İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS’TE BUGÜN
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

Süreyya Öneş Derici

Muğla Milletvekili · Yeni Parti

Genel Kurul, 14. Birleşim · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 560 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Süreyya Öneş Derici (Yeni Parti), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 560 kelime.

Süreyya Öneş Derici (Yeni Parti, Muğla). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sureyya-ones-derici-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 6 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149729

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ (Muğla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Günlerdir söylüyoruz, anlatıyoruz, Türkiye'nin güvenliği, dış politikadaki itibarı ve askerimizin can güvenliği, siyasi hesapların üzerinde tutulması gereken meselelerdir. Mekke Anlaşması'nı bu sorumlulukta değerlendirmek zorundayız çünkü burada yalnızca üç ülke arasındaki askerî iş birliğini değil, Türkiye'nin gelecekte hangi çatışmaların tarafı olabileceğini konuşuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan bu anlaşmayla taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılması öngörülüyor. Askerî destek dâhil çeşitli yükümlülükler getiriliyor ancak bu yükümlülüklerin hangi koşullarda, hangi ölçüde ve hangi sınırlar içerisinde yerine getirileceği konusunda ciddi belirsizlikler var. Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Türkiye Suudi Arabistan'la veya Pakistan'la elbette iyi ilişkiler içinde olmalıdır. Savunma sanayisinde iş birliği de geliştirilmelidir ancak ticari ilişkiler geliştirmek, teknoloji paylaşmak veya ortak tatbikat yapmak ile başka bir devletin askerî çatışmalarında sorumluluk üstlenmek aynı şey değildir. Türkiye başka ülkelerin bütün güvenlik sorunlarını kendi millî güvenlik meselesi olarak kabul edemez. Özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyanın riskleri dengeli bir politika izleme gerekliliğini doğurmaktadır. Suudi Arabistan'ın bölgesel tehdit algısı ile Türkiye'ninki aynı değildir. Pakistan'ın güvenlik öncelikleri ile bizim önceliklerimiz örtüşmek zorunda değildir. Özellikle İran'la ilişkiler ve Yemen'deki çatışmalar açısından bu farklılık son derece önemlidir. Suudi Arabistan'ın bölgesel rekabetleri nedeniyle ülkemizin başka bölge ülkeleriyle karşı karşıya gelmesine yol açabilecek bir düzenlemeyi bir millî çıkar olarak açıklamak mümkün değildir. Diğer taraftan, yıllardır ağır insani bedeller ödeyen Yemen'deki çatışmaların ülkemiz açısından ne gibi sonuçlar doğurabileceğini de göz ardı edemeyiz. Türk milletinin hafızasında Yemen'in ne anlama geldiği bellidir. Bir asır önce Anadolu'nun dört bir yanından gidip geri dönmeyen evlatlarımızın acısı bu milletin türkülerinde hâlâ yaşamaktadır. Evet, bugün farklı bir dünyadayız ancak değişmeyen bir sorumluluğumuz var: Türk askerinin hayatını ilgilendiren hiçbir karar sonuçları yeterince hesaplanmadan alınamaz. Anlaşmanın onaylanmasının doğrudan asker gönderme kararı olmadığını ifade etseniz bile askerî yükümlülüklerin kabul edilmesiyle gelecekte oluşabilecek siyasi baskıları ve fiilî sorumlulukların olası sonuçlarını yok saymak mümkün değildir. Türkiye hangi saldırı durumunda ne tür bir destek verecektir? Askerî desteğin sınırını kim belirleyecektir? Türkiye'nin katılmak istemediği bir çatışmada müttefiklerinden gelecek talepler karşısında nasıl bir tutum izlenecektir? Bu soruların cevabını milletimiz bilmek zorundadır.

Bir diğer önemli mesele anlaşmanın süresidir. Önümüzdeki metin yürürlüğe girdikten sonraki ilk on yıl boyunca olağan çekilme imkânı tanımıyor. Türkiye'nin güvenlik koşulları değişse, bölgesel dengeler tamamen farklılaşsa dahi ülkemiz uzun süreli bir taahhüdün tarafı olacak. Hükûmetler değişebilir, dış politika öncelikleri değişebilir ancak devlet adına üstlenilen uluslararası yükümlülüklerin sonuçları devam eder. Böyle bir kararın yeterli tartışma yapılmadan, muhtemel riskleri bütün yönleriyle değerlendirilmeden alınması çok tehlikelidir. Türkiye NATO ülkesidir, uzun yıllardır içinde bulunduğumuz bu ittifakın yükümlülükleri, askerî planlaması ve kurumsal mekanizmaları bellidir. Yeni bir ortak savunma düzenlemesinin mevcut ittifak ilişkilerimizle nasıl bağdaştırılacağı ve ülkemizin stratejik önceliklerini nasıl etkileyeceği de açıkça belirlenmemiştir.

Değerli milletvekilleri, bu ülkenin askerî gücü uluslararası ilişkilerde kullanılabilecek bir pazarlık unsuru değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, egemenliğini ve millî güvenliğini korumak için vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ (Devamla)Mehmetçik'in canı başka ülkelerin, özellikle ABD'nin bölgesel hesaplarına, İsrail'in bölgesel hesaplarına alet edilemez. Dış politika özellikle Orta Doğu gibi hassas bir coğrafyada ve değişken coğrafyada devletin uzun vadeli çıkarlarına göre yürütülmelidir. Bu çerçevede, Mekke Anlaşması'nın ülkemizin bölgedeki çıkarları ve ilişkileri açısından başkalarının çatışmalarına taraf olması sonucunu doğuracak olması sebebiyle büyük bir risk içerdiğini ifade ediyor, anlaşmayı çok sakıncalı bulduğumuzu bir kez daha vurguluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

135 konuşma daha · 5 Kasım 2026

Günün kaydı →
135 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook