406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)
Malatya Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Şubat 2006 · 1.144 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi), 9 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 406 SAYILI TELGRAF VE TELEFON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1074)); konuşma 1.144 kelime.
Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya). “406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-02-09-406-sayili-telgraf-ve-telefon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, biz Anavatan Partisi olarak, çalışanlarımızın lehine olan bu yasayı açık desteklediğimizi ifade etmek istiyorum. Yani, yasayla getirilen, kapsam dışı çalışan Türk Telekomdaki personelimizin beş yıl süreyle, istedikleri zaman, havuza geçmek suretiyle devlet memuru olma haklarının saklı kalmasının, yani, ücret haklarında da bir kayba uğramamalarını temin eden bir yasa.
Tabiî, bu yasanın, sadece hükümetin, Sayın Bakanımızın teklifiyle oluştuğu kanaatinde değilim. Muhtemelen, şirketi satın alan, yüzde 55'ini satın alan Oger Telekomun da bir talebi olarak geldi; çünkü, 24 000 kişi, yaklaşık, bunların, herhalde, yüzde 90'a yakını kamu kurumlarına, havuza geçme talebinde bulununca, şirketin kalifiye eleman bulma zorluğu ortadan kalkacağı için, işletme zorluğuna düşeceği için, onların da işine gelen bir teklif oldu. Mademki, onların böyle işine gelen bir teklifti, buna şeylerdi, keşke bu süreyi on yıla çıkarabilseydik; çünkü, ben inanıyorum ki, on yıl içerisinde, bu 24 000 kişiden en az yüzde 80'i, emekliliğini kazanmış, artık, emekli olmuş, havuza geçmesine de gerek kalmayan personel haline gelirlerdi; çünkü, havuzdan bunları atayacağınız başka kurumlarda da çok da bunların niteliğine uygun iş bulma şansınız olmayacağı için, boş yere ücret ödemenin önünü de kesecek şekilde, onların emekliliğini sağlayacak bir düzenleme olurdu on yıla çıkmış olsaydı.
Efendim, tabiî, özel sektöre geçmiş; özel sektör on yıl bunları tutmaz, tutamayabilir; ona da o hakkı, sermayeyi koyana o hakkı vermek lazım gibi çok yatırımcıya övgü dolu sözler olabilir; ancak, onun da buna ihtiyacı vardı; yani, bu pazarlıkta o bunu kabul eder idi diye düşünüyorum. Keşke, bu beş yıl, on yıl olsaydı da, artık kamuya bir daha yük getirmeden, bunlar tamamen orada emekliliklerini kazanabilecek duruma gelselerdi.
Değerli arkadaşlar, bir de, tabiî, geçmişten beri, Türk Telekomda çalışan personelin özlük haklarıyla, güvenceleriyle ilgili çok yasa çıktı. Kapsam içi personel var, kapsam dışı personel var, İş Yasası kapsamında çalışanlar var, 399 sayılı Kararname gereği sözleşmeli çalışanlar var; yani, bir kurumda aynı işi yapan insanlar bile değişik statülerde çalışıyorlar. Şimdi, bu yasayla, 24 000'e yakın Telekom çalışanımız; yani, kamuya geçme hakkı olan, havuza geçme hakkı olan Telekom çalışanlarımız, çok büyük ölçüde rahatlayacaklar. Yeterli midir; ben, on yılı teklif ediyorum; on yıl, çok daha iyi olur; devlet açısından iyi olur, şirket açısından da iyi olur, şirketin de kabul edebileceği bir tekliftir diye düşünüyorum; ama, bir de, 24 000 kişiye yakın kapsam içi personel var. Yani, onların bir kısmı kapsam dışına alındı satıştan evvel, Adamını bulanlar, hatır gönül kullananlar, kapsam dışına alınarak bu haktan faydalanma hakkını kazandılar; ama, kimseye kavuşamayan, adamını bulamayanlar kapsam içi olarak kaldılar, İş Kanunu statüsündeler. Muhtemelen, evet, yüzde 45'i devletin hissesi, mutlaka, devlet, devir sözleşmesine, imtiyaz sözleşmesine bunların iş güvenliğiyle ilgili birtakım maddeler eklemiştir diye düşünüyorum, en azından eklemesi gerekir kanaatini taşıyorum; bu sözleşmeyi görmedik, okumadık ama. Fakat, bir şey var; bu insanlara da bu hakkı verelim. Bu insanları da, yani kapsam içi personeli de, nasıl olsa, iş güvenceleri sona erdiği takdirde, 657'yle ilişkilendiren, özelleştirmeden doğan bir kanunumuz var; biz, bunları 4/C'ye göre kamu personeli yapıyoruz ve onları, zannediyorum, bugünkü ücretlerle, 450 000 000-500 000 000 bir ücretle kamunun değişik işyerlerinde, işte, Adalet Bakanlığımızda, Sağlık Bakanlığımızda, Millî Eğitim Bakanlığımızda 4/C'ye göre geçici statüde memur olarak çalıştırıyoruz; ancak, on ay çalıştırıyoruz. Dolayısıyla bu insanların izin hakkını vermiyoruz. Dolayısıyla, kıdem tazminatlarının ne olacağı da, emeklilik haklarının ne olacağı da meçhul. Biz, Anavatan Partisi olarak, bu konuda bir kanun teklifi verdik; dedik ki: Bu insanların, yani işçi olup özelleştirilince işini kaybedenlerin 657'nin 4/C'sine göre devletle ilişkilendirilmesini artık kaldıralım.
Bana, bir mühendis geldi. Divhan'da çalışıyormuş mühendis, iş sözleşmesiyle; özelleştirmeden sonra dışarı çıkmış. Bu 4/C maddesi kapsamında, tekrar, geçici personel olarak, Millî Eğitim Bakanlığında, Malatya'da bir okula vermişler. Mühendisin aynen dediği şu: "Onbeş yıllık makine mühendisiyim. Geçici personel olduğum için, 657'ye tabi odacıdan daha alt statüdeyim. Bana, okulun odacısı 'şu sobayı yak, şu lavaboları temizle diyor' kendisi güvenceli devlet memuru olduğu için benden daha üst statüde." Şimdi, bu, onur kırıcı bir şey arkadaşlar; bu, onur kırıcı bir şey. Yani, özelleştirmede, işçi statüsünde çalışan mühendisimizi, teknisyenimizi, sürveyanımızı, makinistimizi alıp da, 4/C'ye göre, odacıdan daha alt bir statüde, onların onurunu kırıcı bir çalışma hayatını sağlamak doğru değil. Mademki bu insanları 4/C'ye göre kamuda faydalandıracağız, o halde, mevcut çalıştıkları dikkate alınarak, mevcut statüleri -mühendisse mühendis, teknisyense teknisyen- 657'yle direkt irtibatlandırıp, kendi mesleklerine uygun -Devlet Su İşlerimizde, Karayollarımızda, TEAŞ'ımız da, başka yerlerde- onurlu bir çalışma ortamını sağlayalım. Bunların sayısı çok fazla da değil, 5-6 bin kişi. Telekomda da bu böyle; kapsam içi olan personelin muhtemelen büyük bölümü teknik, vasıflı insanlar. Şimdi, bu insanları -belki bir kısmı devam edecek; ama- yarın yerine asgarî ücretle alıp yetiştireceği elemanları aldıktan sonra, bir de sendikasızlaştırma hareketiyle, tazminatlarını verip kapı dışarı bırakacağız; ondan sonra, 4/C'yle ilişkilendirip, Millî Eğitimde, Adalet Bakanlığında odacı olarak… Peki, bunların içinde mühendis olanları biz odacı olarak nasıl çalıştıracağız veya hizmetli olarak nasıl çalıştıracağız?! Ben diyorum ki, onları da sağlam statüye bağlayalım; bunlar çok fazla değiller; ki, bu 24 000 kişiden muhtemelen 8-10 bininin emekliliği dolmuştur, muhtemelen emekliliklerini vereceklerdir. Zaten, mevcut 6-7 bin kişiyi ilişkilendirdik 4/C'ye göre. Ne yapalım, bu 10 000 kişiye de devlet, bu şirket, bu imtiyazları kullanan şirket… Bak, 400 trilyon lira da Kurumlar Vergisi indirdiğimize göre, yani bu imkânı da ona tanıdığımıza göre… Ee, artık, bu 20 000 kişiye, 15 000 kişiye de, kendisine çalışma karşılığı, insanca yaşama hakkı sağlayacak gücü de var. Yani, yüzde 55'e…
Evet, yatırımcıyı, Anavatan Partisi korumuyor dedi Sayın Bakan. Bütün Türkiye'de dinleyenler bilir ki, Anavatan Partisi liberal bir partidir, her türlü yatırımcının sonuna kadar yanındadır. Yani, Anavatan Partisi, öyle, sermayenin ırkına, cinsine, cinsiyetine, milliyetine, falan filan bakmaz; kim gelip bu memlekete bir taş koyar ise, ona bütün yatırım engellerinin önünü açan zihniyetin partisidir. Türkiye'de değişimi, bu yatırımların önündeki engelleri açan bir partidir. Sayın Bakanım, yani "Anavatan Partisi yatırımlara karşı mı" derseniz, bütün Türkiye'de herkes güler. Herkes bilir ki, Anavatan Partisi, liberal, yatırımcının önünü açan, özel teşebbüse büyük önem veren bir partidir. Yani, yatırımlara karşı olmamız mümkün mü?! Veya yatırımlar noktasında Türkiye'ye kim gelip yatırım yapacaksa, buna hükümetin desteğinin arkasında olacağımızı, sonuna kadar destek olacağımızı buradan açıkça ifade ediyorum. Yani, Türk Telekomun özelleştirilmesindeki statü tartışılır; usule uygun mudur değil midir, Hariri'yle neler görüşülmüştür, bu Kurumlar Vergisi indirimi önceden mi yapılmalıdır, bilinmeli midir?.. Bunlar ayrı bir tartışmanın konusu. Bugün o tartışmanın içinde değiliz. Burada, çalışanların hakkının konuşulduğu bir kanun maddesinin üzerinde çalışıyoruz. O ayrı bir tartışmanın konusu olarak da gündeme gelmelidir. Yani, ihaleden evvel Kurumlar Vergisi düşürülse idi belki de ihale fiyatı 7,5 milyar dolar olacaktı. Yani, bunu yapacaksak önceden yapmalıydık. Veya diğer özelleştirilen kurumlardaki çalışanlara bu Telekom çalışanlarındaki hakkı niye vermiyoruz; onu da ayrı bir tartışma konusu yaparız; ama, bu yasa, hiç değilse, kapsamdışı çalışan Telekom çalışanları için hayırlıdır. Sonuna kadar destekliyoruz. Eksiktir, onu da ifade ediyorum; çünkü, kapsam içindeki personel mağdur edilmektedir. Dün bana geldiler, söyledikleri şu: "Sendika bizi sattı" diyorlar. "7 000 kişinin telefonu var, hepsini yığayım. Özel, sektör, yarın asgarî ücretle alacağı kişilere işi öğrettiği takdirde bizim tazminatları ödeyip dışarıda bırakacak" diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 9 Şubat 2006