Ülkemizde eğitim alanındaki gelişmeler hakkında
Kayseri Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 732 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Taner Yıldız (AK Parti), 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDE EĞİTİM ALANINDAKİ GELİŞMELER HAKKINDA); konuşma 732 kelime.
Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Ülkemizde eğitim alanındaki gelişmeler hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-22-2005-12-29-ulkemizde-egitim-alanindaki-gelismeler-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
TANER YILDIZ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gündemdışı konuşmamda, ülkemizdeki eğitim alanındaki gelişmeler ve üniversitelerimizin mevcut durumu konusundaki görüşlerimi dile getirmek istiyorum.
Tabiî, geçmiş hükümetler döneminde Millî Eğitim Bakanlığı bütçelerine baktığımızda, üçüncü veya dördüncü sırada yer alan Bakanlık bütçesinin, özellikle AK Parti Hükümetleri zamanında birinci sıraya geçtiğini görüyoruz. Çok kısaca hatırlatacağım: 2002 yılında 7 460 000 000 YTL, 2003'te 10 179 000 000 YTL, 2004'te 12 366 000 000 YTL ve 2005'te ise 14 882 000 000 YTL'lik bütçeden aldığı payla, bütün diğer bakanlık bütçeleri arasında birinci sıradaki yerini almıştır. Bu konu, AK Parti Hükümetlerimizin, eğitime, insan yetiştirmeye ne kadar büyük bir değer verdiğinin göstergesidir; zira, milletlerin gelişmişliğinin ve devamlılığının, eğitime verilen önemle mütenasip olduğunu biliyoruz. Özellikle, bütçelerin görüşüldüğü, bakanlık bütçelerinin görüşüldüğü bu hafta içerisinde, ilgili bakanlık olan Millî Eğitimi Bakanlığının bütçesi üzerinde bu tür konuşmalar fazlasıyla yapılmıştır.
İktidarımız döneminde, Türkiye'deki bilgisayar eğitimi ve destekle alakalı açılan kampanyayı ve ücretsiz kitap projelerinin 270 000 000 adete ulaşmasını ve meslek liselerinin, açık liselere kayıt yaptırabilmeleriyle alakalı, ilgili yönetmelikle düzenlenen konuyu hep beraber biliyoruz.
Özellikle, üniversitelerimizin öncelikli fonksiyonu, bilimsel çalışma üretip, ürettiği bilginin ülke gelişmesi yönünde kullanılmasını sağlamaktır; ama, üzülerek görüyoruz ki, üniversiteler, bu yöndeki enerjilerini yerinde yeterince kullanamıyorlar. Gelişmiş ülkelere baktığımızda, üniversiteler, ilim ve teknoloji üreten merkezler konumunda. Bunun için de, okullaşmaya çok fazla önem veriliyor.
Kayseri'den bir örnek vererek konuya girmek istiyorum. Erciyes Üniversitesi, kurulduğu yıldan sonra, ilgili bütün 53 tane üniversite arasında önce 7 nci, sonra da 5 inci sıradaki yerini aldı. Buradaki en büyük faktör, özel sektörün, Kayserili hayırseverlerimizin 60 000 000 dolara yakın bir miktarda yaptığı yatırımlardır.
Altyapı çalışmalarının özel sektör tarafından, hayırseverler tarafından bu kadar büyük bir bağışla tamamlanmasından sonra, bunun, artık, içini bilimsel olarak doldurmak kalıyor.
Japonya'da okullaşma oranının yüzde 40'lar, Kanada'da yüzde 88'ler ve ABD'de ise yüzde 81'ler civarında olduğunu biliyoruz. Ancak, genç nüfusun çok olduğu ülkemizde, bu oranın yüzde 18'lerde kaldığını söylemek zorundayız.
Kalkınmış ülkelere baktığımızda, üniversite sayısının hem çok olduğunu hem de nitelik olarak üniversitelerin ileri düzeyde olduğunu, ne yazık ki, söylemek zorundayız.
