2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Bolu Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 42. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2011 · 1.029 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Tanju Özcan (CHP), 19 Aralık 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2012 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2010 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 1.029 kelime.
Tanju Özcan (CHP, Bolu). “2012 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tanju-ozcan-24-2011-12-19-2012-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2010-yili-merkezi-yonetim-kesin-h (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=15111
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA TANJU ÖZCAN (Bolu)Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bütçe görüşmelerini aşağı yukarı en başından bu yana, neredeyse hiç aksatmadan izleyen bir arkadaşınız olarak bazı tespitlerimi ve üzüntülerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle üzüldüğüm konu şu arkadaşlar: Özellikle AKP adına yapılan konuşmalara bakıyorum, bürokratlar elinize birer metin tutturmuşlar, aşağı yukarı tüm arkadaşlarımız aynı konuşmaları yaptılar. Arada o konuşmaların dışına çıkıp bir şeyler söylemek isteyen arkadaşlarımız da ne yaptılar biliyor musunuz? Sadece Sayın Başbakana methiyeler düzdüler. Hatta, arkadaşlar, 100’ün üzerinde arkadaşımız burada yaptığı konuşmada şunu söyledi: Sayın Başbakandan bahsederken “Dünya lideri.” kavramını ısrarla kullanmaya devam etti.
EMRULLAH İŞLER (Ankara)Şüpheniz mi var?
TANJU ÖZCAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, şu konuda bir anlaşalım: Dünya lideri olmak bu kadar ucuz değil. Dünya lideri olmak son derece ciddi bir şey. Bir adamın dünya lideri olarak sayılabilmesi için belli şeyleri yapması lazım.
Evvela ben şunu söyleyeyim size: Dünya lideri dediğin sözünün eri olan adam olur. Dünya lideri dediğin sabah başka, akşam başka konuşmaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
EMRULLAH İŞLER (Ankara)Sizin Başkanınız öyle konuşuyor.
TANJU ÖZCAN (Devamla)Dünya lideri elini masaya vurduğunda ses getirir, ses getirir, öyle olmaz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Siz dünya lideri arıyorsanız AKP’li dostlarım, dünya lideri arıyorsanız Türkiye'nin çıkardığı dünya liderleri var. Bakın Mustafa Kemal Atatürk’e, o, tam bir dünya lideriydi, sabah başka, akşam başka konuşmazdı. Bakın İnönü’ye, sabah başka, akşam başka konuşmadı. (CHP sıralarından alkışlar)
O anlamda, arkadaşlar, ben sizden özellikle rica ediyorum, Sayın Başbakan gibi her gün fikir değiştiren, her saat fikir değiştiren birini lütfen dünya lideri olarak tanımlamayın, “Dünya liderliği” kavramını da bu kadar ucuzlatmayın.
Bakın, ben bunu niye söylüyorum? Arkadaşlar, birkaç hatırlatma yapacağım: Bakın, Sayın Başbakanın fikir değiştirdiği belli konular… Kibar olsun diye “Fikir değiştirdiği” diyorum. Bakın, Rasmussen’le ilgili, hatırlatmak için söylüyorum. 2 Nisan 2009, Rasmussen Genel Sekreter adayı olmuş NATO’ya. 3 Nisanda, bir gün sonra Başbakan demiş ki: “Rasmussen’e karşıyız. Karikatür krizini yönetemeyen adam dünya krizini mi yönetecek?” Peki, ne olmuş iki gün sonra? 5 Nisan 2009, bakın, mutlu son. NATO Genel Sekreteri olarak havaalanında kendisini karşılamış Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı.
Devam edelim arkadaşlar. Bir Mavi Marmara olayı var, hepimizi çok derinden üzen. Türk bandıralı gemiler Hükûmetin bilgisi dâhilinde Gazze’ye yardım götürmek için yola çıktı, doğru mu? Ne zaman 31 Mayıs 2010’da. Peki, ne oldu burada 31 Mayıs 2010’da? İsrail uluslararası sularda gemimizi bastı, Türk Bayrağı taşıyan gemiyi ve 9 arkadaşımızı şehit etti; doğru mu? Aynı gün Recep Tayyip Erdoğan ne dedi: “İsrail özür dileyecek, İsrail tazminat ödeyecek, Gazze’ye ambargoyu kaldıracak; başka türlü affetmem.” Sonuç ne oldu arkadaşlar? Sonuca bakalım: İsrail özür dilemedi, tazminat ödemedi, üstüne üstlük Türkiye'nin müracaatı ile Gazze ambargosu hukuki hâle geldi. Bugün bundan cesaret alan İsrail ülkesinde ezanların yasaklanması için Parlamentosuna yasa teklifi verdi. Maalesef İsrail’in başaramadıklarını biz başarmış olduk, onlara yardımcı olmuş olduk.
Bir Libya meselesi var arkadaşlar. Tarih 30 Kasım 2010, Tayyip Bey Kaddafi İnsan Hakları ödülünü alıyor. Daha bir sene olmuş bakın, resme bakın. Peki, tarih 28 Şubat 2011, Tayyip Erdoğan demiş ki “Libya’ya NATO müdahale etsin.” diyenlere: “NATO’nun orada ne işi var, saçmalamayın kardeşim.” demiş. Demiş mi? Demiş. Tarih 21 Mart 2011, Libya’ya müdahale içerisinde Türkiye aktif olarak yer almış, bunu herkes, bütün dünya biliyor.
