Sataşmadan dolayı
Samsun Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 12. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Kasım 2009 · 877 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Suat Kılıç (AK Parti), 3 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SATAŞMADAN DOLAYI); konuşma 877 kelime.
Suat Kılıç (AK Parti, Samsun). “Sataşmadan dolayı”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 3 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-kilic-23-2009-11-03-satasmadan-dolayi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
SUAT KILIÇ (Samsun)Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Sayın Başkanın tutumu lehinde söz almış bulunuyorum, bu vesileyle yüce heyeti en içten duygularla selamlıyorum.
Çok değerli milletvekilleri, esasında bir usul tartışması ihtiyaçsa şayet bu talebin muhalefetten değil iktidardan gelmiş olması lazımdı. Zira, İç Tüzük 69 kapsamında hiçbir şekilde söz konusu olmayan, varit olmayan bir sataşmaya istinaden Sayın Başkan muhalefet milletvekilinin talebi üzerine söz hakkı kullandırdı. Dolayısıyla şunu ifade etmek istiyorum: Bir usul tartışması, Sayın Başkanın tutumu üzerinde bir tartışma açılacaksa muhalefetin talebi üzerine değil, iktidarın talebi üzerine olması gerekirdi. Çünkü tutanaklar Genel Kurulda okundu sayın milletvekilleri ve benim tarafımdan sayın muhalefet milletvekiline yönelik ya da gruba yönelik en ufak bir isnadın olmadığı, söz konusu kelam üzerinde bilgi talebi noktasında kendisinin daha bilgili olduğunu ifade etmekten ibaret bir diyalog yaşandı. Dolayısıyla burada ne bir sataşma söz konusudur sayın milletvekili açısından ne de parti grubu açısından bir sataşma söz konusu değildir.
Dolayısıyla burada, sayın milletvekilleri, şunu ifade etmek istiyorum: Sayın Başkan karar verecek. İç Tüzük 69’dan söz istenmiş. Sayın Başkan kendisine sataşmada bulunulduğunu iddia eden milletvekilinin yaklaşımına göre söz veremeyecekse, Sayın Başkan sataştığı iddia edilen milletvekilinin söylediği cümleler üzerine de bu sözü verip veremeyeceğinin kararını ortaya koyamayacaksa geriye kalan tek yol vardır, hafızaya müracaat etmek. Genel Kurulun hafızası, tutulmakta olan tutanaklar ve kayıtlardır. Dolayısıyla Sayın Başkan yapılması gerekeni yaptı kanaatindeyim. Tutanakları getirdi. Tutanaklar Genel Kurulda okundu. Esasında sıkıntının buradan kaynaklandığı anlaşılıyor. Çünkü okunan tutanaklarda bir sataşma söz konusu değil, dolayısıyla tutanaklardan kaynaklanan bir cevap hakkı da kesinlikle söz konusu değil. Ama Sayın Başkan, buna rağmen, kendisine yöneltilen bütün suçlamaların aksine, varit olmayan bir sataşmaya istinaden bile muhalefet milletvekiline iki dakikalık artı bir dakikalık cevap verme süresini kullandırmak cihetine gitmiştir.
Çok saygıdeğer milletvekilleri, burada esasında usulü konuşmak yerine üslubu konuşmakta fayda görüyorum. Bu Meclisteki hiçbir milletvekilinin ya da hiçbir grup sözcüsünün veya yöneticisinin Başkanlık makamına parmak sallayarak, el hareketleriyle ya da İç Tüzük kitabını sallamak suretiyle veya “sen” şeklindeki hitaplarla seslenmemesi gerektiği kanaatindeyiz.
Burada bazı arkadaşlarımız bilgiden ve cehaletten söz ettiler. Cehalet hatırlatması yapanlara, adabımuaşeret hatırlatmasıyla cevap veriyorum. Bu Başkanlık kürsüsü cumhuriyetin kuruluşunda Gazi Mustafa Kemal’in oturduğu kürsüdür ve bu Başkanlık kürsüsünün bir şahsı manevisi vardır.
KADİR URAL (Mersin)El hareketi yapma.
SUAT KILIÇ (Devamla)Bu şahsı maneviyi sorgulamak, ilzam etmek ve bu manevi şahsiyeti tahkir eder şekilde, tezyif eder şekilde “sen” şeklindeki hitaplarla hafife almak, küçük görmek, millet iradesini temsil etmek üzere bu çatı altına gelen hiçbir milletvekilinin hakkı olamaz. Sayın Başkanın tutumu hakkında itirazlar olabilir, eleştiriler söz konusu olabilir, uygulamalara itirazlar seslendirilebilir. İç Tüzük’ün hükümleri ortadadır, amir olan hükümleri uygulamakla da Sayın Başkan gerektiğinde mükelleftir ama Sayın Başkan “sen” değildir, “siz”dir. İsmiyle hitap edilecek bir isim değildir, “Sayın Başkan”dır. Özellikle bu kürsüde uzun yıllar görev yapmış isimlerin bunu çok iyi bilmeleri gerekir ki, Başkanlık makamı cumhuriyet birikimimizin ve demokrasi kültürümüzün tecelli ettiği bir yerdir ve o noktayı hafife almak, o noktayı el kol işaretleriyle sorgulamak, o noktaya “sen” demek, yüce Meclise de, millet iradesinin tecelligâhı olan bu müesseseye de, bu müessesenin üyelerine de yeterince saygısız bir tavırdır diye düşünüyorum.
