İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 41. BİRLEŞİM · CUMA

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Sırrı Sakik

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 41. Birleşim · 5. yasama yılı · 24 Aralık 2010 · 982 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sırrı Sakik, 24 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 982 kelime.

Sırrı Sakik (Muş). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu bütçe görüşmelerinde 30’uncu madde son madde. Biraz önce AKP Grup Başkan Vekili çıkıp burada muhalefete haksızlık ederek, “Çıkıp incir çekirdeğini doldurmayan söylemler…” Aslında bu dil hoş bir dil değil. Siz iktidarsınız, çıkıp olmayan şeyleri methediyorsunuz, Sayın Başbakana mesaj gönderiyorsunuz, seçmene mesaj gönderiyorsunuz. E, muhalefet de çıkıp sizi eleştirecek. Sizin bakanlarınız çıkıp burada topluma yanlış bilgiler veriyor.

Bakın, geçen gün Millî Savunma Bakanlığı bütçesinde Barış ve Demokrasi Partisi adına ben konuştum. Buradan Millî Savunma Bakanlığı bütçesini eleştirdim, ama Millî Savunma Bakanı çıkıp burada sizin gözünüzün içine baka baka hem sizi hem de halkımızı yanılttı. Ben dönmüştüm… Mesela şunu sordum, dedim ki, dünyada bankası olan tek ordu var mı? Dedi ki, “Ya, böyle bir banka yok.” Peki, bu banka OYAK değil miydi? Bu banka uzun süre askerlere hizmet eden bir banka değil miydi? Yine, dünyada sigortası olan tek ordu Türk Silahlı Kuvvetleri. Buna benzer onlarca şeyi söylediğimizde Sayın Bakan çıkıp her şeyi ters yüz etti. Oysaki OYAK Bank’ı, AB’nin İlerleme Raporu’ndaki eleştirilerinden dolayı satmak zorunda kaldılar. Kime sattılar? Hollanda’da ING denilen bir bankaya 2,8 milyar dolara sattılar. Peki, dünyada bana bir tek örnek gösterebilir misiniz, yani ordunun bu kadar sermayeye hükmettiği bir ordu gösterebilir misiniz? Biz yalan mı söyledik, Bakan çıktı burada bizi ve kamuoyunu yanılttı? Biz doğruları söylüyoruz. Kamuoyunun bilgilenmesi gerekiyor ve nitekim çıkıp mesela 65 bin askerin subaylara hizmetkârlık, hizmetçilik görevi yaptığını söylediğimizde de çıkıp tam tersini söyledi. Oysaki söylediklerimizin hepsi doğru. Biz toplumu doğru bilgilendireceğiz.

Bakın sevgili arkadaşlar, burada militer güçlere karşı eleştirilerimiz olunca kıyametleri koparıyorsunuz, biz itfaiyeyi eleştirirken, itfaiye kurumuna karşı olduğumuz noktasında bir algı oluşmamalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisini eleştirdiğimizde parlamenter demokrasiye karşı olduğumuz anlaşılmamalıdır. Eğer militer güçlere karşı eleştirilerimiz varsa, onlar hukuk dışına çıktığı içindir ki, eleştiriyoruz ve eleştirmek zorundayız.

Bakın, bugün “balyoz” sanıklarından üç generalin terfilerinin geri verilmesi için Askerî Yüksek İdare Mahkemesi karar verdi. Demokratik ülkelerde bu olur mu? Parlamento buna seyirci kalır mı? Biz bunları dile getirdiğimiz için… Belli birimler ordudan besleniyor, kışladan besleniyor yani artık, Türkiye’yi cami avlusundan ve kışladan kurtarmalıyız, siyaset dünyası ürettikleriyle var olmalıdır. Kimisi cami avlusunda kimi de kışladan nemalanarak siyaset olmaz. Eğer ordu gerçekten görevini yapacaksa hiçbir eleştirimiz yoktur ama ordu yasa dışı ilişkiler… Eğer ordu siyasal iktidarlara karşı komplo düzenliyorsa, darbe planlıyorsa bunları eleştirmek de siyaset dünyasının görevidir.

Bakın, yine, yakın bir tarihte, 17 Aralıkta e-muhtıra denilen bir şey. Ne oldu? Çok dillilikle ilgili Genelkurmay açıklama yapıyor ve Parlamentodan ses çıkmıyor, Hükûmetten ses çıkmıyor. Bir tek kimden ses çıktı? Hüseyin Çelik’ten. İktidar, muhalefet, muhalefet, ses yok. Nasıl ordu müdahale edebilir? Yani halkın iradesiyle seçilenlere karşı nasıl böyle bir şey söyleyebilir? Ama sorun işte tam da bu noktadadır. Yani 27 Nisanda da aynı şeyi yapmamış mıydı? Size karşı yapmıştı. Kime karşı yaparsa yapsın biz karşısında oluruz.

