İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 53. BİRLEŞİM · SALI

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Tacettin Bayır

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 53. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Mart 2021 · 1.610 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacettin Bayır (CHP), 2 Mart 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.610 kelime.

Tacettin Bayır (CHP, İzmir). “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacettin-bayir-27-2021-03-02-finansal-kiralama-faktoring-ve-finansman-sirketleri-kanunu-ile-bazi-k (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=95716

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA TACETTİN BAYIR (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun Teklifi, sektördeki şirket temsilcileri için temel yaptırımlar ve yükümlülükleri içeren, tasarruf sahipleri için ise hedeflenen piyasada çok geç kalınmış olsa da genel hatları itibarıyla olumlu sayılabilecek bir adımdır. Teklif, kanunlaşması hâlinde müşterilerin bazı haklarını şirketlere karşı koruyacak olsa da geçmişte, hafızamızda tazeliğini koruyan binlerce finanszedenin geçmiş mağduriyetlerini gidermekten uzak bir pakettir. Teklif, tasarruflarını faizsiz finans modelinde ve tasarruf finansman şirketleri yoluyla kullanarak taşınır ve taşınmaz edinmek isteyen müşteriler ve finansman şirketleri açısından temel haklar ve yükümlülükler getirmektedir.

Uzun yıllardır piyasada var olduğu bilenen tasarruf finansman şirketleri için bugüne kadar yasal bir zemine oturtulma gereği duyulmamıştır. Bu şirketler önemli bir kitleye hitap etmektedirler. Sektörde 7 tane büyük ana firma bulunmaktadır, sayıları tam olarak tespit edilmese de yerel firmalarla birlikte yaklaşık 300 firmada 1 milyon vatandaşın konut finansman ve organizasyon şirketlerinin müşterisi olduğu tahmin edilmektedir. Bu kadar insanı etkileyen, yıllardır denetime tabi tutulmayan ve vatandaş için risk oluşturan bu şirketlerin yasal olarak güvence altına alınmasının olumlu fakat geç kalınmış bir adım olduğunu düşünmekteyiz.

Türkiye’de bugüne kadar 300 bin kişi konut alırken dolandırıldı. Burada görülmesi gereken, ısrarla savunulan İslami finans modelinin ve bu şemsiyenin altına toplanan benzer anlayıştaki şirketlerin piyasanın ihtiyaçlarına çare olmadığıdır. Kanun teklifiyle, finansman şirketlerinin likidite taahhütlerini karşılayamaması hâlinde ivedilikle bir tasfiye düzenlemesi hayata geçirilmektedir. Komisyonda da dile getirdiğimiz üzere, benzer uygulamanın yirmi yıldır mağduriyet yaşayan İhlas Finanszedeleri için de yapılması önemlidir; hem ekonomide yaratılan güvensizlik ortamının iyileştirilmesi hem de İslami finans modeline dayanarak piyasada varlığını sürdüren firmaların hukuki zemine oturtulması ve halkın tasarrufunu güvence altına alacak bir sistemin oluşturulması gerekmektedir.

Vatandaşa çok cüzi taksitlerle istediği yerden ev, istediği modelde araba vadeden; topladıkları gelirleri ne amaçla kullandıkları takip edilmeyen bu şirketlerin kontrol ve denetim altına alınması anlayışını desteklemekteyiz ancak ileride yaşanabilecek olası hak ihlallerinin önüne geçmek ve vatandaşı korumak amacıyla teklifteki bazı kısımların yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, yasama yetkisinin yürütmeye devrini bir alışkanlık hâline getirmiş olan iktidarın bu teklifinin 11’inci ve 20’nci maddeleriyle bu defa yargı yetkisini yürütmeye devretme girişimine karşı çıkıyoruz.

Teklifin 11’inci ve 20’nci maddelerinde yer alan ve mevcut kanunda yargı yetkisinde olan yurt içindeki içerik ve yer sağlayıcısı tarafından işlenen, Bankacılık Kanunu’ndaki izinleri almadan faaliyet yürüten internet siteleri hakkındaki erişimin engellenmesi kararının sadece bir yıl önce değişmiş yasadan geri adım atılmak suretiyle mahkemelerden alınarak BDDK’ye verilmesi, diğer bir ifadeyle, yargı yetkisinin yürütmeye devredilmesi düzenlemesinin tekliften çıkarılmasını önerdik. Ancak teklifin söz konusu 15’inci maddesi, tasfiye komisyonu üyelerine, aldıkları kararlar, yerine getirdikleri görev ve fiiller nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk yüklememektedir; burasını önemsiyoruz. Komisyonda verdiğimiz önergeyle, bu kişilerin eylem ve işlemlerinin, sorumluluklarının genel hükümlerine göre değerlendirilmesini teklif etmemize karşın önergemiz reddedilmiştir. Tasfiye etme konusunda yetki verilen söz konusu üyelerin keyfî kararlarının önüne geçmek adına hukuki, idari, mali ve cezai olarak sorumlu tutulması gerekmektedir.

Bir ay içerisinde tasarruf ve finansman şirketlerinin başvurusunu istiyorsunuz. Peki, bu finansman şirketleri bir ay içerisinde başvuruda bulunmaz ise, gerekli şartları yerine getirmez ise ne yapacaksınız, bununla ilgili belirgin hiçbir şey yok yasada.

17’nci madde de sistemin istikrarını sağlamak ve yeni kanuna uyum için olumludur ve tasarruf finansmanı şirketlerin süre uzatımı başvurularında asgari sermayelerini denkleştirmeleri için ek süre talep edemeyecek olmaları doğrudur ancak verilen intibak süresini uzatma yetkileri gözden geçirilmelidir. Teklif, BDDK’ye 2 uzatma yetkisi vermektedir. Birinci olarak, teklif maddesi, kanuna intibak için şirketlere altı ay bir süre öngörmekte ve şirket, kanuna uyum için ek bir plan sunması hâlinde BDDK bu süreyi en çok altı ay uzatma yetkisine sahiptir. İkinci olarak ise BDDK, intibak süresini altışar ayı geçmemek üzere 2 defa uzatabilecektir. İkinci olarak verilen 2 defalık süre uzatma yetkisiyle birlikte şirket on sekiz aylık intibak süresine kavuşacaktır. Peki, bu süreçte toplanan paralar nerede, nasıl saklanacaktır? Çünkü sistem işlemektedir, şu anda şirketler para toplamaya devam etmektedirler. Ancak bu süre kanuna uyum açısından çok uzundur, makul bir süre verilmesinde yarar vardır. Ayrıca, BDDK, mevzuata uyum amacıyla takdir yetkisi kullanacağı belli şirketler üzerinde değil, kanuna altı aylık sürede intibak edememiş bu madde kapsamındaki tüm şirketlere bu süre uzatımını genel bir kararıyla getirebilmelidir. Komisyonda verdiğimiz önergeyle maddenin 1’inci fıkra kapsamındaki tüm şirketleri kapsayacak biçimde düzenlenmesini talep etmemize rağmen önergemiz reddedilmiştir.

Bankacılık Kanunu’yla ilgili bir maddeyi de bu kanun teklifinin içine koyup “Hazır gelmişken bunu da geçirivereyim canım.” deyip banka ortak sayısını 5’ten aşağıya çekmek, pay defterine kayıt yaptırarak şahıslarda devrî sağlamak gibi bir teklifi de kanunla ilgisi olmayan bu torbanın içine attılar ve ne yazık ki ısrarımız sonucunda, uyarılarımız sonucunda çektiler, geçici madde eklediler.

Teklifin 20’nci maddesiyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır. Söz konusu madde teklifin 11’inci maddesiyle paralel bir maddedir; her iki teklif maddesi de içerik ve yer sağlayıcısı yurt içinde olan internet sitesinde işlenen ve Bankacılık Kanunu’nda yaptırımı düzenlenen izinsiz faaliyetlerle ilgili erişim engelleme kararını mahkemelerin elinden almaktadır. Yargı yurt içi kaynaklı içerik ve yer sağlayıcısı internet sitesinin erişiminin engellenmesindeki yetkisini mevcut kanundaki gibi devam ettirmelidir. Komisyon görüşmelerinde maddenin Genel Kurulda değiştirilebileceği bazı AKP milletvekilleri tarafından da söylenmişti. Önergemiz de erişimin engellenmesi kararının yargı yetkisinden alınmamasını önermiş, maddeden çıkartma önergesi verilmiştir.

Sonuç olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, teklifin genelini, gecikmiş olmasına rağmen olumlu bulmaktayız. İleriye dönük gördüğümüz bir kanun teklifi olmakla beraber bu, geçmiş yıllara yayılmış ve binlerce vatandaşımızı mağdur etmiş finanszede sorununu kalıcı biçimde çözmekten uzaktır. AKP iktidarı, yıllarca faizsiz konut ve araç piyasasında yaşanan büyük vurgunlara karşı somut adım atmaktan geri durmuştur. Bu bakımdan, geçmiş mağduriyetleri çözmek adına Komisyonda eklenebilecek maddelere iktidar bir kez daha sessiz kalmıştır. Genel Kurulda önerilerimiz doğrultusunda kanun teklifinin düzenlenmesi hâlinde hem tasarruf sahiplerinin haklarını daha fazla koruyacak hem de piyasada rekabet, güven, denge unsurlarını sağlayabilecek, şirketlerin yükümlülüklerini netleştirebilecek düzenlemelerin yapılabileceğini savunuyoruz.

Neredeyse finans kurumlarının istemlerine göre kanun çıkarılıyor. İddia ediyorum ki AKP iktidarı bu ülkenin 83 milyon insanını bir elin parmakları kadar az iş adamına teslim etmiş durumdadır. Siyasi parti milletvekillerinin bulunduğu Komisyonda ilk kez -çıkarılacak olan bu yasanın- bu işi yapan iş adamlarının Komisyonu takip ettiklerine ve AKP’li Komisyon Başkanıyla, vekillerle görüştüklerine, zaman zaman itiraz edip müdahale ettiklerine ilk kez şahit oluyorum. Beş buçuk yıldır Komisyonda görev yapıyorum, çıkacak olan bir kanuna, Komisyona sermaye sahiplerinin müdahale ettiğini ilk kez görüyorum.

Geçmiş yıllarda saadet zinciri oluşturup bankerzedeler, Jet Fadıllar, Çiftlik Bankın tosuncukları tarafından binlerce insanımız alın teri ve emeği heba edilip dolandırıldı. Acaba yeni bir felaketle karşı karşıya mıyız diye insan düşünmeden edemiyor.

Ayrıca, belirtmeden geçemeyeceğim; zamanında AKP Hükûmeti bu firmaların açılışlarına gidip âdeta insanlara güven telkin ettiler. Şimdi, nerede bu sahtekârlar? Devlet olarak peşinde miyiz tosuncukların? Bilen yok. Yandı bitti, kül oldu, gitti. Olan yine garibanların birikimlerine oldu.

Geçtiğimiz günlerde, Komisyon Başkanının ağzından kaçırmasıyla, yandaş bir televizyon kanalında bahsi geçen firmalardan birinin çok sık reklam verdiği ve bu konuda, saraydan gelen talimatla “Kontrol altına alalım bunları ve yasa çıkaralım.” dediğini de öğrenmiş olduk. Sistemin nasıl çalıştığını anlamaları için arkadaşlarıma bunu söylemek zorundayım. Bu finans kuruluşlarının, ülkenin önemli caddelerinde albenisi yüksek iş yerleri kiralayarak âdeta banka görüntüsü verecek biçimde bürolar açtığını görüyoruz. İster istemez aklımıza bu yatırımları nereden ve nasıl karşıladıkları sorusu geliyor. Şimdi gelelim o soruya: Bu arkadaşlar her ne kadar müşterilerine “Bu işin içinde faiz yok.” deseler de bu parayı ödeyen vatandaşlar bankalardan ödüyor mu? Ödüyor. O zaman, bu finans kurumları bankalardan faiz almayacaksa o parayı nerede saklayacaklar? Kendimizi kandırmayalım.

