Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 29. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2010 · 521 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sırrı Sakik, 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 521 kelime.
Sırrı Sakik (Muş). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Peşinen, Sayın Bakanımıza bu Güler Zere ve Nurettin Soysal’la ilgili göstermiş olduğu duyarlılıktan dolayı teşekkür ediyoruz ama gerçekten 94 tane hükümlüyle ilgili bu süreci de hızlı bir şekilde… Çünkü çok insani bir talep. Bu insanlar cezaevinde ve bu insanlar hükümlü ve bu insanlar ağır bir hastalıkla cebelleşiyorlar. Yani Zere’yi özgürlüğüne kavuşturduk, üç ay sonra yaşamını yitirdi. Devlet ne kaybetti Allah aşkına? Yani bir sosyal devletin görevlerini sürekli bizim hatırlatmamıza gerek yok. Onun için bu gerekli olan şeyi derhâl hayata geçirin, geçirirseniz tekrar çıkarız buradan doğru bulduğumuz her şeye de teşekkür ederiz.
Sevgili arkadaşlar, ben, bu ülkede yargının nasıl adil, eşit olmadığının bir iki örneğini vermek istiyorum. Bizimle ilgili zaman zaman hakarete varan, küfre varan açıklamaları hep birlikte kimi zaman grubunuzda, kimi zaman başka bir gruptan, kimi zaman da değişik kesimlerden BDP Grubuna, Kürtlere hakarete tanıklık ettik. Ama bizim de son sığınacağımız yer, liman, yargıdır veyahut da saçak, o da yargıdır. Yargıya başvuruyoruz, yargıda hakaretler sürekli “düşünce suçu” olarak ifade ediliyor. Oysaki biz bu kürsüde çıkıp devletin yetkili kurumlarını geçmişte görevlerini ihmal ettiği için, kendileri görev başındayken Hâkimler ve Savcılar Üst Kurul üyesi olan ve bugün görevde olan, o dönem genel müdür olan ve hayata dönüş operasyonuyla ilgili operasyonların mimarı olanlarla ilgili düşüncelerimizi açıkladığımız için 12 milyara yakın bir mahkûmiyetle karşı karşıya kaldık ve bu süre sadece beş gün içerisinde… Çünkü, hâkimler ve savcılar, o Hâkimler ve Savcılar Üst Kurul birimine bağlı. Hangi mahkeme nereyi nasıl etkiliyorsa dilekçeleri direkt oraya gidiyor.
Sayın Başkanım, Sayın Bakanım; siz de bunu iyi bilirsiniz, beş on gün içerisinde mahkûmiyet olmaz ama sorun Kürtler olunca, sorun BDP olunca bu mahkûmiyet beş on gün içerisinde hemen karara çıkıyor; ama bizim davalarımız var, biz dava açıyoruz, aylar sürüyor. En mahkûm olacak davalarda, sadece kimliğimizden dolayı yargıçlar dönüyor diyor ki: “Vallahi şimdi nasıl bir karar veririz?” Avukatlar aynen bize şöyle anlatıyor: “Ya, ne yapmalıyız, bu sicillerimize nasıl işleyecek?” Böyle mırıldanarak kararlar veriliyor ve arkasından, en haklı olduğumuz davalarda bile bu kez karşı tarafın avukat ve masraf ücretlerini de ödemek zorunda kalıyoruz.
Eğer bir ülkede yargı adil işlemezse ve bizim de son sığınacağımız liman eğer yargıysa ve bu yargıdan da adalet ve hukuk çıkmıyorsa peki ne yapmalıyız, nereye sığınmalıyız, hangi ülkeye gitmeliyiz? Geçmişte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidiyorduk, sonra bir allem kallem yaparak onu da bir noktaya getirdiniz, çünkü on yedi yıldır evi barkı yanan insanların hukukunu ödemiyorsunuz; çünkü, uluslararası ilişkiler, devletler arası ilişkiler bireyin hukukunu da gasbediyor. Peki ne yapmalıyız? Kısasa kısas politikası mı uygulamalıyız? Bu da bizim işimiz değil. Sığınabileceğimiz bir liman arıyoruz, onun adı da hukuktur ve yargıdır. Bu konuda gerçekten yargının adil olabilmesi için hepimiz üzerimize düşen görevi yapmalıyız. Bunu yapmazsak gerçekten acı dolu günlere ülkemiz hızlı adımlarla ilerler ve bugüne kadar yaşanan bütün hukuksuzluğun nedeni, kavganın nedeni de, bu ülkede hukukun farklı şekilde -bireyden, halktan, kimlikten kimliğe- uygulanmasının bir nedenidir. Onun için sizden rica ediyoruz, ülkemizin geleceği adına, halkların kardeşliği adına gerçekten yargının kişiden kişiye, halktan halka karar veren bir yargı değil, yani benim dilim, kimliğim, rengimle ilgili bir karar veren yargı değil, benim söylediklerimle ilgili…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 9 Aralık 2010