Ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s 817)
Malatya Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 121. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Haziran 2006 · 826 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi), 28 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S 817)); konuşma 826 kelime.
Süleyman Sarıbaş (Anavatan Partisi, Malatya). “Ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s 817)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-saribas-22-2006-06-28-atesli-silahlar-ve-bicaklar-ile-diger-aletler-hakkinda-kanunda-degisik-2 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b121/tbmm221251210392.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)Sayın Başkan değerli milletvekili arkadaşlanm; görüşmekte olduğumuz 817 sıra sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanununda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, mevcut kanun tasansmdaki düzenleme, bu sabah Grup olarak getirdiğimiz, şehit aileleriyle ilgili çeşitli kanunlarda yapılan düzenlemenin bir maddesinde zaten bizim de önerdiğimiz bir şeydi. Görevleri nedeniyle, millet için, bu memleket için değişik görevlerde bulunan ve o görevleri başında şehit olan, yurt dışında görev yapan büyükelçilerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz, şehitlerimiz, er ve erbaşlanmıza, onlann silahlannm yadigâr kaldığı, emanet kaldığı, hatıra kaldığı ailelerinin, taşımaları sırasında veya bulundurmalan sırasında, resim, harç alınmamasını öngören bir kanun tasansı.
Doğru bir tasan. Hakikaten bu vatan için kanını, canını toprağa atanlann, ailesinin bir parçasını bu vatan topraklan için şehit verenlerin ondan hatıra kalan silahı taşırken, bir de buna harç ödemesi, devletin bundan harç alması, rumuz alması düşünülemezdi. Çünkü, bu insanlar, sadece bu silahlan hatıra olarak taşıyorlar, Anadolu deyimiyle yadigâr olarak taşıyorlar. Bunun bir bedeli olmamalı, bunun bir bedeli olmamalıydı. Şimdiye kadarki uygulama hakikaten yanlış bir uygulamaydı. Bunda şehit aileleri derneklerimiz bizlere de geldiler, çok makul olarak, her ruhsat yenilemede 700-800 milyon lira harç vermenin kendilerini üzdüğünü, bu şehide ait silahlan, şehidin hatıra silahını, bu bedelleri ödeyemedikleri için iade etmek zorunda kaldıklarını ve bunun doğru olmadığını anlatmışlardı; samimî bir talepti. Bu talebi, biz, kanun teklifi olarak Meclis gündemine getirmiştik.
Sadece bu değildi tabiî şehit ailelerimizin istekleri, başka istekleri de vardı. İşte, şehit aileleri derneklerinin kira ve yakıtlanna devletin katkı sağlamasını istiyorlardı, çok makul bir talepti. Ben inanıyorum, ileriki günlerde Yüce Meclis bunlan da dikkate alacaktır.
Tabiî, şehit ailelerinden 1 kişiyi istihdam ediyoruz kanun gereği, bunun 2'ye çıkmasını istiyorlardı, aile arasında problem yaşanmamasını istiyorlardı ve bir şey çok önemliydi -sabah anlatamadım- önemli olan şuydu; yani, ateş düştüğü yeri yakıyor arkadaşlar, bir ailede vatan için bir şehit olduğu zaman, onun hukukî muamelelerini devletin takip edeceği bir birimi oluşturmak çok önemliydi. Biz dedik ki; Başbakanlığa bağlı bir şehit aileleri veya şehit muameleleri başkanlığı veyahut da müdürlüğü, bir birim kuralım. Ülkenin hangi bölgesinde olursa olsun, hangi birimden olursa olsun, ister polis teşkilatımızdan, ister asker teşkilatımızdan, isterse başka kamu görevlilerinden, bir şehit olduğu zaman, şehit aileleri, ilgili kurumlardan, efendim, işte, ölüm raporlan, otopsi raporlan veyahut da maaş bağlama, veraset ilamlan, şunlarla bunlarla uğraşmasın. Devlet, aynı gün, (x) 817 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. o birim, kuracağımız birim, bu şehidin bütün envanterini, kendisinde bir dosya tutarak, hangi kanunlarda ne hakları olduğunu, ne gibi yardımda bulunulması gerektiğini, onun özel dosyasında muhafaza edip, onun özel dosyasında bilgilendirip, hiç uğraşmadan, bütün kanunî haklarını o ailenin ayağında, evinde bir zarfın içerisinde takdim edecek duruma gelsin. Yani, büyük devletlere yakışan budur.
Bakın, elin adamları geldiler, Çanakkale'de mezarlıklar yaptılar, her yıl geliyorlar, kendi şehitlerini her yıl anıyorlar, torunları geliyor anıyor ve buna mukabil benim ülkem, bu büyük ülke, bin yıldır, hakikaten hep Âkifin dediği gibi, "şüheda fışkıracak" dediği gibi, her santimetrekaresinde şehit kanı olan bu ülkede, yani, 3-5 bin şehit ailemiz için, 3-5 bin dosyayı belli bir merkezde toplayıp bu insanların bütün sorunlarına çare olacak bir birim oluşturabilirdik. Bize de bu yakışır, bu devlete bu yakışırdı, bunlara sahip çıkmak yakışırdı.
Artı; bakıyorum, hemen hemen her şehit ailesinin bir davası var. Şehidin tarifini yapmamışız kanunlarımızda. Alıyoruz askere Mehmetçiği, bir sebepten, ya göreve giderken askerî araçla trafik kazasından veyahut da koğuşta başka bir sebeple vefat ediyor. Haliyle ilgili birlik komutanı "vadesiyle ölmüştür" raporu veriyor, davalar açılıyor.
Değerli arkadaşlar, biz, onları zorunlu olarak alıyoruz. Biz dedik ki, sevk evrakını aldıktan terhis olana kadar, herhangi bir sebeple olursa olsun, görevi başında, görevini deruhte ederken vefat edenlere bir nakdî yardım yapalım. Çünkü, zorunlu olarak aldığınız ve kendi emrinizde devlete hizmet ederken hangi sebeple vefat ederse etsin, o ailenin yüreğinde, o ailenin vicdanında o şehit. Örf, âdetimiz gereği, geleneklerimiz gereği de o şehit. Çünkü, bu vatan için, bu millet için mecbur olduğu halde, mecbur tutarak yaptırdığımız görevi nedeniyle bir ölüm vuku buluyorsa, mutlaka buna destek olmamız, mutlaka katkı sağlamamız lazım.
Zannediyorum, bu Yüce Meclis, bunu -bütün milletvekili arkadaşlarım da benim gibi düşündükleri kanaatindeyim- zamanı geldiğinde bu düzenlemeyi yapacaklardır.
Bu, bir maddelik olmamalıydı; yani, şehitlerimizin başka sorunları da vardı. Evet, bu çok önemli bir düzenlemeydi, arzu edilen bir düzenlemeydi; ama, şehitlerimizin, bugün bilinen 5-6 şehit ailelerimizin 5-6 temel problemleri vardır. Yani, bu 5-6, temel problemi de kapsayacak şekilde, onları en azından -acıyı dindirmesi mümkün değil ama- en azından "benim devletim bana sahip çıkıyor, benim ülkem bana sahip çıkıyor" duygusunu yaşatabilirdi; bu gelişmenin burada başlaması da önemli bir şey. Bu tasan da önemli bir tasan, en azından, şehidinden, eşinden veya oğlundan ay- nlmış yüreği ateşle dolu insanlann, onun hatırasını sandığında saklarken, onun hatırasını evinin bir köşesinde saklarken ona bir de bedel ödememeyi getiren bir taşandır. Bu bakımdan, milletimize hayırlı olsun diyorum, ülkemize hayırlı olsun diyorum, şehitlerimiz için ne yapsak azdır, şehit ailelerimiz için ne yapsak azdır. Şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Onlann kederli ailelerine bir kez daha sabır diliyorum, büyüklerin ellerinden öpüyorum; hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralanndan alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 28 Haziran 2006