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook