Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 20. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Kasım 2019 · 559 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Girgin (CHP), 20 Kasım 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 559 kelime.
Süleyman Girgin (CHP, Muğla). “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 20 Kasım 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-girgin-27-2019-11-20-dijital-hizmet-vergisi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-ve-375-sayili-kanun (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=82239
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, kamuoyuna “Az kazanan az, çok kazanan çok vergi verecek.” sloganıyla sunulan bu kanun teklifi, bu tanımdan çok uzaktır. Çok kazanandan çok vergi almak hedeflenmekte ancak az kazanandan az vergi almaya ilişkin bir düzenleme yoktur. AKP ekonomik krizin faturasını vergi yükünü artırarak halka kesmeye devam etmektedir. Üstelik, bu yükü halka “Vergide adalet sağlanacak.” yalanıyla pazarlamaya çalışmaktadır. “Lüks konutlarda emlak vergisini artırıyoruz, taşınmaz mallarda değer artışı için vergi getiriyoruz.” diyerek bir yandan zenginlik ve lüks vergilendirilir gibi gözükürken asıl yükü çeken emekçilerden alınan dolaylı vergilerle gelir vergileri artırılmaktadır.
Diğer yandan da şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisi düşürülmekle kalmayıp sonraki düzenlemeler için, 70 milyar borçlanma için Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Cumhurbaşkanının bu yetkisini sermayenin lehine kullanacağından şüphemiz yok. Oysa asgari ücretle çalışan işçiler, ücretli çalışan işçiler, memurlar da dâhil olmak üzere, 7’nci aydan itibaren artan vergi dilimine girerek daha çok gelir vergisi ödemektedirler.
Sayın milletvekilleri, iktidar vergiye doymuyor. Borç gırtlakta ve tulumbada su bitti. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan kamu yönetimi raporuna göre, ekim ayına kadar yapılan net borçlanma 2019 yılı için 114 milyar lira. Yani 90 milyar liraya kadar borçlanma yetkisi alan yürütme organı, bu yetkisini zaten aşmış vaziyette. Cumhurbaşkanına 70 milyar lira daha borçlanma hakkı verilmesiyle birlikte, toplam borçlanma miktarı 160 milyar liraya çıkmaktadır. Niye? Çünkü delik büyük, yama tutmuyor. Gerek 70 milyar borçlanma yetkisi gerek konaklama vergisi, değerli konut vergisi ve gerekse bu torbayla getirilen diğer vergiler yoksulun yükünü hafifletmek için değil, bütçe açığına para bulmak içindir. Mesela ilgili maddelerin birinde de diyor ki: “Değerli konut vergisinden de konaklama vergisinden de elde edilecek gelirler mahallî idarelere verilecek payların hesabında dikkate alınmaz.” Ya nereye gidecek bu paralar? Saraya gidecek. Yetecek mi pekâlâ? Tabii ki yetmeyecek. İtibardan tasarruf olmadıkça vergiler, zamlar yine artacak ama yine “Aynı gemideyiz.” demeye devam edilecek. Evet, aynı gemideyiz ancak siz güvertede lüks kamaralarda, vatandaş makine dairesinde ateşleyici olarak. On yedi yıldır maalesef vatandaş kazanı besleye besleye doyuramadı sizi.
Şöyle bir madde getirin isterseniz; üstelik geçici değil, kalıcı olsun: “Biz bütçeyi tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bırakıyoruz; limitsiz borçlanabilir, limitsiz harcayabilir, limitsiz vergi getirebilir.” Böyle deyiverin olup bitsin. Hatta “İtibardan da tasarruf etmemesini özellikle öneriyoruz.” deyin, bunu da ekleyin, zaten de öyle değil mi?
Diğer yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşının artırılmasını da ekleyebilirsiniz. Zira aile bütçesini de eğer devlet bütçesi gibi yönetiyorsa iki yakasının bir araya gelmemesi de olasılıktır.
Sayın milletvekilleri, değerli konut vergisinden vergi alınması kademeli vergilendirme açısından olumlu olsa da bu taşınmazlara hizmet götüren yerel yönetim paylarının verilmeyerek sadece merkezî bütçeye aktarılması yanlıştır çünkü bu nitelikteki taşınmazların bulunduğu mahaller aynı kalitede hizmet beklemektedirler. “Bu konutları yüksek vergilendireceğim.” diyorsanız emlak vergisi oranlarında bir kademelendirmeyle yeni bir vergi ihdas etmeden demokrasinin vazgeçilmezi olan yerel yönetimlerin öz gelirlerini artırmak suretiyle bunu yapmak mümkün idi.
Diğer yandan, konaklama vergisinin uygulanma gerekçesi, bir beldeye, kente gelen turistlerin o beldenin park bahçe, çöp toplama, itfaiye hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında bunun bedelini ödemelerine dayanmaktadır. Siz ne yapıyorsunuz? Genel bütçeye aktarıyorsunuz. Hizmeti veren yerel yönetimler açısından bu yaptığınız adaletsizliktir.
Muğla’mızdan size bir örnek vermek istiyorum: Yazın 5 milyon nüfusa hizmet veren 1 milyon nüfuslu Muğlalılar İller Bankasından kış nüfusuna göre para almaktadır; bu, haksızlıktır.
Değerli milletvekilleri, Ekim 2019 tarihinden itibaren turizm katkı payı uygulaması başlatılmış olup bir de konaklama vergisi gibi ilave vergi turizm işletmelerinin fiyatlarını etkileyeceğinden rekabet ortamında turizm gelirlerinin azalması sonucunu doğurabilecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla)Rica ediyorum…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
115 konuşma daha · 20 Kasım 2019