İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 123. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk silahlı kuvvetleri unsurlarının 1701 sayılı birleşmiş milletler güvenlik konseyi kararı ve 880 sayılı tbmm kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında unıfıl harekatının bir yıl daha uzatılması hakkında

Sırrı Sakik

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 123. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Haziran 2010 · 514 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sırrı Sakik, 24 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ UNSURLARININ 1701 SAYILI BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ KARARI VE 880 SAYILI TBMM KARARIYLA TESPİT EDİLEN İLKELER KAPSAMINDA UNIFIL HAREKATININ BİR YIL DAHA UZATILMASI HAKKINDA); konuşma 514 kelime.

Sırrı Sakik (Muş). “Türk silahlı kuvvetleri unsurlarının 1701 sayılı birleşmiş milletler güvenlik konseyi kararı ve 880 sayılı tbmm kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında unıfıl harekatının bir yıl daha uzatılması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 123. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-06-24-turk-silahli-kuvvetleri-unsurlarinin-1701-sayili-birlesmis-milletler-g (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında bu yasayla ilgili bir şey konuşmayacağım. Biraz önce burada gensoruyla ilgili bir görüşme yapılırken Parlamentonun hak etmediği noktada bir gerginlik yaratıldı. Tabii ki gensoru vermek muhalefet partilerinin en doğal hakkıdır. Yani, Hükûmetin de bu konuda eleştirilere açık olması gerekir.

Bizim arkadaşlarımızın zaman zaman sesinin yükselmesi şuydu: Dinlemediniz. Uzun süredir sayısal çoğunluğunuza güvenerek hakaret etme hakkını kendinizde buluyorsunuz. Sizin bazı milletvekilleriniz ulu orta sokakta bize hakaret ediyor. Yine, diğer siyasi partilerden de bu hakaretleri sürekli işittik. “Bu kürsüde lütfen duyarlı olun.” dedik. Biz korktuğumuz için sesimizi çıkarmıyoruz anlamında yorumlanmamalıdır, edepli olduğumuz için biz bu dilden cevap vermiyoruz ama bu sürekli tekrarlandı. Grup Başkan Vekilleri oradan çıkıp tepki göstereceğine, kendi milletvekilleri, bu tür sözleri söylerken, çıkıp… Erdemlik odur, buradan bizden özür dilemektir ama ne hikmetse bugüne kadar böyle bir şey gerçekleşmedi.

Şimdi gensoruda bir sürü tartışmalar ve konuşmalar… Aslında bunların hiçbiri… Yani, birbirimizi şeref, şerefsizlikle itham etmek, bu doğru değil. Herkes kendi şerefine ne kadar düşkünse, bir başkasının, bir başka şahsiyetin şerefine ve siyasal partinin şerefine de o kadar saygı göstermek zorundadır, bu bir lütuf da değil.

Sevgili arkadaşlar, bizim ilk günden beri feryadımız şuydu: Demokratik Toplum Partisi kapatılırken sizin burada payınız olduğunu söyledik. Anayasa Mahkemesinin kararı açıklanmadı; Anayasa Mahkemesinin kararından önce Hükûmet sözcüsünün televizyon televizyon dolaşarak kararı daha önce açıkladığını gördük. Bugün de gensoruyla ilgili Hükûmet adına konuşan arkadaşımız, çıkıp, açık ve net bir şekilde biz, ilk günden beri “KCK operasyonunu siz biliyorsunuz, sizin tezgâhınızda bu tertiplendi ve sunuldu.” dedik, tepki gösterdiniz. Peki, bugün Ömer Çelik’i dinlerken daha yargıya yeni intikal etmiş, on sekiz aydır iddianamesi hazırlanmayan ve biz bu işin mağdurları olanlar iddianamede ne var, ne yok bilmiyoruz ama bir hükûmet sözcüsü çıkıp buradan yargının yerine kendisini koyarak bir bütün olarak bir partiyi suçluyor ve mağdur olan insanları yargıya çıkmadan mahkûm ediyor.

Yine, Sayın Başbakan son günlerde BDP’yi hedef gösteren, Barış ve Demokrasi Partisini hedef gösteren açıklamalar yapıyor. Bu, iç barışımıza katkı sunmaz. Yani BDP burada olmasa siz gerçekten bu ülkeyi güllük gülistanlık bir şekilde mi yöneteceksiniz?

Sayın Sözcü diyor ki: “Biz bütün konulara bir cerrah edasıyla müdahale ediyoruz.” Biz de, doğrudur, söylüyoruz… Siz bir cerrah gibi ama acemi bir cerrah gibisiniz, bütün yaralara neşter atıyorsunuz ama dönüp dikmiyorsunuz. Bu yaralar kanıyor ve bu yaralardan akbabalar nemalanıyor, akbabalar. Siz de bunu biliyorsunuz. Onun için, eğer cerrahsanız yaraları dikmelisiniz, eğer cerrahsanız yaraları sarabilmelisiniz. Sizin bu konuda cerrah olabilmeniz için ilk önce neşter attığınız yaraları dikip sarmaya başlamalısınız ama bu cesaretiniz yok, ürkeksiniz ve korkaksınız, sorunlardan kaçtığınız için dönüp günah keçisi Barış ve Demokrasi Partisini gösteriyorsunuz. Hep de söylüyoruz ya ırmaklar toprağın en zayıf noktasında halka yapar çünkü bu ülkenin en zayıf halkası Kürtler ve Barış ve Demokrasi Partisidir.

Sevgili arkadaşlarım, siz kantarla oynarsanız bu kantar bir gün döner sizi de tartar, sizi de şey yapar. Onun için yargıya müdahale etmeyin, kendi yargınızı oluşturmayın yani yargının ne kadar adil olmadığını en çok siz biliyorsunuz. Ama gücünüz kime yetiyor? Dönüyor ve bizimle ilgili düğmeye basıyorsunuz ve on sekiz aydır 1.500-1.600 tane mağdur insan, siyaset yapan insanlar bugün cezaevindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 24 Haziran 2010

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook