2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Hatay Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 33. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Aralık 2019 · 578 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Suzan Şahin (CHP), 14 Aralık 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 578 kelime.
Suzan Şahin (CHP, Hatay). “2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suzan-sahin-27-2019-12-14-2020-yili-merkezi-yonetim-butce-kanun-teklifi-ile-2018-yili-merkezi-yo (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=83629
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA SUZAN ŞAHİN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
AKP Hükûmeti tarafından hazırlanan ve toplamda 1 trilyon 95,5 milyar lira olan 2020 bütçe teklifinde eğitim, sağlık ve sosyal politikalara ayrılan kaynaklar önceki yılların yine gerisinde kalırken ülke güvenliğinde görev alan kurumlara 2020 için ayrılan kaynak geçtiğimiz yıla göre yüzde 15,9 arttı. En fazla ödenek artışının ise yüzde 29,9’la Sahil Güvenlik Komutanlığında olduğunu görüyoruz.
AKP hükûmetlerinin yanlış dış politikalarıyla ciddi bir güvenlik ve beka sorunu hâline gelen kaçak göçmen ve Suriyeliler sorunu ile Ege Denizi ve Akdeniz’de gün geçtikçe gerilen dengeler göz önündeyken donanmamız ve Sahil Güvenliğe ayrılacak pay çok önemlidir.
Sayın üyeler, mavi vatanımız denizlerimize hak ettiği önemi vermeden gelişmiş ve bağımsız bir ülke olmayacağımız bilinen bir gerçektir. Yüce Atatürk, denizlerin etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini bizlere “Denizciliği Türk’ün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.” sözüyle vasiyet etmiştir. Türk Boğazları dâhil, mavi vatanımızda etkin şekilde deniz güvenliğinin sağlanması için Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde deniz güvenliği ve emniyeti merkezi kurulmalı, deniz güvenlik ve emniyet timleri teşkil edilmelidir. Nitelikli personel ihtiyacı için fakülte ve meslek yüksekokulu kurulmasına yönelik çalışmalara hız verilmelidir.
En önemli hususlardan biri, aynı Bakanlığa bağlı eş düzeydeki Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne tanınan istihbarat yetkisinin Sahil Güvenlik Komutanlığına da verilmesidir. Deniz istihbaratının ayrı bir uzmanlık gerektirdiği unutulmamalıdır. Denizlerde görev yapan tüm kuruluşlar gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesine alınarak Hazine zararı ve denizde çok başlılık önlenmelidir. Daha hızlı, etkin ve kaliteli hizmet sunabilmek için, Sahil Güvenlik taşra teşkilatının görev yapacağı kıyı tesislerinde altyapı ihtiyaçları öncelikle tamamlanmalıdır. Sahil gözetleme, radar sistemi, ağır sınıf helikopterler, insanlı keşif uçağı, İHA, “drone” projelerinin gerçekleştirilmesi hızlandırılmalıdır. Sahil Güvenlik Komutanı koramiral rütbesine çıkarılmalı, oramirallik yolu açılmalıdır, millî sahil güvenlik gemisi tasarımı başlatılmalıdır. Ayrılan bu bütçe umarız bu elzem sorunları çözüm amaçlı kullanılır.
Değerli üyeler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin neredeyse bütün hücrelerine yerleşen FETÖ aktörlerinin alçak darbe girişimi sonrasında TSK’nin yapısının baştan aşağı değiştirilmesine tanıklık ettik. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı alelacele Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve teşkilat yapısından çıkarılarak silahlı bir genel kolluk kuvveti statüsüne dönüştürülmüştür. Bu durumun orduya siyasetin girmesine neden olacağı, askerlik anlayışını bozacağı, dolayısıyla ülke güvenliğimizin olumsuz etkileneceği, komutanlara karşı güven duygusunun zedeleneceği, dikey ve yatay güven duygusuna zarar getireceği göz önüne alınmalıydı. Orduya siyasetin yerleştirilmemesinin ne demek olduğunu bu ülke 15 Temmuzda acı bir şekilde gördü. Bu değişiklikler kapsamlı şekilde tartışılmadığından, ölçülüp biçilmeden yapıldığı için o günden bu yana onlarca değişiklik yapılması gündeme geldi, gelmeye de devam ediyor.
Yıllarca komuta kademesinin kuvvet komutanlığı gibi eğitim görmesi, personelin bu özlük haklarına tabi olması sebebiyle birtakım eksiklikler ve uyumsuzluklar ortaya çıkmıştı. Bu uyumsuzluğun giderilmesi için, bir kolluk olan bu Komutanlık personelinin Emniyet Genel Müdürlüğünde çalışan muadili bir polisin özlük ve sosyal haklarına sahip olması gerekmektedir. Kurumlar arası personel denkliği gereği, aynı özlük ve sosyal haklara, aynı maaşlara aynı ölçüde sahip olmalıdır.
Bu Komutanlık personelinin büyük kısmını oluşturan uzman çavuşlara kadro verilmesi de öncelikli haklarıdır. EYT’liler gibi, “3600 ek gösterge vereceğiz.” deyip vermediğiniz memurlar gibi; işçi, emekli, çiftçi, esnaf, öğrenciler gibi; atanmayan on binlerce öğretmen, mühendis, teknik personelden oluşan mağdurlar ordusuna bir de Jandarma ve Sahil Güvenlik personelimizi eklemeyelim.
Sayın üyeler; maalesef, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bir kuvvet komutanlığı olmaktan çıkarılmış, bu da yetmezmiş gibi son torba kanunla bu Komutanlığa ait orduevleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel yerel ve kış eğitim merkezleriyle kantinlerin tamamının kiraya verilerek özelleştirilmesinin yolu açılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
104 konuşma daha · 14 Aralık 2019