Sevgili arkadaşlar, biz, zaman zaman bu kürsüde birçok şeyi dile getirdik, nasıl hukuksuzlukların işlendiğini, bu ülkede askerlerin zaman zaman üzerlerindeki üniformayla, üzerindeki o üniforma ve mevki, makamlarıyla halka karşı nasıl suçlar işlediğini. Mesela Hakkâri Çukurca’da 6 askerin öldüğü o mayın döşenmesinde, biz bunu gündeme getirdiğimizde siz bize karşı ayaklandınız. Sonra ne oldu? O generallerden biri şu an cezaevinde. Nitekim, geçmişte, mesela, Bolu ve Kayseri tugay birliklerinin halka karşı nasıl acımasız politikalar uyguladığını -keşke Sayın Bakanım olmuş olsaydı- köyleri nasıl yaktıklarını bütün Türkiye biliyor ve bunları yakarken de üzerlerinde üniforma vardı. Şimdi, bu ülkenin askeri gidip nasıl bu ülkenin halkının köyünü, kentini yakabilir? Şimdi, biz bunlara karşıyız, bunlara karşı olmak insanlık görevidir. Eğer vicdanımız varsa, bu vicdanımıza karşı bizim de bunları dile getirmemiz gerekir.

Siz söylüyorsunuz: “Efendim, biz 12 Eylül’den hesap soracağız.” ve 12 Eylülde gittiniz, halk size destek verdi. Oysaki 12 Eylül’le ilgili başvuruları olanlar, yani “Yetmez, evet.” diyenler, size oy verenler gitti başvurdu ama hiçbirinin başvurusu kabul edilmedi ve o dönemin generalleri şu an ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar ama bugün Arjantin’de seksen beş yaşındaki o askerî general yargılandı, ömür boyu cezaya mahkûm oldu. Onun için halkı çok kandırmaya kimsenin hakkı yoktur. Eğer yüreğiniz yetiyorsa, bu generallerden, bu ihtilalcilerden, ihtilale teşebbüs edenlerden bu Parlamentonun hesap sorması gerekir.

Eğer gerçekten sizler, yani burada her konuşmamızdan sonra bize laf yetiştirmeye çalışanlar, sanki biz Türk Silahlı Kuvvetlerinin düşmanıymışız gibi bizi kamuoyuna lanse edenler, eğer gerçekten bu kadar sevdalıysanız militer güçlere, keşke askerde tezkere bıraksaydınız. Kiminiz bugün belki yüzbaşı, kiminiz albay, kiminiz belki… General olma şansınız yoktu. Kalsaydınız orada, parlamenter demokraside ne işiniz vardı? Yani biz yanlışlıklara karşı gerçekten duruş sergileyen bir gelenekten geliyoruz.

Sevgili arkadaşlar, bakın, şimdi, zaman zaman hep şu söylenir: Bu ülkede çok masumane talepler seslendirildiği zaman “Aman bu ülkenin sinir uçlarına dokunmayın.” diyorlar. Peki, Allah aşkına bizim sinir uçlarımız yok mudur? Bizim hassasiyetlerimiz yok mudur?

Bakın, sizin Grup Başkanınızın sürekli seslendirdiği, 1937-1938’deki Dersim katliamının mimarlarından olan, hiçbir savaşa katılmamış Sabiha Gökçen’in ihtisas alanı sadece neresidir biliyor musunuz? Dersim’deki köyler ve Dersim kentidir. Oraya bombalar yağdırmıştır ve o bombalardan sonra bundan özür dilenilmesi gerekirken, İstanbul’da bir havaalanına onun adını veriyorsunuz. Yine 33 masum Kürt’ü Van’da katleden Mustafa Muğlalı’nın adını orada kışlaya o köylülerin gözünün içine soka soka veriyorsunuz. 12 Eylülde ihtilal yapanların yani Kenan Evren’in adını hâlen kışlaya veriyoruz ve ne oluyor? Mesela, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı da çıktı “Derhâl değiştirin.” dedi. Ben de Cumhuriyet Halk Partisine buradan sesleniyorum, bakın iktidarsınız, Muğla’da Belediye Başkanlığı sizde: Muğla’da bir caddenin adı Mustafa Muğlalı Caddesi’dir. Muğla’da bir iş hanının adı Mustafa Muğlalı İş Hanı’dır. Eğer İktidar yapmıyorsa siz görevinizi yapın, derhâl o adları değiştirin. İnsanlığa karşı suç işleyenlerin adı eğer bu ülkede her yere verilirse peki bizim hassasiyetimiz ne olacak? Bu işin mağdurları olan biz halkın hassasiyeti ne olacak? Hassasiyetten bahsediyorsak, gerçekten, hepimiz bu toplumda yaşayan her bireyin hakkına, hukukuna saygı göstermeliyiz. Yani hak ve hukuk ararken sadece kendimize karşı bir hak, hukuk değil, toplumun bütün kesimlerine karşı da bir hak, hukuk mücadelesi vermeliyiz.

Son olarak diyorum ki: Korktukça tutsak, umut ettikçe özgür olacağız. Korkmayacağız ve özgürleşmek adına hepimizin yürekli olmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Hepinize iyi yıllar diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

108 konuşma daha · 24 Aralık 2010

108 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook