Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)
Kayseri Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 44. Birleşim · 5. yasama yılı · 29 Aralık 2010 · 710 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Taner Yıldız (AK Parti), 29 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:395)); konuşma 710 kelime.
Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-12-29-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; gündem dışı söz alan Sayın İzzettin Yılmaz’ın konuşmaları üzerine Hükûmetimiz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Milletvekilimizin bahsettiği gibi, Hatay ili Erzin ilçesinde bir termik santral kurmayı planlıyoruz. Hepinizin de bildiği gibi, özel sektör, müteşebbislerle beraber oluşturmaya çalıştığımız enerji piyasasında ithal kömüre dayalı bir santral kurulacak ve bu santral yaklaşık 900 megavat civarında olacak. Yine, İskenderun’da, yakın bir mevkide kurulan ve şu anda son derece verimli bir şekilde çalışan kömüre dayalı bir termik santral şeklinde inşallah çalışmasına devam edecek.
Çok kısaca, kurulacak santralin geçmişiyle alakalı bir kısım işlemlerden ben de bahsetmek istiyorum: Bildiğiniz gibi, bir firma tarafından 900 megavat civarında kurulacak olan bu santralin, tesisin kurulacağı toplam inşaat alanı yaklaşık 15,5 hektar civarında. Çevre ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda Hatay Valiliğiyle beraber yapılan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6’ncı maddesi gereğince, İl Genel Meclisince 10 Kasım 2006 tarihinde ve Antakya Belediyesi Meclisince 8 Mart 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giriyor. Bahse konu planın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı yürürlükten kalkıyor ve yaklaşık yirmi ay yürürlükte kalan Hatay ili 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın Hatay İdare Mahkemesinin 10 Kasım 2008 tarih ve ilgili sayılı kararıyla yürütmesi durduruluyor, daha sonra yine aynı Mahkemenin 10 Mart 2009 tarihli Kararı’yla da iptal ediliyor. İptal kararı üzerine, Hatay ili 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı yürürlükten kaldırılıyor, daha sonra 19 Kasım 2009 tarihinde yapılan koordinasyon toplantısıyla beraber nihai ÇED raporu üzerinde bir kabul görüyor ve söz konusu toplantıya Erzin Belediyesi olumsuz görüşüyle beraber katılıyor.
Hatay İl Özel İdaresince yürütülen ve 1/25.000 ölçekli İskenderun Körfezi ve Yakın Çevresi Çevre Düzeni Planı’na göre, proje alanının bir kısmının günübirlik tesis alanı, bir kısmının kumsal alan ve geri kalan alanın da tarımsal niteliği korunacak şekliyle özel mahsul alanının kaldığı ve 1/25.000 ölçekli Yakın Çevre Düzeni Planı’yla beraber ilgili 3194 sayılı İmar Kanunu yönetmelikleri çerçevesinde de değerlendiriliyor ve bu konu 18 Kasım 2009 tarihi itibarıyla da Çevre Bakanlığına bildiriliyor.
Tarım İl Müdürlüğünün 8 Nisan 2009 tarihli yazısında, arazi üzerinde herhangi bir tarımsal ürün bulunmadığı, toprak yapısı itibarıyla tamamen kumsal olduğu ve tarımsal faaliyete uygun olmadığı, sahanın kuzey kısmında ise tarla bitkileri üretimi yapılan arazinin bulunduğu hususu belirtiliyor.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, tarım, kültür varlıkları, tabiat varlıkları, sit alanlarının medeniyetin beşiği olan ülkemizde her bir tarafta bulunma imkânı var ama bunlarla çakışmadan da yine enerjiyle alakalı hassasiyetlerimizin korunabilme kabiliyeti de gelişmiştir. Zaman zaman bahsediyorum, 8.484 kilometre kıyısı olan, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin aslında bütün bu saydığım işlemleri yapabilecek kabiliyetleri var. Yani hem tarımı yapmamız lazım -bizim ülkemizin zenginliğidir- hem turizm yapmamız lazım hem enerjiyle alakalı varsa kaynakları değerlendirebiliyor olmamız lazım.
Geçen hafta içerisinde Japonya’daydık. Dünyanın en büyük nükleer güç santralleri Japonya’da. Toplam sahil boyu mesafesi 3,2 kilometre; 1,5 kilometre derinliği var, çarpıp bölün, hepsi toplam 5-6 kilometrekareye sığabilen büyüklükler bunlar. Kashiwazaki’deki santral dünyanın en büyük nükleer güç santrali, toplam büyüklüğü bu kadar. Yani şimdi biz her türlü işi yapıyoruz da tabii ki narenciyeyle alakalı işlemleri yapacağız, tabii ki Erzin’deki tabii güzellikleri biz koruyacağız ama toplamında bu kadar işlem yaptığımız yerin Türkiye'nin narenciye ihracatını etkileyebilmesini düşünmek doğru değildir diye belirtiyorum. Yani biz bütün bunların her birisini yapabilecek durumdayız. Turist her tarafa geliyor da niçin, hemen yanı başındaki yere gelmemiş oluyor? Bakın, tekrar tekrar söylüyorum. Dünyanın en büyük turist çeken şehri Paris’tir; Türkiye'nin toplam turist çekiminin yaklaşık 2 katı kadar, 55-56 milyon kadar turist çekmektedir; hemen yanı başında nükleer güç santrali var, hemen yanı başında termik santral var. Artık, yeni gelişen teknolojiyle beraber, bunların her birinin yan yana yapılabileceğini… Yeşil alan, tarım alanları, termik santraller, turizm alanları, kültür varlıklarıyla alakalı müzeler, her birini bir arada yapabiliriz. O yüzden, ben, özellikle belirtiyorum ki bizler, çevrenin kirlenmesine ne İskenderun’da ne Erzin’de ne Hatay’da ne de Türkiye'nin hiçbir yerinde müsaade etmeyiz ve bununla alakalı hassasiyetlerimiz kesinlikle azalmış değildir ama biz, büyüyen, gelişen ve sürekli değişim içerisinde bulunan Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayabilmek açısından da bütün bunlara cevap verebiliyor olmamız lazım; hem Türkiye'nin arz güvenliğiyle alakalı kaynak çeşitliliğini artırıp hem de bütün kaynaklarda enerji kaynaklarıyla alakalı işlemleri yapabiliyor olmamız lazım. Türkiye tarımıyla beraber de büyüyecek, turizmiyle beraber de büyüyecek, enerjisiyle beraber de büyüyecek çevre ve ekolojik şartlara da hiçbir şekilde sıkıntı getirmeksizin.
Ben bu konuda hepimizin benzer görüşlerde olduğu kanaatiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 29 Aralık 2010