Çok saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Başkanın tutumu hakkında söz alındı, pek çok şey söylenecek gibi oldu ama bilgiden de, fikirden de yoksun cümlelerle Sayın Başkan eleştiriye maruz kaldı.
Değerli arkadaşlarım, burada bir iş yapmaya çalışıyoruz. Danışma Kurulu mutabakatı sağlanamadığı için grup önerilerimiz burada tek tek oylandı. Tutanaklar geldi, tutanaklarda iddia edilen sataşmanın da olmadığı anlaşıldı ve dolayısıyla maksat hâsıl oldu ama “tanım yapıyoruz” derken, bir grubu suçlayıcı, ilzam edici, hafife alıcı, tahkir edici ifadeler kullanmak, değerli arkadaşlarım, bilmelisiniz ki, cevabını bu gruptan da aynı şekilde ortaya çıkaracaktır. Biz Genel Kurulun saygınlığına ve mehabetine gölge düşmesin istiyoruz. Özellikle parti genel başkanlarının, siyasi liderlerin kişilikleriyle ilgili hakaretamiz ifadeler kullanılmamasını arzu ediyoruz ve iktidar sözcüleri olarak muhalefetimizin çok değerli sayın genel başkanlarına yönelik cümleler kurarken olabildiğince dikkatli, boğazın bütün boğumlarından bütün kelimeleri süzerek geçiren bir yaklaşımı ve üslubu benimsiyoruz. Bu saygı dolu, bu dikkatli tavrın muhalefetin sözcüleri ve yöneticileri tarafından da benimsenmesi kaçınılmaz bir zarurettir. Yeryüzünde hiçbir hakaret sözcüğü ya da cümlesi olmasın ki daha ağır bir karşılığı bulunmasın. Ama değerli arkadaşlarım, millet adına seçilmiş 550 milletvekilinin birbirlerine yönelik saygıdan yoksun, öz güvenden yoksun, asgari adabımuaşeret geleneklerinden yoksun ifadelerle seslenmesi bu Meclisin kültürüne de, demokrasi birikimimize de paralel olmayan bir yaklaşım olacaktır. Dolayısıyla biz bundan sonraki süreçte de ne kadar tahrikkâr olunursa olunsun, ne kadar hakaretamiz ifadelere acziyet içinde sığınılırsa sığınılsın, muhalefet gruplarının varlığına ve genel başkanlarının şahsiyetlerine yönelik tutumlarımıza, söz ve beyanlarımıza olabildiğince dikkat göstermenin gayretini vereceğiz. Bunu Grup Başkan Vekili olarak grupta bulunan bütün arkadaşlarım adına ifade ediyorum.
Çok saygıdeğer milletvekilleri, sözlerimi şu şekilde toparlamak arzusundayım:
Değerli arkadaşlar, bu milletin milliyetine ve manevi müktesebatına ilişkin konularda hiçbirimiz bir diğerimize ya da hiçbir parti grubu bir diğer parti grubuna ders vermeye, ahkâm kesmeye kalkmasın, kalkışmasın. Biz, millet ve milliyet noktasındaki anlayışımızı bugüne kadar hiç kimseye sorgulatmadık, bundan sonra da sorgulatmayız. AK PARTİ Grubunun ve ailesinin kuruluşundan itibaren, milliyetçilik anlayışı, tanımını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda bulan Atatürk milliyetçiliği anlayışıdır. Bunun herkes tarafından bu şekilde bilinmesini istiyorum. [MHP sıralarından alkışlar(!)]
Çok değerli milletvekilleri, şairin dediği gibi…
KADİR URAL (Mersin)Bravo yani!
SUAT KILIÇ (Devamla)Hatırlayın, hafızalarınızı siz de tazelemiş olursunuz… Şairin dediği gibi:
“Bir zamanlar ne millet, hem ne milletmişiz,
Gelmişiz dünyaya millet nedir, milliyet nedir öğretmişiz!”
Saygılar sunuyorum. [AK PARTİ sıralarından alkışlar; CHP ve MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar (!)]
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
34 konuşma daha · 3 Kasım 2009