Ben, özellikle verilen fonlarda ve son günlerdeki gündemin, AB ülkeleri gibi Türkiye'de çerçeve programlarına, gayri safî millî hâsıla dikkate alınarak hesaplanan bir aidat ödüyor biliyorsunuz. Türkiye'nin ilk kez katıldığı ve 6 ncı çerçeve programı içerisindeki aidatının 240 milyon euro civarında olduğunu biliyoruz. Bu rakamların hangi oranlarda kullanıldığını, dün, Başbakanımız da açıklamıştı. Ben, kısaca, tekrar etmek istiyorum.
Ulusal Koordinasyon Biriminin verilerine göre, Türk araştırmacılarının ortak olduğu, takribi 2 200 proje başvurusundan 320 civarında bir kabul gördü; bunun yüzde 15'ler civarında olduğunu görüyoruz. Yine, 1 360 tane proje başvurusundan 242 tanesinin de kabul edildiğini görüyoruz; bu oran da yüzde 18'ler civarında. Şimdi, Türk araştırmacılarının programından sağladığı proje desteği 50 000 000 euroyken, bu rakamın 170 000 000 civarındaki katkıyla beraber ancak yüzde 30'lar civarında olduğunu söyleyebiliriz.
Yine, TÜBİTAK yetkililerinin de bildirdiği üzere, Türkiye'nin programda istenen geri dönüş sağlayamamasının iki tane temel sebebi var; bunlardan bir tanesi, tam zamanlı araştırmacı sayısının yetersizliği ve Türkiye'de 27 000 civarında bulunuşu. Bu sayı Almanya'da 480 000'in üzerinde, aynı oranda olmasına rağmen; ama, Almanya'da çerçeve programına başvuru takribi 21 000 civarındayken, Türkiye'de bu başvurunun 1 200'ler civarında kaldığını görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı, lütfen, tamamlayın.
TANER YILDIZ (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Tabiî, üniversitelerimizde sorgulamamız gereken önemli üç dört tane ana unsur var; ama, şahsî görüşlerimi belirtmek açısından, maliyet-fayda nosyonunun oluşmayışı ve malî ve beşerî kaynakların rasyonel kullanımıyla alakalı bir problemin mutlaka üniversitelerimizde aşılması gerekmektedir. Bunlar aşılmadığı takdirde, maliyeti daha yüksek fiyata satın alabilirliğiyle alakalı konularda eğer bir hassasiyet oluşturmazsak, en büyük KİT'lerin oluşmasıyla alakalı bir riskle karşı karşıya geliriz. Özellikle yurt dışına aktarılan beyin göçüyle beraber 1 milyar dolar civarına yaklaşan bir Türkiye'ye maliyet vardır.
Belki de sorgulamamız gereken temel sistemle alakalı bir konuyu da şöyle belirtebiliriz: Üniversitelerin yönetilmelerinin profesyonelce sağlanması için, belki de profesör olmayan; ama, kendi dalında son derece kaliteli, seviyeli, bilimsel araştırmalar yapan profesörlerimizin belki aynı başarıyı idarecilikte sağlayamamış olmalarından kaynaklanabilir. Bunlar için bir genelleme yapmak belki mümkün olmayabilir; ama, bugün, Einstein'ın bir rektör olduğunu düşünsek, belki de, bilimsel araştırmada sağladığı başarıyı, aynı idarecilikte sağlayamayabilirdi. O yüzden, belki, bu sistemi sorgulamakta fayda var; dolayısıyla, kimi rektörlerin üniversitede seçimle, kimi üniversitelerde atamayla, kimi üniversitelerde mütevelli heyet aracılığıyla, kimi üniversitelerde ise bir arama kurulu aracılığıyla yapılabilmesinin bekli de sağlanmasının vakti geçmiştir.
Ben, bütün bu duygu ve düşünceler içerisinde, eğitimde daha iyi seviyeleri yakalayabileceğimiz bir Türkiye umuduyla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005