2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle
Muş Milletvekili · Bdp
Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2013 · 767 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sırrı Sakik (Bdp), 16 Aralık 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2012 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE); konuşma 767 kelime.
Sırrı Sakik (Bdp, Muş). “2014 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı ile 2012 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sirri-sakik-24-2013-12-16-2014-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2012-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27836
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BDP GRUBU ADINA SIRRI SAKIK (Muş)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Birbirimize biraz tahammüllü olacağız. Bu kürsünün dokunulmazlığından bahsedersiniz, biz sizin gibi düşünmek zorunda değiliz. Coğrafi terimlere hiç kimsenin gem vurmaya da hakkı yok. Bir realiteden bahsediyoruz. Onun için, bizim düşüncelerimize saygı göstereceksiniz, bizi tehdit etmeyeceksiniz, bize kafa sallamayacaksınız, bize dişlerinizi, tırnaklarınızı, pençelerinizi göstermeyeceksiniz; bunlara boyun eğmeyiz. Biz size ne kadar tahammül ediyorsak sizin de bize tahammül etmeniz gerekir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; önemli bir bütçeyi görüşüyoruz, Millî Savunma Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar aslan payı alan bir bütçeyi görüşüyoruz. Bu bütçe denetlenemez bir bütçe. Bu bütçe hesap vermez. Bu bütçenin aktörleri bu ülkede devlet içerisinde devletçikler oluşturan aktörlerdir, şehirler içerisinde şehircikler oluşturan aktörlerdir. Kendilerini Parlamentonun üstünde görmüşlerdir, yeri ve zamanı gelince ihtilal yapmışlardır. Yeri ve zamanı gelince bu Parlamento komisyonlar oluşturmuş, onları buraya davet etmek istemiş, “Hadi, siz de kimsiniz, biz nasıl geliriz!” Çünkü ellerinde silahları, üstlerinde üniformaları var, halkın iradesini “yok” hükmünde sayacaklar. Yeri gelmiş, oturmuşlar, sivil iktidarlardan rahatsız olmuşlar. Ay ışığında içerken “Vallahi, bu gece bir darbe yapalım, adını da ‘Ay ışığı’ koyalım.” Bir yerde oturmuşlar, sarışın biri geçmiş, “Vallahi, ‘Sarışın’ darbesini de yapalım.”
ŞİRİN ÜNAL (İstanbul)Sarıkız…
SIRRI SAKIK (Devamla)Sarıkız mı, neyse artık…
Şimdi, böyle bir kurumun bütçesini görüşüyoruz. Ben 2011 yılı bütçesinde, yine bu kurumla ilgili konuşurken savaşın vahşetine vurgu yaparak Amerikalı bir gazinin Vietnam Savaşı’ndaki anılarını sizlerle paylaşmıştım, aynen şöyle diyor: “Üzerine bin kiloluk bir bombanın atıldığı bir köye gidersiniz. Esir almak diye bir sorununuz yoktur çünkü esir alınacak kimse kalmamıştır. Öldürülenlerin Vietnamlı olup olmadıklarını bilemezsiniz, insan olup olmadıklarını da bilemezsiniz. Ve biz böyle bir vahşeti yaşadık, o dönem hiçbir şey söyleyemedik ve sonra döndük, savaş bitti, evimize gittik, çocuklarımızın yüzüne bakamadık.“ Bunu 13 Aralık 2011 bütçesinde burada seslendirdim. Ben ne bilebilirdim ki on beş gün sonra benim topraklarımda bu ülkenin savaş uçakları havalanacak ve Roboski’de 34 insanı paramparça edecek. Vietnam’daki vahşet neyse Roboski’deki vahşet de budur işte.
