Veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu (s.s.:498)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 115. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Haziran 2010 · 530 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sırrı Sakik, 10 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VETERİNER HİZMETLERİ, BİTKİ SAĞLIĞI, GIDA VE YEM KANUNU (S.S.:498)); konuşma 530 kelime.
Sırrı Sakik (Muş). “Veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu (s.s.:498)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-06-10-veteriner-hizmetleri-bitki-sagligi-gida-ve-yem-kanunu-s-s-498 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SIRRI SAKIK (Muş)Selam arkadaşlar.
Tabii burada uzun süredir tartışmalar devam ediyor. Biz özellikle iktidar partisi temsilcilerini burada dinlerken, çok güllük gülistanlık bir ülkede olduğumuzu ve… Sevgili Ali yok burada, Bursa’da geçmiş dönem iktidarlarında, icra memurlarıyla jandarmaların kafa kafaya geldiğinden, halkı tutukladıklarından bahsediyor. Oysaki bizde icra memurları değil, şimdi de gidin, JİTEM’le terörle mücadele birimleri kafa kafaya gelirler, Ergenekoncular kafa kafaya gelirler. 3.000 çocuk şu an içeride. Hayatın bir kısmını görmeyen bir milletvekili, bir iktidar bu ülkede hukuku ve demokrasiyi inşa edemez. Ülkenin bir bölümünde bunlar yaşanıyor. Nasıl ki bütün düşüncelerin anası düşünce özgürlüğü ise, aslında bu ülkenin temel sorunu da Kürt sorunundan kaynaklanıyor. Siz Kürt sorununu çözmediğiniz müddetçe, efendim, burada hangi yasaları değiştirirseniz değiştirin sonuç alamazsınız.
Sayın Bakanım, siz bölgeyi iyi bilirsiniz. Ben 1980 yıllarında Gaziantep’te, Mersin’de, Adana’da ihracat yapıyordum ve Orta Doğu ülkelerine her gün binlerce canlı hayvan ihraç ediyorduk. Bunların büyük bir çoğunluğu -biz zaman zaman “Kürt coğrafyası” deyince kızıyorsunuz- doğu ve güneydoğuda Antep’e gelirdi, oradan ihraç edilirdi ama yasal olup yasa dışı iş yapan… Ordusundan yargısına ve siyaset dünyasına, oradaki köyleri yaktılar, yaylaları yasakladılar ve orada on yedi yıldır hâlen gidilemeyen köyler var. Oradan Antep’e, Mersin’e her yıl binlerce canlı hayvan gelirken bugün o yaylalarda tek canlı hayvan yok, hâlâ yayla yasağı var, hâlâ köyleri yakılan insanlar devletin… Ve bu işte sorumlu devlettir, yakan da devlettir, devletin güvenlik güçleridir; bunu siz de bilirsiniz, biz de biliriz, Tanrı da bilir ama bunun gereğini yapmadınız, o insanlar hâlen mağdur, o insanlar, sizden, bir an önce o zararların tazmin edilmesini istiyor. Eğer gerçekten bu temel sorunu çözerseniz Türkiye'nin bütün sorunlarını çözmüş olursunuz. İşte budur ki, şu an siz, yurt dışından canlı hayvan ve et ithali gibi bir süreçle karşı karşıyasınız. Orta Doğu’nun bütün ülkelerine canlı hayvan ve et ihraç eden bir ülke eğer bugün bu noktaya gelmişse ve dönüp temel sorunu tespit edemiyorsa, neyi değiştirirseniz değiştirin hiçbir şey hayata geçmez ve hep böyle “keşke”, “ah” diyorlar ya, şu Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu’nun gözü kör olsun. Eğer gerçekten Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu böyle olmamış olsaydı, iktidar milletvekilleri sadece kendi lider kadrolarına mesaj vermek değil, halka hesap verebilecek noktada olmuş olsalardı, çıkıp buradan güllük gülistanlık bir Türkiye’yi sunmazlardı. Aslında bunları sunduklarında kendileri de çok iyi biliyor ki, Türkiye bu noktada değil.
Bakın, benim seçim bölgemde, “tarım” diyorsunuz; tütünü yasakladınız, pancar belli bir kotaya geldi, canlı hayvan sıfır noktasında, “alternatif ürün” diyorsunuz, ortada hiçbir şey yok, ama burada, Türkiye’de, tarım noktasında toplumun çok rahat bir nefes alıp verdiğini söyleyen arkadaşlarımız dönüp o bölgeye gidebilmelidirler.
Sayın Bakanım, birkaç kez size buradan soru olarak sormuştum. Bakın, üreticiler o bölgede hâlen kendi arazilerini bir teminat olarak bu devlete sunamıyor. Devlet oradaki arazileri teminat olarak kabul etmiyor, gayrimenkulleri kabul etmiyor. Sizin yaşadığınız Bismil ilçesinde üreticilerin hiçbirinin tarım arazileri teminat olarak kabul edilmiyor ama batıda nasıl bir uygulama var çok net bilmiyorum ama o bölgedeki uygulamanın adil olmadığını eminim ki siz de biliyorsunuz. Eğer bir bölgede kendi topraklarınızı teminat olarak kabul edemiyorsanız o zaman iflas etmişsinizdir, o zaman sizin o bölgede çıkıp bir şey söyleme hakkınız yoktur. O vesileyle batıda farklı bir hukukla, burada farklı bir hukukla bu ülkede demokrasiyi inşa edemeyiz. Bu olup bitenlerin asıl nedeni…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
107 konuşma daha · 10 Haziran 2010