Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)
Kayseri Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 44. Birleşim · 5. yasama yılı · 29 Aralık 2010 · 890 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Taner Yıldız (AK Parti), 29 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMINA İLİŞKİN KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:395)); konuşma 890 kelime.
Taner Yıldız (AK Parti, Kayseri). “Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımına ilişkin kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.:395)”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/taner-yildiz-23-2010-12-29-yenilenebilir-enerji-kaynaklarinin-elektrik-enerjisi-uretimi-amacli-ku-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de tekrar saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Sayın Coşkunoğlu’nun sorusundan başlayarak onu en azından garanti altına almaya çalışayım, biraz önce vakit kalmamıştı. Rüzgâr ve güneşin önümüzdeki beş yıl içerisindeki, kurulu güç içerisindeki bu projeksiyonda nasıl bir yer alabileceğiyle alakalı, kendileri soru sordular. Kurulu güç itibarıyla ve üretim miktarları itibarıyla aslında şöyle bir önemli soru: Güneş ve rüzgâr, kurulu güç ile üretim miktarı arasındaki korelasyonun en fazla açıldığı enerji kaynaklarıdır. Nasıl? Bunu biraz -teknik tabir- açmamız lazım. Eğer siz bir gaz santrali kurmuşsanız veya bir nükleer güç santrali kurmuşsanız, hele hele bir kömür santrali kurmuşsanız neredeyse bir yıl içerisindeki toplam 8.640 saatin kaynaklarına göre 7 bin saat, 7.500 saat, hatta 8 bin saat üretilmesini, en son teknolojiyle beraber de -artık yakıt çubukları da işletmedeyken değiştirilebiliyor- son jenerasyonla neredeyse 8.500 saatlik bir üretim yapma imkânınız var. Hâl böyleyken rüzgâr ve güneşte bu kadar iyimser konuşamıyoruz rakamlar itibarıyla. Niçin? 8.640 saatin, rüzgârda, ülkemizde 2.300 saatler civarında, 2.800 saatler civarında, zaman zaman da 3 bin saatleri aşan bölgelerin olduğunu görüyoruz. Güneşte ise 1.800 saatler civarında bir ortalama görüyoruz. O zaman, biraz önceki bahsettiğimiz kaynakların neredeyse üçte 1’i, kaynağına göre dörtte 1’i, hatta beşte 1’ine varan kurulu güçten üretim miktarına dönüşen bir üretim projeksiyonu elde edebiliriz. O zaman -bunları ikinci soruyla da birleştirerek söylüyorum- dünyanın hiçbir yerinde, Türkiye de dâhil, ülkelerin büyüme hızını karşılayabilecek enerji kaynakları olarak -ne yazık ki teknik sonuç budur- yenilenebilir enerji kaynakları yetmemektedir. Gönül böyle istemez, akıl böyle temenni etmez ama gerçek bu. Tekrar ediyorum: Ülkelerin büyüme kaynaklarını, büyüme rakamlarını karşılayabilecek rakamların yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanamadığını görüyoruz.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)Efendim, sekiz sene önce başlasak daha iyi olmaz mıydı?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Normalde tabii ki daha iyi olur. Bunun, her işin kendine has bir kültürü, kendine has bir rakamı var. Sekiz yıl önce başlanan bir güneşin, şu anki rakamlardan çok pahalıya mal olacağını da söyleyebilirim. Bunu bir teselli olarak söylemiyorum, bu da bir tespittir. Bakın, iki yıl önce, 28 euro sentten olması lazım geldiğini…
OKTAY VURAL (İzmir)Peki, beş yıl sonra yapsak bugün daha mı pahalı olacak?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Onun bir dengesi var, belki beş ay sonradır. Onu da konuşabiliriz.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta)“Geciktik.” demek ne kadar mantıklı?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI TANER YILDIZ (Kayseri)Yok, düz mantık yok orada ama ben size rakamlarla cevap vereyim isterseniz: İki yıl önce dünyada 28 euro sentler civarında güneşin fiyatının makul olduğu söylenirken bugün aynı makuliyet söylenmiyor. Siz yapacağınız on yıllık alım garantileriyle başkasının teknolojisine finansman sağlarken şu anda yapacağımız düzenleme aynı anlama gelmeyecek. Bunu, hep beraber, ilgili kanun maddesi geldiğinde tekrar cevaplandıracağız.
Ama Sayın Coşkunoğlu’nun sorusuna tekrar dönersek: Mademki yenilenebilir enerji kaynakları ülkelerin büyüme hızını karşılayamıyor, o zaman maksimum oranda o güçten ülkelerin yararına bir yatırım elde etmemiz lazım. Dünyadaki yenilenebilir enerji kaynaklarının ortalaması yüzde 16’ları aşmış durumda değil hâlâ. Bakın, Çekoslovakya, Almanya, İspanya, Portekiz gibi rüzgâra ve güneşe en fazla yatırımın yapıldığı ülkelerde dahi, şu anda bunlarla alakalı teşvik rakamları gözden geçiriliyor. Global krizin tesiriyle hükûmetlerin genel bütçeleri üzerindeki yaptıkları etkilemeler özellikle bu sübvansiyon rakamlarını çok fazla tesir altına aldı. Bizim burada 10 euro sentler veya karşılığı olan 13,3 dolar sentler civarındaki güneşe vereceğimiz teşvikler, ülkenin güneşiyle alakalı avantajları yine ülkede bırakmasıyla alakalı, doğru tespitler olacaktır.
Bakın, bugün Almanya’da, 800 saat civarında yani toplam 8.640 saatin on birde 1’i, onda 1’i kadar güneş ışınımı olan bir ülkedeki verilen sübvansiyon rakamlarının takdir edersiniz ki Türkiye’de verilmesi doğru olmaz çünkü Allah’ın güneşi bizim bu ülkemize daha fazla ışınım yapıyorsa bundan yine bu ülkenin insanının yararlanması lazım, gidip de bir başka teknoloji sahibinin, bir başka ülkenin teknoloji sahiplerinin yararlanmaması lazım. O yüzden bizim buradaki fiyatla alakalı -değerli konuşmacı Sayın Tankut da belirtti, diğer arkadaşlar da belirttiler- biz diyelim ki bu rakamları 2 katına çıkaralım, yatırımcı belki 3 katına çıkacaktır ama bunun bir optimum noktası var, bir dengesi var. Hem vatandaşımız için pahalı olmayacak hem de bu yatırımların zamanında yapılmasını sağlayacak bir orta nokta bulmamız lazım. Bu rakamlar konuşmamın başında belirttiğim 121 bin megavatlık lisans müracaatlarına etkiyecek rakamlardır. “(A) firmasına vermeyin lütfen, (B) firmasına vermeyin, bana verin.” diyen yatırımcıların herhâlde bu rakamları bilerek yaptığını anlıyoruz. O yüzden bu rakamları ille yükseltmeye çalışmak vatandaşımız açısından doğru bir sonuç oluşturmayacaktır.
Şimdi, bizim bu önümüzdeki beş yıl içerisinde, özellikle rüzgârla alakalı minimum 13 bin megavatlık bir kurulu gücü Türkiye’ye kazandırmamız lazım geldiğiyle alakalıdır. 2023 yılına kadar da 20 bin megavatlık bir rüzgârı Türkiye’ye kazandırmamız lazım. Güneşte biraz daha ihtiyatlı gideceğiz. Özellikle Karaman bölgesi gibi, Urfa bölgesi gibi, Antalya bölgesi gibi hem tarım arazilerini etkileyebilecek ama aynı zamanda güneşin en fazla olduğu bölgelerde Türkiye’de biz maksimum 600 megavatla başlamak istiyoruz. Bu, şu anda, gelişen teknoloji ve ilerleyen malzeme bilimiyle beraber 2,2 hektar ile 1,8 hektar arasında, 1 megavatına karşılık gelen bir zemin kaplıyor.
Burada yine sit alanlarını, kültür varlıklarını, tarım arazilerini korumamız ve Türkiye’deki hem tarımla alakalı ihracatı olumsuz yönde etkilemeyecek hem de iç ihtiyaçlarımızın karşılanmasına mâni olmayacak bir yapıyı sağlamamız lazım. Önümüzdeki beş yıldaki projeksiyonumuz budur.
Üretim miktarlarıyla alakalı konuya gelirsek: Aynen biraz önce belirttiğim rakamlarda, katsayılarda, bölgelerine göre değişen -bir kısım yerlerde 2.800 saat, bir kısım yerlerde 2.200 saatlik- rüzgâr üretimleriyle toplam bu güç kaynaklarının dörtte 1’ine karşılık gelecek bir üretim portföyü de oluşturmayı düşünüyoruz. Güneşte de aynen belirttiğim oranlarda üretim düşünüyoruz.
Arz ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 29 Aralık 2010