Ayrıca şunu sormak istiyorum: Şimdi, bu firmaların kendi işletmelerindeki büro giderleri, personel giderleri, kira giderleri, devasa reklam giderleri var. Bu paralar faiz olmayan bir sistem içerisinde kimden, nasıl kazanılıyor? Nasıl kazanıyorsunuz bu parayı? Eğer bir sistem içinde... Yani, bunun maliyeti, bunun katılımcılarına yüklenmemiş ise -finans kurumları Komisyonda katılımcılardan para alındığını ifade ettiler, bu rakamın düne kadar yüzde 7 civarında olduğu ifade edildi- muhtemelen bu bir komisyon bedelidir. Her ne kadar bu, sistemde, vatandaşın daha erken ev alması gibi, daha erken araç alması gibi, yardımlaşma gibi görünse de asıl meselenin gözden kaçırıldığı, bankalardaki farklılığın ortaya çıkacağı yani parasal akışın faizi olmayan, faiz sisteminde çalışmayan İslami bankalar üzerine yönleneceği gibi bir endişeyi taşıyorum. Bu uygulamanın, mevcut bankaların işleyişine müdahale edeceğini düşünüyorum. Aylık tahsil etmekle kalınmayacağını, alınacak ev yada otomobilin hangi müteahhitten, hangi firmadan alınacağı yönlendirmesini de yeşil sermayeye uzatacaklarını düşünüyorum. Ülkeyi yönetenlerin sermaye gurupları arasında taraf olmasını onaylamıyorum. Hayata geçmesi durumunda tarihe de geçeceğinizi ifade etmek istiyorum.

Aslında, AKP’nin son yıllarda yaptıklarıyla tarihe geçtiğini iddia edebilirim. Örneğin, eğitimi yazboz tahtasına çevirerek tarihe geçtiniz! Üniversiteleri bilim yuvası olmaktan çıkarıp medreseye dönüştürerek, üniversite kapılarına kelepçe takıp öğrencileri içeri almayarak, yurt yapmayıp gençlerimizi cemaat ve tarikatların kucağına iterek, YÖK’e ve üniversite yönetimlerine AKP’li yandaşlarınızı atayarak, Atatürkçü düşünce topluluklarının etkinliklerini engelleyerek, başka insanların hakkını gasbedip liyakat sistemini kaldırarak, eş dost, akraba, dayı yeğen atamalarıyla tarihe geçtiniz! Seksen yılda oluşan 131 milyar dolarlık borcu on sekiz yılda 304 milyar dolara çıkararak tarihe geçtiniz! Ülkemizin kurucu değerlerini yok etmeye çalışarak tarihe geçtiniz! Türkiye Cumhuriyeti’nin T.C. kısaltmasını, Atatürk resimlerini ve “Ne mutlu Türk’üm diyene!” ulusal birliğimizin çimentosu olan sözleri kurum adlarından, “web” sayfalarından, dağlardan taşlardan silerek; ulusal Andımız’ı kaldırarak, 19 Mayıs, 23 Nisan gibi ulusal bayramlarımızın kutlanmasını sudan nedenlerle yasaklayarak, 10 Kasımda “Anıtkabir’i bakıma aldık.” deyip ziyaretçilere kapatarak tarihe geçtiniz! Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tartışılması mümkün olmayan ilk 4 maddesini tartışmaya açarak tarihe geçtiniz! Yasama, yürütme ve yargı erkini tek kişide birleştirerek, tek adamlı parti devleti kurarak tarihe geçtiniz! Anayasal rejimi ilgilendiren çok önemli yasaları bile Meclise -tek adam tarafından torbaya atılıp- tasarı değil teklif yöntemiyle getirerek, yargı ve hukuk sistemine yaptığınız müdahalelerle adalet kavramını yok sayıp talimatlarla ayar verdirerek, seçimleri “gizli oy, açık tasnif” yerine “açık oy, gizli tasnif”e dönüştürerek tarihe geçtiniz! Yetmedi, yasaların soyut, genel ve nesnel olması evrensel ilkesinden vazgeçilerek kişiye özgü yasalar çıkararak tarihe geçtiniz! Yoksulluğu ve işsizliği artırarak, mutfaktaki yangını büyüterek tarihe geçtiniz! Başta, saman, buğday, ayçiçeği gibi temel ürünlerimizi ithal ederek; EYT’lilerin sorunlarını görmezden gelerek…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

85 konuşma daha · 2 Mart 2021

85 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook