Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mart 2010 · 600 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sırrı Sakik, 24 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YURTDIŞI TÜRKLER BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR İLE TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; TÜRK DÜNYASI İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:485)); konuşma 600 kelime.
Sırrı Sakik (Muş). “Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-03-24-yurtdisi-turkler-baskanligi-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-tasar-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Bakanımız tabii burada ırkçı bir söylemin veyahut da bir yapılanmanın olmadığını söylüyor ama biz pratikte nelerin olup bittiğini hep biliyoruz. Gidin bakın, Avrupa’nın dört bir yanında yani buradaki baskı ve şiddetten dolayı kendi topraklarını terk edip, gidip oraya yerleşen, iltica eden kardeşlerimizin nasıl dışlandıklarını biz hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Yani onun için bize buradan tutup, yok, ayrımcılık yoktur… Bu coğrafyanın her tarafında ayrımcılık vardır. Yani eğer kimliğiniz tek kimliğe hapsedilmiyorsa, siz kendinizi Türk kimliğinde görmüyorsanız bütün kimliklere karşı ayrımcılığın olduğunu biliyoruz. Zaten kavgamız da bu. Bu ülkede otuz yıldır, seksen altı yıldır kavganın tek nedeni tekliktir. Siz bütün kimlikleri tek kimliğe hapsederseniz hayatın geri kalan kısmını göremezsiniz. Yani kimi özgürlükler de taşkın bir nehir gibidir. Eğer o nehrin önünü alamazsanız çamur da getirir, kum da getirir. Siz de bütün kimlikleri tek kimliğe hapsederseniz diğer kimlikler asimile olur, yok olur. Bizim tepkimiz bunadır. Biz kendimizi Türkiye’yle birlikte tanımlıyoruz. Burası bizim ana yurdumuz, kaderimiz bir. Ama ne yazık ki yasalar bu şekilde uygulanmıyor.
Şimdi, siz Hükûmet olarak -geçen gün de burada söyledim- acemi bir cerrah gibisiniz. Türkiye'nin temel sorunlarını yatırıyorsunuz, neşter atıyorsunuz -Kürt sorunu, neşter atıyorsunuz- dikiş atmıyorsunuz. Sonra yarayı sarmıyorsunuz. Sonra, bundan beslenen, ana damarı bu olan akbabalar saldırıyor, oradan nemalanıyorlar. Alevi sorunu aynı şekilde, efendim, Romanlarla ilgili konu yine aynı noktada. Ciddi şekilde bir projeniz, programınız yok. Siz sorunları gündeme getiriyorsunuz, ama sorunlarla ilgili ciddi bir projeniz yok.
Siz “Diyalogdan yanayız.” diyorsunuz, peki, gerçekten diyalogdan yana olmuş olsanız, bu sorunun muhatapları burada Kürt halkının temsilcileridir, “Kürt açılımı” diyorsunuz, hangi gün bizimle oturup konuştunuz? Şeklen -Sayın Başbakan- burada bir görüşmenin ötesinde ne yaptınız? Siz kimlerle görüşüyorsunuz? Gidip sanatçılarla görüşüyorsunuz. Evet, görüşülsün, konuşulsun onlarla da. Ama gidip konuştuğunuzda ne yapıyor? Bir yönetmen diyor ki: “Acaba ben buradan nemalanabilir miyim?” “Bana 20 milyon dolar verin, ben bu Ermenileri boşa çıkaracak bir proje yaparım.” diyor. Şimdi herkes bu sorundan bu şekilde nemalanmaya çalışıyor. Türkiye'nin temel sorunlarından kimsenin artık nemalanmaması gerekir. Hem siyasi partiler için öyledir hem sanat dünyası, edebiyat dünyası için. Yani bizim yaralarımızdan, bizim acılarımızdan, bizim ödediğimiz bedellerden kimse nemalanmasın.
Onun için Hükûmet gerçekten bu sorunun çözümüyle ilgili adımlar atıyorsa muhataplar bellidir. Muhataplar: Evet, 21 Mart “nevroz”unda Türkiye’deki -medyanın açıkladığı- 4 milyon insan alanlara dökülerek muhatap olduğunu açıkça ortaya koydu. Barış ve Demokrasi Partisi, seçilmişler muhataptır. Bizlerle oturup konuşmuyorsunuz, tartışmıyorsunuz ama çözümü farklı alanlarda, hiç hayatı boyunca Kürt coğrafyasına gitmemiş insanlarla oturup Kürt sorununu tartışıyorsunuz ve bu yasa tartışılırken, konuşulurken biz yoktuk. Sonradan gelip, gerçekten bizimle, ya ne var ne yok, acaba sizin sorunlarınızla ilgili, buradan bu zulümden dolayı yurt dışına giden milyonlarca Kürt var, bunların sorunu nedir, oturup konuşabildik mi, bu iklimi yaratabildiniz mi? Bizimle bunları konuşmuyorsunuz ama bizi emir eri gibi, elinizi kaldırın, kapatın; uzlaşıyorsunuz belli konularda. Sorun Türklük olunca akan sular duruyor, ulusal ittifaklar gerçekleşiyor. Biz bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Biz hayatın her alanında uzlaşıdan ve demokrasiden yanayız. Yani gerçekten siz bütün kimlikleri tek kimliğe hapsederseniz zaten sorunlar çözülmüyor, başta da belirttiğim gibi sorunun, çözümsüzlüğün noktası, hayatı sadece siyah ve beyaz olarak görmemizden kaynaklanıyor. Oysaki bu coğrafyada herkesin rengine, kimliğine, kültürüne saygı duyulmalıdır. Bu saygı noktasında bu bir lütuf da değildir yani Kürtlere veyahut da diğer halklara kimse bir lütufta bulunmuyor. Bu bizim hak ve hukukumuzdur ve bu cumhuriyetin ayıbıdır. Eğer bugüne kadar cumhuriyet bu sorunlarını çözememişse, bu halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesinde kendilerini ifade edebilme hakkını yerli yerine yasalar ve anayasa düzeyinde oturtamamışsa bu cumhuriyetin ayıbıdır, bu ayıbın bir an önce ortadan kaldırılması gerekir. O vesileyle yaralarımız olduğu içindir ki feryat ediyoruz, yaralarımız olduğu içindir ki attığınız her adımda çok olumlu bir şey bulmuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 24 Mart 2010