Aslında biliyorduk, devletimizi tanıyorduk, geçmişini de iyi biliyorduk. Biz sizi nereden tanıyoruz? 3.500 köyün yakılmasından tanıyoruz. Biz sizi nereden biliyoruz? Ağrı’dan biliyoruz, Dersim’den biliyoruz. Biz sizi nereden tanıyoruz? 33 masum Kürt’ün Zilan’da kurşunlanmasında da biliyoruz. Biz sizi nereden tanıyoruz, nereden biliyoruz? Yıl 1994 ve savaş uçakları havalanıyor ve Roboski yakınlarında bir köyde, Şırnak’ın Kuşkonar köyünde ve Koçağılı köyünde ve 38 köylü paramparça ediliyor ve uçaklar… O dönemin Başbakanı aynen şöyle söylüyor: “Bu uçaklar bu devletin uçakları değil.” diyor. İçişleri Bakanı, yalanla görevli olan Bakan “Devlet, hava harekâtı düzenleyerek 150 PKK’liyi öldürdü.” diyor. O dönem Genelkurmay Başkanı Güreş ve Çiller ikilisi “Uçaklardaki kayışların gevşemesi nedeniyle bombalar yanlışlıkla düştü.” diyor ve hep inkâr ediliyor. Bir iki ay önce, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunların yalan olduğunu ve… Türkiye’yi 2 milyon 305 bin euroya mahkûm etti. Biz devletimizi tanıyoruz, biliyoruz. Onun için, belki devlet buradan ders almıştır, bir daha böyle bir şey yapmaz diye düşünüyorduk ama yanılmışız. Vietnam’daki uçaklar ve oradaki bombalar ne yaptıysa Roboski’deki insanlar da paramparça edildi ve bir anne aynen şöyle diyordu: “Oğlum 1.90 boyundaydı. Oğlumun o paramparça bedenini bir poşete doldurdum, içinde katırların etleri de vardı ve götürdüm, defnettim.” İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz, böyle acılarımız var, bu acıların sahibiyiz ve bize hâlâ haksızlık ediyorsunuz.
Şimdi, dönüyorum ve soruyorum: Sevgili arkadaşlarım, bu topraklar çok ağır bedeller ödedi, bu topraklar… Bakın, bahsettiğimiz bu kurum, üzerinde üniforması ve silahıyla gittiler, 3.500 köyü yaktılar; gittiler, insanları diri diri yaktılar. Kimin adına, hangi hukuk adına? Bunların hepsini bunlar yaptılar ve ne yaptılar biliyor musunuz? Hiçbir görevleri yoktu bunların. Bunlar devletin bütün kurumlarını kendi tekellerine almışlardı ve gidiyorlardı, ticaret yapıyorlardı, maaşlarını artırıyorlardı, emekli olduklarında emekli maaşları… Dışişlerinden emekli olan birileri 70 bin TL alırken kendileri 700 bin TL alıyorlardı. Devlet, vatan, bilmem ne hepsi geride kalıyordu. Biz hiçbir kurumun düşmanı değiliz ama bir kurum eğer hukukun dışına çıkarsa, bir kurum hukuksuzluk yaparsa, vallaha, karşısında da dimdik dururuz. Ben bunları bugün söylemiyorum. Kimi AKP’li arkadaşlar zaman zaman “Bizim demokratikleşmemizden siz böyle yiğitçe laflar ediyorsunuz.” diyor. Vallaha, yıl 1991, 1992, 1993; bu kardeşiniz, Parlamentoda aynı soruyu sormuşum: “OYAK nedir? Nereden nemalanıyorsunuz? Bize hesap vereceksiniz.” Tehdit edilmişim: “Öldüreceğiz.” Hodri meydan! Bir Tanrı’ya borcumuz var, başka hiçbir kimseye boyun eğmeyiz ve sonra tutuklamışlar bizleri ve arkadaşlarımızı, milletvekilliklerimiz düşmüş ama hayat bizi teyit etmiştir. Şimdi, geldiğimiz bu topraklarda bu süreçte ayrımcı politikalara karşı “Dur.” diyeceğiz. Nasıl ki Başbakan Davos’ta dönüp dedi ya “…”(x), “Bir dakika.” Biz de sizlere “Bir dakika.” diyoruz arkadaşlar. Bu politikalar bizi isyan ettirir, bu politikalar barışı sağlamaz, savaşı sürdürür. Biz de sizlere, bu zulüm politikalarını uygulayanlara “…”(x) diyoruz.
Bakın, bugün, bizim arkadaşlarımız…
BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa)Ajite yapıyorsunuz!
SIRRI SAKIK (Devamla)Bakın, laf atmayınız, beni dinleyiniz, laf atmayınız!
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 16 Aralık 2013