Füze kalkanı sistemi… Bakın, niye dünya lideri değil, bunu anlatmaya çalışıyorum. Recep Tayyip Erdoğan diyor ki önce: “Ya, yok böyle bir şey. Nereden çıktı?” Sonra diyor ki: “Böyle bir kalkan kurulacaksa komuta kesinlikle bizde olmalı.” Arkasından ne oluyor, sonrasında ne oluyor? NATO diyor ki: “Böyle bir şey söz konusu değil, komutayı Türkiye’ye veremeyiz.” Bunun sonucunda Başbakan ne diyor biliyor musunuz? “En azından bize bilgi verecekler.” diyor. Ee, yani bizim toprağımıza kalkan kuracaklar, en azından kullanacakları zaman bilgimiz olacakmış. Çok şükür, bunu başardı dünya liderimiz.
Rumlar meselesi var arkadaşlar. Rumlar meselesinde ne oldu petrol arama konusunda? “Merak etmeyin, öyle şey olmaz, yapamazlar.” dedi Sayın Başbakan. Sonra ne oldu? “Böyle bir aramaya gerekirse müdahale ederiz.” denildi. Peki, bunu yaptılar mı? Yapamadılar. Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı dedi ki: ” Türkiye'nin müdahalesi söz konusu değil. Bu konuda Amerika Birleşik Devletlerinden garanti aldık.” Sonuç ne oldu? Rumlar petrolü aradı, Rumlar petrolü de buldu, Rumlar petrolü pazarlayacak hâle geldi, biz uzaktan Piri Reis Gemisi’nden Rumları dikizliyoruz, yaptığımız başka bir şey yok.
Değerli arkadaşlar, PKK’yla yapılan görüşmeler… Önce ne dedi Sayın Başbakan? Meydan meydan dolaştı “PKK’yla görüşen şerefsizdir, namerttir.” dedi.
KAMER GENÇ (Tunceli)“Alçaktır” dedi.
TANJU ÖZCAN (Devamla)Arkasından ne oldu? PKK’yla, Sayın Başbakanın, özel temsilcisi aracılığıyla, doğrudan görüştüğü ortaya çıktı. Çıktı mı, çıkmadı mı?
İSMAİL KAŞDEMİR (Çanakkale)Sen anlayamazsın onu.
TANJU ÖZCAN (Devamla)Başbakan “PKK’nın ayağına özel temsilcimi gönderdim.” dedi, itiraf etti bunu. Sen bunu anlamadın. Sonuç ne oldu biliyor musunuz? AKP eli kanlı terör örgütüyle masaya oturan bir Hükûmet olarak anıldı ve Damat Ferit Paşa Hükûmetiyle birlikte tarih sayfasında aynı yerde yer aldı, şimdiden bunu garantiledi. (CHP sıralarından alkışlar)
Suriye’yle ilişkilere gelelim arkadaşlar: 1999 yılından bu yana Suriye’yle ilişkiler sürekli gelişiyordu, sizin döneminizde de bu ivme arttı. Sonrasında ne oldu? Altı ay öncesine kadar Şamgen anlaşmaları vardı, bunları konuşuyorduk, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapıyorduk. “Kardeşim Esad” söylemleri vardı. Böyleydi araları, su sızmıyordu. Sonra ne oldu? “Kardeşim Esad” gitti, “Diktatör Esad” geldi, “Kardeş Suriye” gitti, “Düşman Suriye” geldi.
EŞREF TAŞ (Bingöl)Hiçbir ilgisi yok.
TANJU ÖZCAN (Devamla)Suriye muhalifleri Türkiye’de silahlı eğitim alır oldu. Şimdi ne oldu? Sıfır sorunla başlamıştı AKP Hükûmeti Suriye’yle, sıfır ihracat noktasına geldi. Füzelerini Türkiye’ye çevirmiş bir komşu yarattık yanı başımızda. Eskiden Türk dostu bir halk vardı, şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağını yakan bir halk var Suriye’de. Resmen kendimize düşman bulduk.
Ermeni meselesi… Aniden Ermenilerle ilişkilerimizi normalleştirmek istedik Cumhurbaşkanını Ermenistan’a gönderdik maça. Sonra yalvar yakar Sarkisyan’ı da Türkiye’ye getirdik. Hatta, rahatsız olmasın diye Azeri bayraklarını da toplattık Bursa’da.
BÜLENT TURAN (İstanbul)Ayıp ya! Türkiye öyle bir şey yapmaz.
TANJU ÖZCAN (Devamla)Sonrasında ne oldu? Sonrasında ne oldu? Buna rağmen Ermeni diasporasına yaranamadı Hükûmetimiz. Akdamar’daki kiliseyi de açtı, her şeyi yaptı. Sonuçta ne oldu? Sonuçta ne oldu geldiğimiz noktada? Fransa gibi ülkeler soykırımı önceden tanımıştı, şimdi soykırımı inkâr etmeyi de suç sayar hâle geldi.
Bakın, buna bir parantez açmak istiyorum, çok önemli, dünya liderliği testi yapalım isterseniz, bakalım Başbakan bunu yapabilecek mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Fransa 2001 yılında soykırımı suç olarak tanıdı. Etkili önlemler alamadık…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
104 konuşma daha · 19 Aralık 2011