İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KOMİSYON · SALI

Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3755) münasebetiyle

Suat Özçağdaş

İstanbul Milletvekili · CHP (konuşma tarihinde; bugün Yeni Parti)

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu · 4. yasama yılı · 14 Temmuz 2026 · 634 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Suat Özçağdaş (CHP), 14 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3755) münasebetiyle); konuşma 634 kelime.

Suat Özçağdaş (CHP, İstanbul). “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3755) münasebetiyle”. TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu tutanağı, 14 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suat-ozcagdas-2026-07-14-yuksekogretim-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-ka-11 (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=89645

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi bu madde, bir kere 17'nci maddeyle benzerlikler taşıyan bir madde. Bir, usuli olarak, teknik olarak bunların bir arada olması gerektiğini düşünüyoruz, önce onu söylemek istiyorum. Biri 4'üncü maddede, biri 17'nci maddede yani bu bile sorunlu. 65-67 yerine 75 yaşına kadar çalışabilmesi için iki yıllık sözleşmelerle ek ödemelerden faydalanma imkânı sağlanmasını olumlu buluyoruz çünkü öğretim üyeleri ek ders, ek ödeme, geliştirme ödeneği ve akademik teşvik ödeneğinden yararlanamıyorlardı dolayısıyla bu anlamıyla yararlı. Bununla birlikte "üniversitelerin teklifi ve YÖK'ün onayı" şeklinde olan düzenleme, teklifte "üniversitenin görüşü ve YÖK kararı" şekline dönüştürülüyor. Ben, bu merkezîleşme çabanızı gerçekten anlamıyorum.

SADETTİN HÜLAGÜ (Kocaeli)Zaten öyle ama.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul)Ya, inanılmaz bir merkezileşme...

SADETTİN HÜLAGÜ (Kocaeli)Üniversitelerde kadroların belirlenmesi teklifle belirlenmekte.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul)Vekilim, şu anda bu birer yılla üniversitelerin teklifi ve YÖK'ün onayıyla oluyordu.

SADETTİN HÜLAGÜ (Kocaeli)Zaten öyle işleyişi.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul)Tamam. Siz onu şuna getirdiniz: "Üniversitelerin görüşü, YÖK'ün kararı" şekline dönüştürdünüz. Ne gerek duydunuz mesela?

SADETTİN HÜLAGÜ (Kocaeli)Teklifle fark yok ki yani sunacak, "Böyle böyle..." diyecek.

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul)Niye değiştirdiniz mesela? Yani karar YÖK'e bırakılmış bir hâle geliyor. Bakın, bunların hepsi merkezîleşme meselesi. Siz şöyle diyebilirsiniz: "Zaten her yeri biz yönetiyoruz, rektöre ne söylersek onu da zaten yapıyor, rektörleri de böyle atıyoruz." Buna bir itirazım yok. "Zaten bir fark çıkmaz." diyebilirsiniz ama şunun neden değiştiğini anlamak zor: Daha önce "teklif ve onay" şeklindeydi, şimdi "görüş ve YÖK kararı" Yani bakın, karar alma odağını YÖK'e getiriyorsunuz. Teknik olarak uygulamada bir şey fark etmeyebilir sizin açınızdan, sizin açınızdan fark etmeyebilir ama üniversitenin kararıyla alınması, YÖK'ün onaylaması üniversiteyi karar makamı hâline gelir. Türkiye'de üniversitelerin temel problemi karar odağı olmaktan çıkmış olmaları, her şeyin YÖK'e doğru gitmiş olması.

İki, şimdi burada çok hassas bir konu var. Dünyanın dört bir yanında artık, insan ömrü çok uzadı. Dolayısıyla 65 yaş, 67 yaş emekli olmak için erken bir yaş hâline geldi. Dolayısıyla bu hamle doğrudur fakat bununla birlikte bir başka sorunumuz daha var; genç akademisyenlerin de önünü açmamız lazım. Şimdi, burada çok net ortaya konulması gereken şey şu: Öyle akademisyenler var ki çok daha erken yaşlarda akademik hayatlarını sona erdirmişler, sadece emekliliği bekliyorlar. Ne demek istediğim anlaşılıyordur. Öyle akademisyenler var ki inanılmaz, müthiş yani. Şimdi, o zaman, buradaki teklifimiz tam olarak bunu söylüyor. Diyoruz ki: Üniversitede bir kere bu işlerin bölümde çözülmesi lazım, böyle YÖK'te falan değil, bölümde. Kimin ne üretimi olduğuna bölümde bakacağız. Akademik özgürlük dediğimiz şey budur. Biz de diyoruz ki size: Düzenlemeyle yükseköğretim kurumlarında çalıştırılacak bu sözleşmeli öğretim üyelerinin sayısı, bölümü, vesaire YÖK'e gidiyor. Derslerine bakalım, bölüm baksın, hangi dersleri veriyor? Mesela, öyle bir hoca vardır ki o dersi yakın bir zamanda verdirebileceğiniz o kadar liyakatli birisi olmayabilir bölümde yani sadece ders vermek bile çok kıymetli olabilir, ondan ders almak üç dönem ders almaya bedel olabilir. Doğru mu? Herkes kafa sallıyor. İki, akademik yayınlarına bakalım. Bir kriter bu olabilir. Hepsi birden olmak zorunda da değil. Üç, bilimsel faaliyetlerine bakalım. Yayın yazmıyordur, yapmıyordur belki ama inanılmaz bilimsel faaliyetler yapıyordur. Dört, yürüttüğü projeler ya da danışmanlıklar vardır; dünya çapında bir projeye teknoloji transfer ofisiyle beraber danışmanlık yapıyor olabilir. Şimdi, dolayısıyla diyoruz ki bunu bölüme bırakalım ve dikkat buyurun, öğretim üyelerinin salt çoğunluğunun oyuyla teklif edilsin bu diyoruz. Neden öğretim üyeleri? Çünkü gençler de desin ki bizim bu hocaya ihtiyacımız var; aksi takdirde, olan mesele bir kast hâline dönüşüyor. Bu, problem Türkiye için. Yani bölümler karar odağı olmalı, çok temelden bir felsefik önermemiz var. Karar odağı bölüm olmalı; dersler, yayınlar, projeler, vesaireye bölüm karar vermeli, YÖK, en son, onaylar, başka bir fikri varsa tartışır ama gözünüzü seveyim, bu meseleler daha akademik ortamda tartışmalarla olmalı, jenerasyonlar arasında, kuşaklar arasında bir yarış ve tartışmanın konusu olmaktan çıkmalı diye düşünüyoruz. Önergemizin özü budur.

BAŞKAN AYŞEN GÜRCANEvet, Hülagü Bey, bir cevap vereceksiniz anladığım kadarıyla.

Buyurun.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

110 konuşma daha · 14 Temmuz 2026

Tümü →
110 konuşmanın tamamı →